kabullenmek zorunda bıraktın beni. öyle bi acı koydun ki içime. bağıra bağıra, ağlaya ağlaya kabullendim. başka da çare kalmamıştı zaten bana.
e.

seen from United Kingdom
seen from United Kingdom

seen from Azerbaijan

seen from Russia
seen from United States

seen from United States

seen from Pakistan
seen from China

seen from United Kingdom
seen from China
seen from Croatia
seen from Singapore
seen from China

seen from Malaysia

seen from United Kingdom
seen from China

seen from Malaysia

seen from Russia

seen from Malaysia
seen from Russia
kabullenmek zorunda bıraktın beni. öyle bi acı koydun ki içime. bağıra bağıra, ağlaya ağlaya kabullendim. başka da çare kalmamıştı zaten bana.
e.
kutlamadığın doğum günümde ben bin kere öldüm. var mıydı haberin?
e.
çok ağladım. öyle ağladım ki sanki tüm evrene ağıt yaktım. çok canım yandı. çok canım acıdı. öyle bir acıydı ki açıklayamadım.
e.
Beni hiç sevmedi. Telefonda konuşurken belki hala onu düşünüyordu, hala onu özlüyordu. Seni seviyorum demesi içten değildi hiç. Ona hediye ettiği şarkıları onun yerini kapatmak için bana ithaf etmişti belki.. İçinde öldüremediği birisi için beni öldürmüştü, sözde bana hiç kıyamazdı ama beni muazzam bir şekilde cehennemin en derin yerine kendi elleriyle koymuştu.
Fark etmedim, sesinde biz yoktuk konuşurken
ben bu geceden de gözüm yaşlı çıktım ama yemin olsun içimde sana dair tek bir kırıntı bile bırakmıcam.
e.
ağladım yüzünün güzelliği aklıma geldikçe.
– 𝑒
inan bana, kendime olan dağ gibi nefretten kaçamıyorum