ağzımda acı bir tat var, ellerimde kabuk bağlamış yaralar, göğsümde bir türlü ateşi dinmeyen bir enkaz yatar, dermanımı söyle bana Teodor, acımı dindir günahkâr.

seen from United States
seen from United States
seen from Türkiye
seen from United States
seen from Russia

seen from United States
seen from United States
seen from China

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from China
seen from Türkiye

seen from United Kingdom
seen from China
seen from China
seen from China
seen from Malaysia
ağzımda acı bir tat var, ellerimde kabuk bağlamış yaralar, göğsümde bir türlü ateşi dinmeyen bir enkaz yatar, dermanımı söyle bana Teodor, acımı dindir günahkâr.
kafamın içinde dönüp duran cümlelerin bana huzur vermiyor.
göğsümün sol tarafı sızlıyor, öyle derin derin sızlıyor ki, düşüp dizlerini yaralamış çocuk gibi içim içim ağlayarak sızlıyor, ne edeyim yüreğimde ki bu sızıyı cüneyt, hangi merhem olur derdime devâ?
sen gittiğindendir yaralarım çok arttı benim. içim dışım çizik, elim yüzüm kan oldu, kan ağladım kantükürdümde, yine kimse bilmedi, sende bilmedin.
aynı masada oturuyorduk, birbirine dönük sandalyeler de. hevesle oturtum, bir şeyler sormanı bekledim. günümün nasıl geçtiğini, ne yediğimi, nasıl hissetiğimi, "sana ilaç almadım, ağrın oldu mu? " demeni bekledim. demedin. sadece o küçük bıçakla elmaların kabuğunu soydun, sakin sakin portakalları doğradın. gözünün içine baktım da, gözün bir saniye gözüme değmedi senin. yüzüklerimle oynadım, küpelerimi defalarca kontrol ettim, yine yüzüme bakmadın be anne. sonra tabağı bana uzattın, yüzün baktı yüzüme. biliyor musun, abime özenle soyduğun o meyveleri götürmek nasıl ağrıma gitti benim.
örnek olsun diye hayatımı özellikle siktim.
yutamadığım cümleler var, boş boş baktırıyor beni duvarlara.
içimde bir yerler kırık cüneyt. ne sen düzeltebilirsin, ne de ben. birleştirsek su sızar, yapıştırsak izi kalır, en ufak dokunanda bile âhı kalır.