Komplo Teorisi Psikolojisi Üzerine Fact-Based Makalem
Komplo teorileri, oluşan, oluşturulan veya üretilen bir mekanizmaya sahip olup, kendi içindeki çelişkileri bir sarmal gibi derinleştiren ve sürekli paradokslar üreten bir teknikle, birbiriyle çelişen bir diyalektiğin de ötesinde, absürd gibi gözüken ama yarattığı ve içinde barındırdığı nedenselliğin bazen anlamlı hem de çoğunlukla ilgi çekici bir şekilde etkileyici merak uyandıran tarzları ve barındırığı gizil düşünce süreçleri sebebiyle, çoğunlukla meraklı kişilerin uğrak alanı olmuştur. Olayları tanımlayamama, ve ne olduğunu tam olarak anlamama üzerine yeniden tanımlama isteği ve sürecinden kaynaklanan komplo teorileri, aynı zamanda konfüzyon ve bir çok yanlış anlamayı içinde barındırıyor. Sadece sıradan insanlar arasında değil, devletlerarası ilişkilere de yansıyan komplo teorilerinin temelinde ortada bir dolap veya dümen çevrildiğine dair bir inançla pekiştirilme var. Komplo teorisyenlerine bir göz atarsak çoğunlukla onların da anlamadığı fenomenleri açıklama çabasından bu işe giriştikleri gözlemlenmiştir. Komplo teorileri, insanların hayatlarında belli durumlarda, çoğunlukla kendimden örnek vermek gerekirse ergenlik öncesi dönemde bütün arkadaşlarımızla beraber sardığımız, ve o dönem bize denk gelen milenyum çılgınlığı ile birlikte ezoterizm, UFOloji, okültizm ve parapsikoloji gibi konuların medya tarafından pompalanması ile beraber, bütün dünyanın ilgisini çeken bir kaçış alanı yaratmıştır. Kendisine fazla gelen konuları insanlardaki öğrenme merakı ve açlığı ile birleştiren komplo teorisyenleri, çoğunlukla insanların çoğunda güzel ve ilgi çekici bir sohbet havası doğurur. Ama çoğunlukla insanlardaki otokontrolün dengelenmesi açısından bir kayıbı ön plana çıkarıp insanların bu duruma inandırılması ile beraber (bu kayıp toplumsal, bireysel, niceliksel ve niteliksel olabilir), insanları kendi kutbuna çekmek isteyen kişilerin arzuları doğrultusunda gerçekleşen bir psikolojik süreç doğuruyorlar. Birbirleri arasında da yarışan bu süjeler, yarattıkları propagandanın etkin durumunu araştırıp, inançlarını yayma peşinde oluyorlar. Kendilerinden daha büyük bir gücün, gizli bir gücün veya kontrolü kaybetme korkusu yaşamanın getirdiği, bir bağ sürecinden yararlanan komplo teorisyenleri, kendileri de bu komplo sarmalının içerisinde yer alıyorlar ve çoğunlukla bu potada eriyorlar. Kişisel bir tepki yolu haline gelen komplo refleksi, kişiye bu konuda “Hadi ordan kardeşim böyle bir şey mümkün mü?”diye karşı çıkan daha rasyonel ve bu konuda bilimsel düşündüğü ve komplo teorilerini reddettiği için hedef gösterilen insanlara kızılıp, bu insanları da bu komplonun içine yerleştirip, komplo teorilerinin başat süjesi haline getirildiği, bu kişilerin de daha sonra bu konularla eğlencesine ilgilendiğini görüyoruz. Muhtemelen Mustafa Kemal Atatürk de bu konularla bu süreçler doğrultusunda başına gelenler dolayısıyla ilgilenmeye ve araştırma yapmaya başladı. Ezoterizm ve okültizm ile ilgilendiği ve çoğunlukla ülkede milli bir politika üretmek için tarihe yüksek bir merakı olan Mustafa Kemal, araştırmaları için Meksika'ya diplomat olarak Tahsin Mayatepek'i yollamıştır. Tahsin Bey orada çalıştığı için Mayatepek soyadını almıştır. Kızılderililerin Türklerle olan dil benzerliği de ilgi çekince, Kızılderililerin Türklerle aynı soydan geldiklerine dair söylentiler çıkmıştır. Bunun dışında konumuza geri dönersek, komplo teorilerinin beş temel inanca sahip olduğu söyleniyor, sürekli kendileri hakkında gizli ve öğrenilmesi istenilmeyen süreçleri korumaya çalışan kişilerin, görünüşün aldatıcı olduğu, düşmanın hep kazandığı, herşeyin planlı olduğu fatalist inanca sahip olanlarda kolayca çalıştığını ve hiçbir şeyin rastgele olmadığına inanç ile birlikte, güç-şöhret-para ve seks süreçlerinin komplo teorileri ile pompalandığını ve hep geçmişte kişinin veya toplumun yaşanan herhangi kötü bir olguyla birleştirildiğini görüyoruz. Bunların çoğunluğu toplumu birleştirme veya ayrıştırma stratejisi olarak da medya tarafından da kullanılıyor. Nesne ve özne arasında kurulan uydurma ilişki ile şaka yoluyla da teorisyenlikten fetişizme uzanan bir sürece sahip oluyorlar. İnanan veya inanmayan iki kişi arasındaki dialog böylece trollenmiş oluyor ve bu trol de fetişizmin bir nesnesi haline geldiği için her zaman insanın içinde bir şüphe bırakıyor. Eyleme anlam verebilecek mutlak temellerin yokluğunda ve tarihin genel anlamı sorusunu yanıtlayan büyük hikâyelerin yokluğunda, şüphe mantığının cazibesi büyüktür. Karşılaşılmayan veya hatta varsayılmayan belirsizlik, şüpheye yol açar, bu da bir soru veya kişilerin talihsizliklerinin nedenleri hakkında endişeli bir sorgulama olarak görülüyor: arkada kim var? Sorumluların kimliği nedir? Şüphe sonsuz olma eğilimindedir. Süresiz ve sınırsız. Kaygı uyandıran doğası gereği, şüpheli ve şüpheliyi sorgulamaya son veren küresel ve kesin bir cevap aramaya iter.
Küresel komploya inanmak, aynı zamanda onu ortaya çıkarmak, komplocuların gizli planlarını ortaya çıkarmak ve maskelerini düşürmek suretiyle sona erdirilebileceğine inanmaktır. Total reddiye'nin zorluğu bazen burdan kaynaklanıyor. Fetişist kısım inanmak isteyenler, örnek olarak “I want to believe” UFO posterlerini bu kısma slogan olarak örnek gösterebiliriz. Aynı zamanda örnek olarak Uzaylılar ve Siyonist Güçler, CIA'nın gizli operasyonlar yürüttüğü ve planlar düzenlediği yaygın bir bilgi olduğundan, hayali olayların tüm muhbirleri için ana hedefi temsil ederler. Tüm küresel ayaklanmalarda CIA'nın görünmez elini görürler. Ajansın kuruluş yılı olan 1947'den ve Soğuk Savaş dönemine girişten bu yana, CIA düzenli olarak "görünmez hükümet" veya "gizli hükümet" efsanevi figürlerine dahil edilmiştir. Bu sayede günümüzde internet sayesinde Amerikan hükümet komplosu ile ilgili paylaşımlar artış göstermiştir. Teorisyenler ise tamamen inanmak zorunda kalıyorlar, çünkü kendileri de yukarıda dediğim gibi aynı çelişkilerin derinleşen potasında kendilerini ifade ederken yalan bile söyleseler, nesne-özne ilişkisi bağlamında ifadeleriyle beraber aynı komplonun içinde varoldukları için inanmak zorunda kalıyorlar. Çünkü aynı paranoyak sürecin içerisinde psikolojik olarak barınmak ve bu durumdan beslenmek zorunda kalıyorlar. Bana göre aynı psişik vampirler ve kan emici sülükler gibi başa bela bir insan güruhu aslında komplo teorisyenleri. Tabi bahsettiğim bu olgular da onlar tarafından geliştirilen olgulara benzeseler de insan hayatında psikoloji kavramı gelişirken kazanılan olguların kavramsal yapı oluşturulurken benzeşmeleri gibi garip bir durum oluşturuyorlar. Yani ünlü psikolog ve psikiyatrlar, bu bilimi oluştururken insan olgusuna dair bütün benzeşmeleri de biraraya katıp aslında hastalarının komplo süreçlerini, istemeseler de, hasta-doktor ilişkisi kapsamında desteklemek zorunda kalıyorlar. Buna örnek olarak psikiyatrik durumda yaşanan dini ve spiritüel süreçlerin varlığına da gösterebiliriz. Paradokslardan biri nedensellik bağının yitirilmesi durumunda yeni ve suni nedensellikler arama ihtiyacında yatıyor, bunu yitirilmesi durumundaki düşünce ise eşzamanlılık düşüncesidir. İki tesadüfi ve nedensellik barındırmayan olayın birbiriyle ilişkilendirilmesi durumunda ortaya çıkan eşzamanlılık düşüncesi, kelebek etkisi ve kaos teorisi ile de ilişkilendirilebiliyor. Bir başka nedenselliğe benzeyen ama aslında bu ibrenin öbür tarafında kalan eşzamanlılık düşüncesi de komplo teorilerini destekleyen bir süreci, hiç alakası olmasa da, yaratmak durumunda kalıyor.
Olaylara küresel bir anlam verme süreci ise toplumsal olarak keşfedilen yüce ve asil fikirlerin kabul edilmesi ve karşıtlarının dayatılmasının sonucunda oluşuyor. Örnek olarak devrimler ve karşı-devrimlerin sonucunda oluşan fikirlerin toplamı aslında bir toplam oluşturmadığı için (çünkü birbirleriyle ilişkileri açısından zıtlıklar dışında belli bir bütün oluşturmak için sınıflandırma kabul etmiyorlar) küresel komploya inanış, aynı zamanda onu ortaya çıkarmak, komplocuların gizli planlarını ortaya çıkarmak ve maskelerini düşürmek suretiyle sona erdirilebileceğine inanmak gibi ifşa süreçlerini insanların kafasına kakmak gibi olaylar günümüzde sosyal medya aracılığı ile normalleştiriliyor. İşlevlerine bakarsak bilişsel işlev kötülükten sorumlu olanlar hakkında bir bilgi sağlıyor, pratik veya pragmatik işlev dünyanın talihsizliklerinin nedenini ortaya çıkararak sihirli bir şekilde silmenin yollarını, komplo dogması ise tarihin öngörülemezliğini silmeye çalışıyor. Dünyanın gidişatının kökeninin kötü olanlara indirgenmiş olması gibi paranoyak düşünceler, temel nedenlere ilişkin varsayılan bilgiye dayalı olarak geleceği öngörebilme hissini kolaylıkla oluşturuluyor. Olaylar dizisi üzerinde entelektüel bir ustalık hissi ise komplo fikri ile tüm düşünce, eylem ve yaratma düzeylerinden yoksun bir çağda kesinliği yeniden canlandırmanın güçlü bir yolunu sunuyor. Ancak, kurucu bir paradoks nedeniyle, komplo inancı belirsizliği derinleştiriyor, kargaşayı artırıyor ve kaygıyı artırıyor; herhangi bir görünür olay örgüsünün sıradan bilgiden kaçarak görünmez bir komployu gizlediğini öne sürüyor. Bu sayede birbiriyle ilintili ve örüntülü gözüken nedenler arasında gerçekten bir ayrışma ve kopma, ilgili kişilerde bir süre sonra paranoya ve korkuya bağlı semptomlar gözüküyor. Okültizm, UFOloji ve ezoterizm konularına geri gelirsek bir takım tarikat ve örgütlerin dünyayı yönettiğine dair düşünceler, tam olarak bu örgütlerin komplo teorilerine dayanan ilgi çekici rit ve süreçlerinin oluşturduğu konulara bağlı olarak gelişiyor diyemeyiz. İnsanların gizil süreçlere merakı ve bilimin dini süreçlerin açıklanmasına kaynaklık ettiği düşünce yoluna girmeye çalışan insanların bir şekilde toplumsal engellerle karşılaşması gibi nedensellikler, gizli ('karanlık') güçlerin, okült güçlerin ve gizli etkilerin görünmez eylemine olan inanç, komplocu zihinlere, gerçek şeyleri görmek için resmi ve görünür tarihin perde arkasına gitme yanılsamasını verir. Komplonun ideolojisi ise dünyanın sefaletini ya da insanlığın talihsizliğini yaratması beklenen sosyal süreçlerin, gizli ve kötü niyetle hareket eden okült gruplar nedeniyle zorunlu olarak manipülasyonlarla açıklandığı inancına dayanır, planlar, programlar veya projeler temelinde. Bu gizli grupların kötü niyetli oldukları kadar güçlü oldukları da hayal ediliyor, bu da şeytanlaştırılmaları için hayali bir temel oluşturuyor.
Batu Balta














