“ Yoksun kalıncaya dek gözlerimiz sayesinde hayatımıza ne kadar çok haz ve anlam girdiğinin pek farkında olmuyoruz. “
Ursula K.Le Guin
seen from United States
seen from France

seen from Australia
seen from Brazil

seen from United States

seen from United States

seen from Netherlands
seen from United States

seen from United States
seen from China
seen from Türkiye
seen from United States
seen from Yemen
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Netherlands

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
“ Yoksun kalıncaya dek gözlerimiz sayesinde hayatımıza ne kadar çok haz ve anlam girdiğinin pek farkında olmuyoruz. “
Ursula K.Le Guin
Le Guin'in Marifetler'inde anne baba baskısı karşısında Orrec'in söyledikleri; Zvyagintsev'in Loveless filminde Alyosha'nın sesi de olabilir.
"...taş kuleme çekiliyordum ve içinde dilsiz bir halde oturuyordum..."
Marifetler - Ursula K. Le Guin
S.16 "Bitmiş bile olsa, bir başkasının hayatı bile olsa, hikayesini yüz kere duyduğum yüzyıl önce yaşamış birinin hayatı bile olsa, hikayeyi dinlerken, aslında nasıl biteceğini bilmiyormuşum gibi umuda ve korkuya kapılırım; böylece hikayeyi ben yaşarım, o da benim içimde yaşar. Bu ölümü kandırmanın benim bildiğim en iyi yolu. Ölüm, hikayeleri bitirdiğini zanneder. Hikayelerin onunla birlikte değil onun içinde bittiğini bir türlü anlayamaz."
S.75 "Çakmaktaşı ile çelik yıllarca yan yana durur da en ufak bir kıpırtı olmaz, ama birbirine sürtersen kıvılcımlar saçarlar. İsyan anlık bir şeydir, birden ortaya çıkar, bir kıvılcım, bir ateş gibidir."
S.80 "Ben sesimi çıkarmadım. Evden çok uzakta değildik, ama etrafta başka kimse yoktu. Hiçbir zaman beni başka insanların önünde sınamaz, utandıracak bir şey yaptırmazdı."
S.122 "Barre'lar Parn'dan atın inadını kırmasını istemişlerdi, Parn da hem atı eğitiyor hem de kızına at inadı kırmayı öğretiyordu. Ziyaretçiler, genç bir atı eğitmekle pek bir ilgisi olmasa da kırma kelimesini kullanır. Bu eğitim sırasında kırılan bir şey yoktur; aslında bir şey birleştirilir, bütünleştirilir. Bu uzun bir süreçti. Gry bunu bana şöyle izah etmişti: Biz attan, tabiatı gereği yapamayacağı bir şeyi yapmasını rica ederiz; atlar bizim irademize köpekler gibi boyun eğmezler, onlar it sürüleri gibi vahşi sürülere değil de sosyal sürülere sahip olduklarından hiyerarşiden çok ortak kararı tercih ederler. Köpekler kabullenir, atlar mutabık kalır."
S.138 "Üzülmek de, kör olmak gibi garip bir iş; nasıl yapılacağını öğrenmesi gerekiyor insanın. Yas tutarken insanlar birbirlerine destek oluyor, ama o ilk ağlama krizlerinden, yapılan konuşmalardan, hatırlanan güzel günlerden, yakılan ağıtlardan ve mezar kapandıktan sonra insan hüznünü paylaşamıyor. Bu tel başına taşınan bir yük. Nasıl taşıdığın da sana kalmış. Daha doğrusu bana öyle geliyor."
S.149 "Araya kelimeler karışıyor. Kelimeler ve... her şey. Minik bebeklerle bağ kurabiliyorum. Bir kadının hamile olup olmadığını öyle anlıyoruz. Bağ kurabiliyoruz. Ama bebek insanlaştıkça elimizden kaçıyor. Seslenemiyorsun, duyamıyorsun."
S.169 "Eğer insan evine bir hırsız alırsa, bir şeyleri kaybedeceğini bilir. Ne kazanacağın belli değildir."
S.176 "Gözlerim artık geri gelmişti ama onlarla ne yapacaktım? Ne işe yarıyorlardı, ben ne işe yarıyordum? Artık kimiz? diye sormuştu Gry. Eğer babamın oğlu değilsem, ben kimdim?"