Çember.
seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States
seen from Mauritius
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Yemen
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from Spain
seen from United Kingdom

seen from Malaysia
seen from China
seen from Finland
seen from China

seen from Malaysia
seen from Peru
seen from Russia

seen from Malaysia
seen from China
Çember.
Rahatlık, görmezden gelmektir...
Vurdumduymazlık nedir?
Eylemlerinin sonuçlarını görmezden gelen bazı kimseler vardır. Onlar sebep oldukları durumun sorumluluğunu almazlar. Çoğu zaman görmezden gelme eğilimindedirler. Nitekim bilirler neyin ne olduğunu, gayet farkındadırlar. Durumu inkâr etme yahut düzeltme çabaları da yoktur.
Bir şeylerin kendiliğinden düzeleceğini sanan son derece iyimser kişilerdir bunlar. İlahi Adaletin her şeyi yoluna koyacağına inanırlar. Hayata onların merceğinden bakalım:
Bir eylemi gerçekleştirmek özgür irademize bağlıdır ama sonuçlarına pek etki edemeyiz, bu zaten olacaktır. Diyelim ki yumurtayı yere bırakıyoruz ve bırakırken onun muhtemel sonunun ne olacağını biliyoruz; kırılır. Bu vurdumduymaz kişiler ise yumurtayı bıraktıktan sonrasını önemsemezler. Onlar yapacaklarını yapmışlardır. Bu basit örnekte yumurtanın yerden temizlenmesi gerektiğini bildikleri halde muazzam bir soğukkanlılık, körlük gösterisi sergileyerek ilgilerini tamamen keserler. Bir bakıma Tanrı'nın kendisi gibi davranış sergiler onlar. İnsanları yaratıp dünyaya bırakan ve doğan kötülük, acımasızlık gibi sonuçlara müdahile etmeyen bir tanrı, yapacağını yapıp bizi kendi özgür irademize bırakmıştır zaten. Gerisi nasılsa hallolacaktır.
Bakın, harika bir iyimserlik, Tanrı ile özdeşlik vardır bu vurdumduymazların doğasında. Sonuçta bizi hareket etmeye iten şey nedir, bir şeyin kötü sonuç doğurmasına karşı duyulan korku, kaygıdır, değil mi? Bu insanlar sonucu kafalarından silmişlerdir. Önemli olan, yaptıklarıdır ve ondan da tamamen eminlerdir. Etki edemeyecekleri şeye yepki tepki vermiyorlar.
Onlardan öğrenebileceğimiz harika dersler var, kendinden eminlik hissi gibi. İşi görürler ve sonuçtan kaygı duymaz, kendi sırtını kendi göğsüne yaslarlar. Kayıtsızdır.
Kant diyor ki, siz kendi fenomenal dünyanızda yaşıyorsunuz. Numenal dünya (gerçek dış dünya) bilinemez. Gerçekliği sorgulatan bir tez. Dünyada gördüğümüz, deneyim olarak kazandığımız her şey idealarımızdan ibarettir. Nedir bu idealizm, Platon'un öğretilerinden tanıdığımız mekân ve zamanın dışında aynı zamanda onunla sık ilişkisi olan düşünsel dünya (idealar kuramı).
Kısacası, hayat, bizim tasavvurumuzdan ibarettir ve kendinde şeyleri deneyimleyemez. Dış dünya ile ilgili kuru yorum yapmak yerine içine dönüp kendi algılarını eleştirecek olursan asıl gerçeğini kavrarsın.
Anlardan bahsetmişken, kısa anlar unutulmaz oluyormuş (yalan söylemiyormuş şairler). Dün çok yıldızlı mükemmel bir gökyüzü altında dört saniye seyre dalmamın öncesince onca yer gezip kayda değer şeyler gördüm ve inceledim ama aklım hâlâ o yıldızlarda benim.
Sabahleyin şunu fark ettim, en sevdiğim ses "Haa..." olmuş benim. Hani bir şeyi anlamazsın ve tekrar tekrar okursun, dinlersin ya, daha sonra anlamanın şaşkın mutluluğuyla “Haa..." dersin. Dikkate değer anlardan bazıları.