'Eyven kişi yol alamaz maksudunu tez bulamaz Yoğ olmayan var olamaz varını dağıtmak gerek.'
Niyazi Mısri
seen from United States
seen from China
seen from Pakistan
seen from United Kingdom
seen from Brazil

seen from United Kingdom
seen from Iraq
seen from United States
seen from United States
seen from Russia
seen from United States
seen from Brazil
seen from United States
seen from United States
seen from Japan
seen from United States
seen from New Zealand

seen from Vietnam
seen from China
seen from Lithuania
'Eyven kişi yol alamaz maksudunu tez bulamaz Yoğ olmayan var olamaz varını dağıtmak gerek.'
Niyazi Mısri
Nuh dünyanın bu hale geleceğini bilse batırırdı gemisini..
Ferhan Şensoy
Jurnalci.com - jurnalci
https://jurnalci.com/hz-nuh-cep-telefonuyla-konustu-diyen-akademisyen-ilber-ortayliyi-ikna-ederdim-92543.html
'Hz. Nuh cep telefonuyla konuştu' diyen akademisyen: İlber Ortaylı'yı ikna ederdim
Hz. Nuh’un kendisine inanmayarak gemiye binmeyen oğlunu ikna etmek için cep telefonuyla görüştüğünü iddia eden İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cihan Yavuz Örnek, açıklamalarından sonra üniversite yönetiminden ‘konuşma’ uyarısı aldığını söyledi. Örnek, “Bıraksalardı kendimi ispat edebilirdim” dedi.
Hürriyet’ten Salim Uzun’un haberine göre, Nuh Tufanı ile ilgili açıklamalarından sonra yaşadıklarını anlatan Örnek, “Programda beni sinirlendirdiler. Tuzağa mı düştüm anlamadım. Bu olayı uygun bir lisan ile söylemem lazımdı. Pat diye cep telefonu dedim, millet havaya kalktı. Beni bıraksalardı kendimi ispat edebilirdim” dedi.
Televizyon programına çıktığı için pişman olduğunu kaydeden Örnek, “Ben bilim insanıyım. Desem ki, ‘Tahtadan bir gemiye hayvanları bindirmişler’ yüzüme tükürürler. Ben doğruları söyledim ama o programa çıktığıma pişman oldum. Ciddi destekler alıyorum. Hatta kitabımın yabancı dile çevrilmesi de isteniyor” diye konuştu.
Tarihçi-Yazar İlber Ortaylı’nın “Başka iş yapsın” sözünü de değerlendiren Örnek, şöyle devam etti: “Pat diye cep telefonu deyince pot kırmış oldum. Eleştirenlere de üzüldüm, kızdım. İlber Ortaylı’ya değil ama sosyal medyada küfredenlere kızdım. Beni destekleseydi (İlber Ortaylı) karizması çizilirdi. O gerekeni yaptı. Benimle yüz yüze konuşsa kendisini ikna ederdim.”
”İnsanlar karşı tarafı dinlemeden yorum yapıyor. Bana belgelerimi söyletmediler. Üniversite de bize posta koydu demeyeyim de ‘Hocam bu işleri şimdi konuşma’ dedi. ‘Biraz ortalık soğusun ondan sonra devam edersin’ dediler.”
Jurnalci.com
Jurnalci.com - jurnalci
https://jurnalci.com/ilber-hocadan-hz-nuhun-cep-telefonuyla-konustugunu-iddia-eden-profesorebaska-is-yapsin-91147.html
İlber Hoca'dan Hz. Nuh'un cep telefonuyla konuştuğunu iddia eden Profesör'e:''Başka iş yapsın''
Tarihci İlber Ortaylı, Nuh tufanına ilişkin “Hz. Nuh’un oğluyla cep telefonuyla konuştuğunu” iddia eden İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Yavuz Örnek’e yanıt verdi.
Ortaylı, “Bilim adamının her şeyden önce kavramları, her şeyden önce terminolojiyi kullanması lazım. Başka iş yapsın. Bu çok kaba bir şey. Bunu kalkıp milyonların önünde konuşmak inanılmayacak bir şey” diye konuştu.
“Cep telefonuyla görüşme işi nedir?” sorusu üzerine Ortaylı şunları söyledi:
Demek ki kafası ermiyor bu işe. Başka iş yapsın. Bu çok kaba bir şeydir. Erich Von Daniken tipi bir şeyi ciddiye de alabilirsin, alamazsın tabi… Bunu kalkıp tabi böyle bir işi kalkıp da milyonların önünde konuşmak inanılmayacak bir şey. Orada mucizeden bahsedersin, o kadar. Mucizeyi herkes kendine göre… Mucizeyi fizik, kimya ve matematikle temellendirmeye kalkmak eblehliktir. Mucize mucizedir, bir iman işidir.”
Jurnalci.com
Jurnalci.com - jurnalci
https://jurnalci.com/hz-nuh-icin-oyle-bir-sey-soyledi-ki-beyin-yakti-91069.html
Hz.Nuh için öyle bir şey söyledi ki... Beyin yaktı!
Pelin Çift’in sunduğu ve TRT’de yayınlanan Öteki Gündem programında Nuh Tufanı konusu işlendi. Programa damga vuran olay ise, İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri Fakültesi’nden Öğretim Üyesi Dr. Yavuz Örnek’in ‘Hz.Nuh’un oğlunu cep telefonuyla aradığı’ iddiaları oldu.
TRT’de yayınlanan Pelin Çift’in sunduğu Öteki Gündem programında Nuh Tufanı işlendi. Program konukları İbn Haldun Üniversitesinden Dinler Tarihi konusunda uzman olan Prof.Dr. Ömer Faruk Harman ve İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri Fakültesinden Öğretim Üyesi Dr. Yavuz Örnek oldu.
Programa Öğretim Üyesi Dr. Yavuz Örnek’in iddiaları damgasını vurdu. Açıklamaları ile Pelin Çifti ve Prof. Dr. Ömer Faruk Harman’ı da şaşırtan Dr. Yavuz Örnek, Hz.Nuh zamanında günümüzden çok daha ileri seviyede teknoloji olduğunu ve bir bilim adamı olarak bunları ispatlayabileceğini iddia etti.
Oğlunu cep telefonu ile aradı
Dr. Yavuz Örnek, konuşmasında Nuh Tufanı esnasında Hz. Nuh’un kendisine inanmayarak gemiye binmeyen oğlunu ikna etmek için cep telefonu ile görüştüğünü savundu. Örnek ayrıca 10 bin yıl önce o dönemde Hz. Nuh’un 400 metrelik dalgalara dayanan çelik levhalardan yapılmış bir gemi inşa ettiğini ve bu geminin nükleer enerji kullandığını söyledi. İddialarının hep bilimsel kanıtlara dayandığını belirten Örnek soru üzerine bunları açıklamakta zorluk çekti.
Dr. Yavuz Örnek ayrıca Nuh’un oğlunun uçan bir cisim kullandığını, Hz. İsa’nın 2000 yıl önce değil 2 bin 300 yıl önce doğduğunu, Nuh Tufanının bölgesel değil tüm dünyada gerçekleştiğini, gemiye canlı hayvan alınmadığı, Hz. Nuh’un döllenmiş bir dişi bir erkek yumurta sipariş ettiğini ve siparişlerin o dönemde Amerika’dan, Fransa’dan Hz. Nuh’a yollandığını belirtti. Yavuz Örnek’in çok iddialı konuşması üzerine Pelin Çift ve Prof.Dr. Ömer Faruk Harman oldukça şaşırdı. Pelin Çift’in düzeltme çalışmalarını da “ben bilim adamıyım bilim adına konuşuyorum” diye engelledi.
Jurnalci.com
Jurnalci.com - jurnalci
http://jurnalci.com/ataturkun-el-yazisiyla-hz-muhammed-sutan-vahdettin-hakkindaki-dusunceleri-85370.html
Atatürk’ün el yazısıyla Hz. Muhammed ve Sutan Vahdettin hakkındaki düşünceleri..
Mustafa Kemal Atatürk’ün kendi el yazısıyla kaleme aldığı notlar yayımlanmıştı,bu notlarda en dikkat çekici bölümleri ise Atatürk’ün Hz.Muhammed ve Sultan Vahdettin’le ilgili olan kısımlardı.
Milliyet’ten Mert İnan’ın haberine göre, Yapı Kredi Bankası arşivlerinde bulunan notlar, Yücel Demirel’in hazırladığı “Atatürk/Belgeler, Elyazısıyla Notlar, Yazışmalar” adlı kitapta yer aldı.
Mustafa Kemal, notlarında son Osmanlı Padişahı Vahdettin’i şöyle tanımlıyor:
“Osmanoğulları’nın otuz altıncı ve sonuncu padişahı Vahdettin’in saltanatı döneminde millet en derin esaret çukurunun önüne getiriliyor. Binlerce yıldan beri bağımsızlık kavramının seçkin örneği olan Türk milleti, bir tekme ile bu çukurun içine yuvarlanmak isteniyor. Fakat bu tekmeyi vurdurmak için bilinçsiz bir hain gerekliydi. Nasıl ki yasal olarak ölüm cezasına çarptırılanların bile ipini çekmek için duygularından arınmış bir yaratık aranır. Ölüm kararını verenlerin böyle aşağılık bir araca ihtiyaçları vardır. O kim olabilirdi? Ne yazık ki bu milletin hükümdar, sultan, padişah, halife diye başında bulundurduğu Vahdettin… O, bu davranışıyla kendini öldürdü.”
Kitapta, Atatürk’e ait notların görselleri, hem eski Türkçe hem de günümüz Türkçe çevirileriyle yer alıyor. Atatürk’ün Birinci Dünya Savaşı sırasındaki yazışmaları, Birinci Meclis’e milletvekili yollamak istemeyen Yozgat eşrafının mektubu, Mustafa Kemal Paşa’nın Meclis Başkanı seçilmesinden sonra yaptığı konuşmanın metni, Şehzade Ömer Faruk Efendi’nin Anadolu’ya geçmesiyle ilgili yazışmalar, Anadolu’daki savaşın olumsuz sonuçlanma ihtimali karşısında Meclis’in Kayseri’ye taşınmasıyla ilgili yazışmaların yer aldığı eserde, Başkumandanlık tartışmalarıyla ilgili muhaliflerin eleştirilerine cevaplar, saltanatın kaldırılması hakkında Meclis’te yaptığı konuşmanın el yazısı notları bulunuyor.
Yunan Ordularının mağlup edilmesinden sonra TBMM Başkanı Başkumandan Mustafa Kemal imzasıyla notlar kaleme alan Atatürk; “Büyük ve Asil Türk Milleti” diye başlayan bu notlarında, şu düşünceleri paylaşmış:
“Ordularımız İzmir’i ve Bursa’yı zaferle kurtardı. Asya imparatorluğuna yeltenen küstah bir düşmanın savaş meydanlarına gelmek cesaretinde bulunan ordu kumandanları ile kumanda kurulları günlerden beri TBMM hükümetinin savaş esiri bulunuyorlar. Düşmanın başkumandan atadığı General Trikopis, umutsuzca savaştıktan ve her kurtuluş çaresini denedikten sonra sonuçta, emrindeki generaller ve kurmayları ve kumanda ettiği ordunun elinde kalabilen artıklarıyla teslim oldu. Eğer Yunan Kralı da bugün esirlerimiz arasında bulunmuyorsa bu hükümdarların belirleyici özellikleri yalnız milletlerinin eğlencelerine katılmak olduğundan, savaş alanlarının felaketli günlerinde onların saraylarından başka bir şey düşünmemek huylarındandır. Batı fabrikalarının çelik zırhlarıyla kapanarak büyük Yunan orduları artık Anadolu dağlarında subayları tarafından terk edilmiş zavallı sürülerden ibaret kaldı.”
Kitapta, Atatürk’ün Hz. Muhammed hakkındaki düşüncelerini notlar halinde kaleme aldığı bölümler ise günümüz Türkçesiyle şöyle aktarılıyor: “Efendiler, yine bilinmektedir ki dünya yüzünde yüz milyonluk bir Arap kitlesi vardır ve bunların Asya’daki kısmı Arap Yarımadası’nda yoğun olarak bulunur. Peygamberliğe ulaşmış olan Fahr-ı Âlem Efendimiz (Hazret-i Muhammed) bu Arap kitlesi içinden Mekke’de dünyaya gelmiş bir mübarek varlıktı. Tanrı birdir ve büyüktür ve bu büyük olan Allah insanları yarattığı andan Cenab-ı Peygamber’in ölümüne kadar onları aydınlatmak, doğru yolu göstermek için aracılarla onlarla ilgilenmiştir. Allah, kullarının bir gelişmişlik noktasına ulaşmasına kadar kendi araçlarını kullanmasını tanrılığın gereklerinden saymıştır. Onlara Hazret-i Adem Aleyhisselâm’dan başlamak üzere sınırsız peygamber ve elçiler göndermiştir. Peygamberimiz aracılığıyla en son dinsel ve yaşamsal gerçekleri verdikten sonra artık insanlık ile aracı ile ilişkide bulunmaya gerek görmemiştir. İnsanlığın kavrayış, aydınlanma ve gelişme düzeyleriyle her kulun, doğrudan doğruya Allah tarafından gönle doğan şeylerle ilişki kurma yeteneğine ulaştığını kabul etmiştir ve bu nedenle Hazret-i Muhammed son peygamber olmuştur.”
Atatürk’ün el yazısı notlarında Türk adındaki ilk kişinin Hz. Nuh’un torunu olduğunu belirtirken, “Efendiler, bu dünyada en az yüz milyondan fazla nüfusa sahip büyük bir Türk milleti vardır ve bu milletin yeryüzündeki genişliği oranında tarih anlamında da bir derinliği vardır. Efendiler, bu derinliği isterseniz iki ölçütle ölçelim. Birinci ölçüt, tarih öncesi devirlere ilişkin ölçüttür. Bu ölçüte göre Türk milletinin büyük atası olan Türk adındaki insan, ikinci insanlığın babası Nuh Aleyhisselâm’ın oğlu Yafes’in oğlu olan kişidir. Tarih dönemlerinin belge bulmakta pek hoşgörülü olduğu ilk evrelerine biz de hoşgörülü olalım. Fakat en açık ve en kesin ve en objektif tarihsel kanıtlara dayanarak diyebiliriz ki Türkler on beş yüzyıl önce Asya’nın göbeğinde büyük devletler kurmuş ve insanlığın her türlü yeteneklerini gerçekleştirmiş bir unsurdur” ifadelerini kullanıyor.
Jurnalci.com
Hz. Nuh'un oğlu babasına iman etmemişti. Nitekim babası inananları gemiye bindirirken o ayrılarak bir kenara çekilmişti. Diğer oğulları Hâm, Sâm ve Yâfes babalarına inanmış ve onunla beraber gemiye binmişlerdi. Türk milletinin Yâfes'in Türk adında ki oğlundan türediği rivayet edilir.