#cogollos #noches #soltero #lolero #marihuanero #buenapersona (en Universidad Católica del Norte)

seen from United States
seen from United States
seen from Russia
seen from United States

seen from United States

seen from Türkiye
seen from Ukraine

seen from United States
seen from China

seen from Austria

seen from Brazil
seen from United States
seen from United States
seen from Türkiye
seen from United States

seen from United States

seen from Canada
seen from India

seen from Canada

seen from United States
#cogollos #noches #soltero #lolero #marihuanero #buenapersona (en Universidad Católica del Norte)
Yaşadığımız hayatlar diyorum. Çok basit gelmiyor mu size de? Ye iç sıç'tan ibaret. Bir de seks tabii, değişmez amaç. Freud'a göre her şeyin altında yatan ana etken. Çok basit. Hayat diyorum. Yaşadığımız hayatlar. Sorsan herkes depresif, herkes bunalımda. Çok net. 100 kişiye sorsan, sapma paysız 98'i depresif ve mutsuz. Huzursuz. İstediği hayatı yaşayamıyor, istediği seksi yaşayamıyor, istediği işi yapamıyor, istediği şeylere sahip olamıyor vesaire vesaire. Söyleyince fark ettin dimi? Hatta “hakikaten doğru lan” dedin. Doğru çünkü. Ben de böyle fark etmiştim. Biri söylemeyince fark etmiyorsun. Söylenince fark ediyor insan. Doğru bu. Mutsuz hayatlar yaşıyoruz; ama hiçbirimiz bunu düzeltmek için bir şeyler yapmıyoruz. Zor geliyor. Üşeniyoruz. En üşenmeyen “neyi değiştirecek ki sanki” deyip denemiyor. Hayatını değiştirmeyi. Sonra tekrar mutsuz hayatlarımıza geri dönüyoruz. Halbuki denemek bir şey kaybettirmeyecek. Denemiyoruz. Belki denesek her şey düzelecek. Geçen gün birini ikna etmeye çalışırken bir örnek vermiştim. “Mesela en başta çayı şekersiz içmeyi dene.” Bu sizin hayatınızı değiştirmeyecek tabiki. Hatta muhtemelen hayatınızda hiçbir şeye etki bile etmeyecek; ama en azından hayatınızdaki bazı alışkanlıklarınızdan vazgeçebileceğinizi gösterecek. Mutlu veya mutsuz olmak da öyle. Aklına gelen değişiklikleri yapmadan önce, bu değişiklikleri yapmak korkutuyor insanı. Yapabilir misin bilmiyorsun. Yaptıktan sonra mutlu olur musun bilmiyorsun. Zorluyor da bir yandan, üşeniyorsun. Ama bir zincir var. O zinciri kırınca, gerisi geliyor. Hangi konuda olursa olsun. O zinciri kırmak gerekiyor. Kırmadığın sürece mutsuz bir hayat sürüyorsun ve bu mutsuzluk bitmiyor, bitmiyor, bitmiyor. Saçma sapan acıları büyütüp büyütüp hayatının merkez noktasına koyuyorsun. “Aşk acısı” gibi mesela. Aşk bile olmayan takıntıları, hoşlantıları “aşk” diye adlandırıp bir de acısını yaşıyorsun. Dert oluyor bu senin için, halbuki gerek yok. Ya da ne bileyim. Bir şey istiyorsun, onu alamadığın için. İçin acıyor. Üzülüyorsun. Saçma sapan. Amaçsız hayatlar yaşıyoruz. Hayat amacından bahsediyorum. İdeal. Bizim suçumuz değil, sistemin suçu tamamen. Sistem hayallerimizi çaldığı andan itibaren, amaçsız yaşamaya mecbur kalıyoruz. Çünkü hayallerimizin peşinden gidince, toplum bizi dışlıyor. Toplum dışlamasından korkuyoruz. Korkmayanlar da yanlış açıdan yaklaşıyor olaya. “İstediğimle sevişirim istediğimi yaparım kime ne? toplumdan banane” gibi basit bir savunma mekanizması. Basit konular. Sistem de tam olarak böyle işliyor. Sen saçma sapan konularda kendini toplum dışı hissedip özel görüyorsun. Yaptığın hiçbir şey yok. İdealin yok. Işık yok. Hayal yok. Tekil konuşmuyorum. Yaşadıklarımı anlatıyorum. Sonradan fark ediyorsun. Kabullenmek zor, biliyorum. Değiştirmek istemiyorsun hayatını. Mutsuz olmana rağmen. Berbat hissetmene rağmen. Hatta biri sana bunu söyleyince “sanane rrak” diyesin geliyor. Anlayabiliyorum. Mutsuz hayatlar yaşıyoruz; ama hiçbirimiz değiştirmeye de niyetli değiliz. Çok basit hayatlar yaşıyoruz. Günlerinizi sorgulayın. En son yaptığınız “faydalı” şey neydi? Etrafa faydalı olmasına gerek yok. Kendinize. Yaşadığımız hayatlar diyorum. Tek soru: Ne kadar doğru?
Reblog si tienes respeto por la música de calidad.