MADDE - ANTİMADDE
Madde-Antimadde
Atomaltı parçacıkları ve etkileşimlerini konu alan parçacık fiziği atomların dolaysıyla varoluşun gizemli dünyasını bir parça da olsa aralayabilmiştir.
Genel olarak fizik yasaları ve evrenin, yüksek ısılarda daha simetrik bir hâl aldıkları varsayılır.
Mesela geçmişte evrende madde ve antimaddenin nicel eş olarak mevcut oldukları kabul edilir.
= = = =
Her maddenin tıpatıp benzeri fakat ters elektrik yüklü antimaddesi vardır. + ve – kavramı göreceli olduğundan gerçek evrenin neresindeyiz?
= = = =
Tersinime göre antimadde yapı olarak maddenin ters simetriğidir. Yani anti maddede çekirdek (-) elektron yerindeki eleman ise (yani pozitron) + olmalıdır.
Gözlenen evrenimizi pozitif olrak tanımlarsak diğer evren negatiftir. Her iki evrenin müşterek noktası mutlak sıfır diye tanımladığımız hayali çizgidir. Her iki evrende karşıt evrenin maddeleri gözlenemez.
= = = =
Konu hakkında şöyle bir senaryo ileri sürülür.
Günümüzdeki gözlemler antimaddenin gözlemlenebilir evrenimizde hemen hemen mevcut olmadığını gösterdiği varsayılır.
Bu durumda maddenin varlığı belirli bir zamanda maddenin antimaddeye oranla hafif bir fazlalığından oluşmuştur ki buna maddenin antimaddeye baskın gelmesi denilir. Evrenin kademeli oluşumu sırasında madde ve antimadde, arkalarında oluşan en hafif madde fazlasını bırakarak eşit niceliklerle yok oldular.
Bu olağan madde baryon denilen parçacıklardan oluştuğundan, söz konusu madde fazlalığının oluştuğu evreye baryogenez adı verilir.
Bu evre ya da süreç hakkında çok az şey bilinmektedir. Örneğin bu olay sırasında oluşan ısı derecelenmesi Big Bang modellerine göre değişmektedir.
Baryogenezin meydana gelmesi için gerekli koşullara Rus fizikçi Andréi Sakharov’un 1967’deki çalışmalarından ötürü Sakharov koşulları adı verilmiştir.
Giderek artan sayıdaki belirtiler, zayıf ve güçlü elektromanyetik kuvvetlerin tek bir etkileşimin farklı görünümleri oldukları fikrini vermektedir.
Bu durum, artık genellikle GUT olarak bilinen Büyük Birleşik Teori kapsamında bulunmaktadır. Bu etkileşim ya da kuvvetin 1029 derecenin üzerindeki ısılarda ortaya çıktığı sanılmaktadır. Şu halde evren muhtemelen GUT teorisinin uygulanma alanı bulduğu bir evre geçirmiş olmalıdır.
Doğası halen bilinmemekle birlikte bu evre, baryogenezin ve kuvvetle muhtemelen karanlık maddenin kökeninde yer almış olmalıydı.
Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz.
Tersinim madde ve antimaddenin birbirlerini yok ettikleri, geriye çok az baryonik maddenin kaldığı, evrenin bu artantı madde ile oluştuğu fikrine katılmaz.
Genişim evresinde madde oluşurken antimadede oluşmuş olmalıdır.
Anti parçacıklar gerçek parçacıklardır. Parçacık ve onun anti parçacığı arasındaki temel fark sadece elektrik yüklerinin ters işaretli olmasıdır.
Genelde bir anti parçacığın adı parçacığın önüne anti kelimesi gelmesi ile yazılır. Örneğin protonun anti parçacığı anti protondur. Elektronun anti parçacığı ise pozitrondur. Eğer maddenin gözlenen enerji özelliği çekim gücü ise anti maddenin bu gücün tam tersi olan itim gücüne sahip olması gerektiği rahatlıkla düşünülebilir.
Bu iki güç tam bir denge içinde olmalı, son derece sağlam bir yapı oluşturmalıdır. Bu da genişim sürecini (maddeleşip kütle kazanılmasını) kanıtlar. Çünkü çekim ya da itim gücü atom içi parçacıkların düzenli ve sistemli yapılanmalarının sonucudur. Yani sadece maddeye ve antimaddeye özeldir.












