What colour is luis Armstrong?
Like his vibe blue green yellow etc
seen from United States
seen from China

seen from United States

seen from United States
seen from Albania
seen from United States
seen from Czechia

seen from Netherlands

seen from United States
seen from United States
seen from Azerbaijan
seen from United States
seen from China

seen from Serbia

seen from United States

seen from Netherlands
seen from United States
seen from United States
seen from China

seen from United States
What colour is luis Armstrong?
Like his vibe blue green yellow etc
“Luis said that you can even teach a cat scat”
This is our first lesson we’re doing our best
Bana sımsıkı sarıl, yaptığın büyünün etkisi geçmeden.
Toz pembe bir hayat bu, beni öptüğünde cennet iç çeker.
Ve gözlerim kapalı olsa bile, toz pembe bir hayat görürüm.
Beni bağrına bastığında, dünyam alt üst olur güller çiçek açar.
Ve sen konuştuğunda, melekler şarkı söyler.
Sıradan günlük sözcükler, aşk şarkılarına dönüşüverir.
Bana kalbini ve ruhunu ver, hayat bize her zaman toz pembe olsun... 🌹
*louis armstrong
1959 yılının ilkbaharında, konser vermek için Türkiye'ye gelmiştir. Ufak çaplı da bir sorun yaşamış. Vefa zat'ın otobiyografisi Barmen'den alıntı “1959 ilkbaharında, tüm zamanların en ünlü caz sanatçısı, “altın trompetli” Louis Armstrong, balo salonunda bir konser verdi… Menü özenle hazırlanmış, masa kuverlerine altın çerçeveli lacivert servis takımları atılmıştı. yemek servisinde de sadece gümüş takımlar kullanılıyordu. Masalara altılı şamdanlar konulmuştu. Konsere davetli konuklar kapıda karşılanırken kendilerine şampanya eşliğinde siyah havyarlı ve somon fümeli kanepeler ikram edilmişti. Özün kısası her şey mükemmeldi. Gecenin bir saatinde Louis Armstrong ve orkestrası sahnedeki yerini aldı… Ve müzik başladı. Ancak serviste kabul edilemez bir zamanlama hatası yapılmış, konserin başlama zamanı ile ana yemeğin servis zamanı çakışmıştı. Bunun kaçınılmaz sonucu olarak davetlilerin çatal bıçak sesi, müziği bastırmaya başlamıştı.Louis Armstrong bir anda orkestraya dönerek müziği kesmelerini işaret etti ve müzik bıçak gibi kesildi. Ardından kendisi ve diğer bütün müzisyenler salonu terk ederek odalarına çıktı. İşte o anda salonda bulunan konukların hepsi donakaldı. Salona büyük bir sessizlik hâkim olmuştu. Başlamadan bitivermişti konser. Louis Armstrong ve arkadaşları salonu terk edip odalarına çıkınca, otelin genel müdürü Mr. Basler ve ilgili kişiler sorunu halledebilmek için harekete geçti. Ancak şarkıcıyı ikna edemediler. Sonunda, ‘konsere çıkmazsanız mukavelede yazılı olan bir milyon doları tazminat olarak sizden talep edebiliriz’ deyip sanatçıyı kibarca tehdit ettiler. Tehdit fena halde geri tepti. Armstrong, bu sözü duyar duymaz çek defterini çıkarıp 1 milyon dolar yazıp otel müdürüne uzatınca iş tamamen kilitlendi… İkna heyeti tekrar salona indi. Konserin şeref masasında, protokol davetlileri arasında bulunan Abd’nin Türkiye büyükelçisine durum anlatıldı. Büyükelçi, Louis Armstrong’un odasına çıkarak kendisini bir şekilde ikna etti. Durum tatlıya bağlanınca program sunucusu konserin on beş dakika sonra başlayacağını, ancak konser sırasında sadece içki servisi yapılacağını anons etti. Anons yapıldığı anda hatalarını telafi etmek isteyen konuklar devasa dans pistinin kenarlarına oturdu ve büyük bir alkış tufanından sonra müzik başladı. Konukların bu jestinden ziyadesiyle memnun kalan Louis Armstrong, yüzündeki muhteşem tebessümüyle müzik yaparken davetliler büyük bir sükunet içinde kendisini dinliyordu. Öylesine büyüleyici bir konserdi ki, güneşin ilk ışıklarına kadar temposunu düşürmeden devam etti.”
There are few things in this world that give me as much simple joy s watching youtube videos of Sammy Davis Jr. imitating the singing style of other crooners.
Stanisław Młodożeniec – Luis Armstrong (olej na płótnie, 2016)