Duke Ellington adıyla ilk kez müzikte değil, edebiyatta karşılaştım. 20 yaşına ulaşmamış her gencin uğraması gereken Boris Vian durağından, "Bu hayat ne ola ki?" diyerek geçen hisli bir hayvandım. Kendisi de trompet çalan, caz düşkünü bu aykırı yazar, "Sadece iki şey vardır; güzel kızlarla aşk, her şekilde aşk; bir de New Orleans veya Duke Ellington müziği. Geri kalan her şey gitmeli, çünkü geri kalan her şey çirkindir!" diyordu. Boris öyle demişse, muhakkak bir bildiği vardı. Fakat onun bildiğinin ne olduğunu öğrenmemiz, uzun vakit aldı.
Cazın "Dük"ü, caz tarihinin en önemli besteci, icracı ve orkestra şeflerinden birisi olan Edward Kennedy Ellington, 1899 yılında doğdu; 1974 yılında ölene kadar 1000'in üzerinde beste yaptı. 60'larda Abdullah İbrahim'e de hamilik yaptığından bahsedilen Duke, cazın pek çok büyük isminin yanı sıra, özellikle onun ustalığında hala arayışta olan genç müzisyenlerle de çalıştı. Yaptığı müziği caz değil, sadece müzik olarak nitelendirmesinden (ve cazı da bir o kadar etkilemiş olmasından) dolayı; onun bestelediği parçalar caz standardı değil, Ellington standardı olarak anılıyor.
Ekteki In A Sentimental Mood ise, Ellington'ın 1935 yılında bestelediği bir parçadır. Alto saksofonda Otto "Toby" Hardwick'in katkı yaptığı parça (kimilerine göre parçanın melodisini asıl yaratan, Ellington'ın çocukluk arkadaşı da olan Hardwick'tir), zamanında hızla kabul görmüş; aralarında Benny Goodman, Stan Getz, Django Rheinhardt gibi pek çok usta tarafından yorumlanmıştır. Sözlü düzenlemeleri de Ella Fitzgerald ve Sarah Vaughan gibi eşsiz şarkıcılar tarafından söylenmiştir.
Parçanın bestelenmesinden 27 yıl sonra yapılan bu kayıtta ise Ellington'a John Coltrane eşlik etmiş. Ancak Coltrane'in tenor saksofonu (her ne kadar Coltrane'in alamet-i farikasını apaçık bir biçimde ortaya koyduğu albümlerden birisi olmasa da), kimin kime 'eşlik ettiği' sorununu doğuruyor. Bu noktada tüm albümü, aralarında 27 yaş olan iki ustanın denk buluşması olarak dinleyebiliriz.
Öte yandan, piyano ve saksofonun ahengi bozmadan iki farklı telden çaldığı, açıldıkları temaya eninden sonunda geri döndükleri (ki duygusal haletiruhiyenin olmazsa olmazıdır) parçada, övgülerin Ellington ve Coltrane'e gitmesinden dolayı davulcunun hakkının yendiğini düşünebilirsiniz. Şahsen, (parçaya henüz anlamlandıramadığım bir katkı sağlamış olan) rahmetli Elvin Jones'u Ramazan'ın son haftasında Elmadağ sokaklarında işitmek nasıl olurdu, merak ediyorum.
Duke Ellington (piyano), John Coltrane (tenor saksofon), Aaron Bell (bas) ve Elvin Jones'tan (davul) oluşan müzisyenlerin (Bell, Ellington'ın; Jones ise Coltrane'in kadrosundan) çıkarttığı bu parçayı beğendiyseniz; şu ana kadar karşılaştığım tüm yorumlar arasında -naçizane- en keyifli bulduğum Art Tatum (1955'te kaydetmiş) versiyonunu Youtube üstünden (buradan) dinleyebilirsiniz.