kabullenmek zorunda bıraktın beni. öyle bi acı koydun ki içime. bağıra bağıra, ağlaya ağlaya kabullendim. başka da çare kalmamıştı zaten bana.
e.
seen from Germany
seen from Ukraine
seen from United States
seen from United States
seen from Germany
seen from China
seen from Malaysia
seen from Uzbekistan
seen from Germany

seen from United States

seen from China
seen from China
seen from Russia
seen from Philippines
seen from China

seen from United States
seen from United Kingdom

seen from United States
seen from United States
seen from United States
kabullenmek zorunda bıraktın beni. öyle bi acı koydun ki içime. bağıra bağıra, ağlaya ağlaya kabullendim. başka da çare kalmamıştı zaten bana.
e.
çok ağladım. öyle ağladım ki sanki tüm evrene ağıt yaktım. çok canım yandı. çok canım acıdı. öyle bir acıydı ki açıklayamadım.
e.
Beni hiç sevmedi. Telefonda konuşurken belki hala onu düşünüyordu, hala onu özlüyordu. Seni seviyorum demesi içten değildi hiç. Ona hediye ettiği şarkıları onun yerini kapatmak için bana ithaf etmişti belki.. İçinde öldüremediği birisi için beni öldürmüştü, sözde bana hiç kıyamazdı ama beni muazzam bir şekilde cehennemin en derin yerine kendi elleriyle koymuştu.
Fark etmedim, sesinde biz yoktuk konuşurken
ben bu geceden de gözüm yaşlı çıktım ama yemin olsun içimde sana dair tek bir kırıntı bile bırakmıcam.
e.
ağladım yüzünün güzelliği aklıma geldikçe.
– 𝑒
ağlayamıyorum ama inan, içimde okyanuslar taşıyorum.
yine her şey birikti, yine hiçbir şey anlatamadım.
beni tanıdığını sanıyorsun. ama sadece sanıyorsun. ama ayna karşısındaki halimi, balkonda tanrıya yalvardığımda ki o çaresizliğimi, kendimi neden aç bıraktığımı bilmeden bana "sen kötüsün" diyemezsin.