Ainswick ve Edward. Midge hafifçe gözlerini kapayarak bunu hayalinde canlandırmaya çalıştı. Edward'ın binanın batı tarafındaki kütüphanede yalnız başına oturduğunu düşündü. Pencerelerden birinin önünü kaplayan, kocaman bir manolya ağacı vardı. Öğleden sonraları odanın içi altın sarısı ve yeşil karışımı bir ışıkla dolardı. Diğer pencereden çimenlere bakınca, koskoca bir Kaliforniya çamı bekçi gibi evin önünde dururdu. Sağ tarafta ise büyük ve kocamış akgürgen ağacının dalları evi kapatıyordu. Ah, Ainswick... Ainswick... Şimdi bile, Eylül'ün ortasında olmalarına rağmen, üzerinde kocaman mumdan yapılmışa benzeyen beyaz çiçekler bulunan manolyanın rüzgarda her salınışında odanın içine dolan o temiz, hoş kokuyu duyar gibi oluyordu. Şöminede yanan çam kozalaklarınınkini de. Ve de Edward'ın okuduğundan emin olduğu kitaptan yayılan hafif toz kokusunu. Ve işte o Edward, orada ateşin başındaki yüksek, oymalı arkalıklı, rahat koltukta oturuyor ve kitabını okuyor, arasıra gözlerini kitapla ateş arasında gezdiriyor ve Henrietta'yı düşünüyordu. Midge silkindi. [sf 158] #NisandaKitap 12. Gün: öneri, Alıntı. #books #agathachristie #hollow