Kasas Suresi 38. Firavun dedi ki: “Ey ileri gelenler! Sizin için benden başka bir ilah tanımıyorum".
Naziat Suresi 23-24. Firavun derhal (adamlarını) topladı, (onlara) bağırdı ve: “Ben, sizin en yüce Rabbinizim!" dedi.
Fahreddin er-Razî, Firavun’un bu iddiasının kendisinin göklerin, yerin, dağların, bitkilerin ve insanların yaratıcısı anlamına gelmediğini, böyle bir iddianın ancak kendisinde delilik bulunan bir insandan sadır olabileceğini belirttikten sonra, Firavun’un bu ilahlık iddiasını şu şekilde tefsir etmektedir: “Hiç kimse üzerinde, benden başkasına ait emir ve yasak koyma hakkı yoktur".
Mefatihu’l Gayb, c, 22, sf. 476
18.yy Osmanlı dönemi Bağdad Mahmud el-Alusî ise şöyle demektedir: Firavun topladığı kalabalığın içinde kalkıp hitap etmek suretiyle nutuk çekerek o büyük lafı etmiş, böylece kendisini halkı yönetenlerin hepsinden üstün tutmuştur.
Ruhu’l Meâni, c. 16, sf. 53
Şeyhulislam İbn Teymiyye şöyle demektedir:
Her kim Allah-u Teâlâ’yı bırakıp kendisine itaat edilmesini isterse, bunun durumu tıpkı Firavun’un durumu gibidir. Her kim kendisine Allah ile beraber itaat edilmesini isterse, bu kimse de insanların kendisini Allah’a denk tutmalarını ve Allah gibi sevmelerini istemiş olur. Oysa Allah, yalnızca kendisine ibadet edilmesini, dinin tamamen kendisine has kılınmasını, dostluk ve düşmanlığının sadece kendisi için olmasını emretmiştir.
Mecmuu’l Fetâva, c. 14, sf. 328
Ebu’l Ala el-Mevdudî, Firavun’un bu iddiasını, “Bu mısır ülkesinin sahibi benim. Tüm emir ve yasakların çıkış kaynağı ben kabul edilebilirim. Benden başka hiç kimse emir vermede yetkili değildir” şeklinde tefsir ettikten sonra şunları eklemektedir; Firavun’un durumu peygamberler tarafından getirilen ilahi kanundan bağımsız olarak siyasi ve hukuki hâkimiyet id-diasında bulunan devletlerin durumundan hiçte farklı değildir. Bu devletler, kanun koyucu, emir ve yasaklar belirleyici olarak ister bir kralı görsünler, isterse millet iradesini.. Ülkenin Allah’ın belirleyip Peygamberlerin tebliğ ettiği kanunla değil de, kendi koymuş oldukları kanunlarla yönetilmesi durumunda, Firavun’un durumu ile kendi durumları arasında hiç bir fark kalmaz.
Tefhimu’l Kur’an, c. 4, sf. 184