Marek Brzozowski (Polish,b. 1952)
The Colored Cats
seen from United States
seen from United States
seen from China
seen from United States
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States
seen from Germany

seen from Germany

seen from Germany

seen from Germany

seen from Germany

seen from Germany

seen from United States
seen from United States

seen from Croatia

seen from United States
seen from Italy

seen from United States
Marek Brzozowski (Polish,b. 1952)
The Colored Cats
Marek Brzozowski, Day and Night
Hayatın bir şarkısı yok, kim ne çalarsa onu söylüyor, edindikçe yoksullaşsak da fiyakalıyız uzaktan, neden kendimi kazıdıkça hep çocukluğumu buluyorum... Bana dünyanın iyi bir yer olduğunu söylediler, karıncaları bile ezmedim bu yüzden, bile'den incindi karıncalar, yollara düştüler ellerinde pankartlarla, karanlık adamlar çağıran sokaklara saklandım... Hayatın mutfağında düşlerimi pişirirken dostlardan yediklerimi saymıyorum, bana en yabancı piyasa dizilerinde artan reytingimizi izleyenlerin düşlerini kimler yiyor... İkiyüzlüler sempatikti, tam ezberledim derken unutuyorum çok yüzlüleri... İhalelerle kalplerine bile kaldırım döşüyor bize faturalarını ödetenler, sonra cumaları sadaka falan... Yaşamadan ölen çocukların gözlerinden donmuş şiir artıkları düşecek yeryüzüne, bir tek ölüm kalacak geriye, herkesin kaybettiği bir hayatı olacak yaşadığı pek çok hayatı olsa da... - Gülsüm Işıldar, Karınca Duası (Akatalpa, Aylık Şiir ve Eleştiri Dergisi, Haziran 2020, Sayı: 246) - Görsel: Marek Brzozowski
Promenade à vélo 🚲🎈
🎨 de Marek Brzozowski
Bel après-midi 🙋♀️
Tavlada hiç pul alamadan oyun kaybedilince, 'mars' oluyor. Tavlanın kökenine inerek, bu duruma neden bir gezegen adı verildiği araştırılabilir. Pulların ve zarın astronomiyle ilgisi nedir?! Tavlanın zeminindeki o üçgen biçimindeki şekillerin piramitlerle karşılaştırılması yapılabilir mi?! Tavla oyununu uzaylılar getirmiş olabilir mi?! ‘İki ters, bir düz’ vecizesi ile uzay gemilerinin vites mevzusu arasında gidip gelmek mümkün müdür?! Pulların formatı, UFO’ların formatlarıyla bir mi?! Neden on beş adet pul var?! Kutsal kitaplarda on beş sayısı geçiyor mu?! Zardaki altı sayısı bu on beşten çıkartılınca dokuz sayısı elde ediliyor: Dokuz gezegenle bu sayının ilişkisi nedir?! Tavla oynamak, ilkel bir dine ait ibadet olabilir mi?! Kaybedince koltuğunun altına tavla sıkıştırılan mazlum ile medreseye giderken kitaplarını koltuğunun altında taşıyan mümin genç arasında fark görebiliyor musunuz?! ‘Gele’ sözcüğünün taşıdığı anlamın altını çizecek olursak: İniş izni alamayan uzay gemilerini mi betimliyor acaba?! Hayatımızı hiçe saymak, milli sporumuz mu?! Televizyonun karşısında maymun gibi oturup fıstık yiyerek faşizmi seyretmek ile sözlüklerde karşılığı bulunmayan bir ‘umursamazlık’ sergilemek arasındaki ilişkiyi ve bağlantıyı kurmak, haddinden fazla mı zekâ işi?! ABD Başkanı’nın çüküyle uğraşan medya, öğrenci yurtlarındaki saldırılara flaş patlatmaktan aciz mi?! Bu da mı bana kaderimin bir oyunu, aldı sevdiğimi verdi zülumu?! Orospuluk ile sanatçılığı birbirine karıştırabilecek kadar cahil birilerinin, kendilerinden daha kazma birileriyle düzüşmesinin ürünü mü daha mühim, birçok gazetecinin katillerinin hâlâ bulunamaması mı?! Bir kilo demir mi ağır, bir kilo pamuk mu?! Bir kilo Demir Özlü mü ağır, bir kilo Orhan Pamuk mu?! Orkid çift kanatlı olsa da mı kullansak, tek kanatlıyı saklasak da mı sarımsaklasak?! Tekerliyoruz masumiyetlerimizi, ihmalkârlıklarımızı. Hayatımızı, hayatları hiçe saymak, ata yadigârı mı?! Rezervuar Köpekleri kadar onurlu olsak, birbirimizi vururduk diye düşünüyorum. Beden dilimizi bir yana ayırırsak, en iyi bildiğimiz yabancı dil, Türkçe. Yine de anlaşamıyoruz. Ne bedenlerimiz uyuşuyor, ne de fikri hür, vicdanı hür samimiyetlerimiz. Çünkü biz, ancak, .ötü kurtaracak kadar samimiyiz. Taklaya gelen hususi gövde gösterilerimizi, yaslı gittim şen döndüm hikâyeleri’ni yediremiyoruz kimseye! Yaslı gidiyor, yaslı dönüyoruz hayatın kenarından. Bunu gören çekirge bir sıçrıyor, iki sıçrıyor, hızını alamıyor, dünya rekoru kırıyor. Gülmek için mizah dergilerine, ağlamak için arabeske ihtiyacımız var. Yetmiyoruz birbirimize. Yetmiyoruz birbirimizi tamamlamaya, eğlendirmeye, hüzünlendirmeye. ‘Kardeş, saat kaç?!’, ‘Afedersiniz, şu adrese nasıl gidebilirim?!’den öteye geçemiyor sosyal yanımız. Kırıyoruz. Üzüyoruz. Mesafeli davranarak tarihe geçiyoruz. Geçtiğimizi sanıyoruz. Ormandaki ağaçlar bile birbirlerine daha iyi davranıyor. Onurlu yaşamak ortada ö’lee duruyor; biz yanından transit meselesi! - küçük İskender, Sabit Kesirlerle Beni Elde Edemezsin! Her Şeyden Önce Bir Parça Matrak Ol! (Balık Burcu Hikâyeleri) - Görsel: Marek Brzozowski
" Cat Painter " 🐈 🤡 🐱
Peinture 🎨 Marek Brzozowski (Brzozo)
Bel après-midi 🙋♀️
Sana bakarken filtrenin içindeki cenini gördüm, Almanlardaki okşayışları gördüm, tahtadaki kurdu gördüm, denizin bana baktığını gördüm, gitardaki nergisi gördüm, yüzümün beyazında şiiri gördüm, çok uzak ormanlarda sesimi gördüm, kamışın içinde kurbağa cehennemini gördüm, kulelerin ihtiharını gördüm, kanyağın içinde hepimizi gördüm, bütün öpüşlerde tinerci çocukların yanaklarını gördüm, bulutlarda Ankara sokaklarını gördüm, sevgili sözcüğünde kireç yataklarını gördüm, sabah kalkışlarında kedi ölümlerini gördüm, ipince gözlerde cinayeti gördüm, tuzda ellerimi ve yok oluşu gördüm, (sayılarda neyi gördüm?) çamlarda cüzzamı gördüm, dostlarımın boynunda sütü ve ölümü gördüm, dikenlerde bütün gezegenleri gördüm, kadınların terk edişinde tozu ve müziği gördüm, bütün yan bakışlarda saatleri ve unutuşu gördüm... - Erdal Alova, Doğaçtan Portre (Unutuştan Sonsuza Toplu Şiirler, 2013-1973) - Görsel: Marek Brzozowski
Gölgesine sığınan gücenik kedileri sevdikçe babam, kuytulara dağılıyor cam kırığı gülücükleri. Ah kalbim, incinmiş kuşları kardeşi sanıyor o günden beri. - Gökhan Akçiçek, Kuytulara Dağılan - Görsel: Marek Brzozowski