Selin’in Dogusu
Selin'in dünyaya gelmesiyle ilgili ilk adımı attığım zaman 7-8 yaşındaydım.
O zamanlar evde yalnız kaldığım zamanlarda meraktan her küçük çocuk gibi evin orasını burasını karıştırırdım. Ne bulacağım cok onemli degildi aslinda ne aradığımı zaten bende hatırlamıyorum, çocukluk işte maksat yaramazlık yapmak...
bulacağım şeylerin hayatimi tamamen değiştireceğinden de tabii ki bihaberdim.
Madden cok sıkıntısı olmayan bir ailenin tek erkek çocuğuydum, birde benden 2 yaş büyük bir ablam vardi, ve herşey onun dolaplarıni karıştırmam ile başladı.
Onun dolabındaki kiyafetlerin ic camasirlarinin elbiselerinin, ayakkabılarının, tokalarinin benimkiler den daha süslü ve güzel olması dolaplarıni karıştırırken ilk gözüme çarpandi.
O gün dikkatimi çeken pembeli beyazli firfirli ve süslü püslü olan o elbisesini görmem ile aslinda Selin doğmuştu.
O elbiseyi giymem ile hissettiğim heyecanı daha once hic bir şeyde hissetmemiştim. Belki de o zamanlarda bir oyun olarak gördüğüm ablamin elbiselerini giymek ergenlik dönemime kadar en sevdiğim oyun olacaktı.
Artık bu oyunu fırsat bulduğum her zaman oynayacaktim. Ablamin üzerinde gordugum her yeni elbiseyi giymek için her gecen gün daha da sabirsizlaniyordum.
Ilk baslarda cok heyecan veren bu oyun daha sonralarda dönem dönem belki yakalanma korkusundan belki de baska sebeplerden beni sıkıyordu. fakat genelde her zaman bir sekilde tekrar dikkatimi cekip bu oyunu oynamaya tekrar başlıyordum.
12-13 yaşlarına geldiğimde ablam artik gün geçtikçe güzelleşmeye başlayan bir liseli olmuş, giydiği kıyafetler artik sevimli olmaktan ziyade daha kadinsi olmuştu. Okula giderken onun giydiği eteğinin, gömleğinin, corabinin tokasinin güzelliği benim giydigim pantolon ve ceketten beni cok daha çekmeye başlamıştı.
Büyüdükçe ablamin kadinlasmasi ve çocukluktan genç kızlığa girmesi, beni de artık genç bir kiz gibi olmaya itiyordu. ve oynadığım oyun gün geçtikçe beni hala daha da heyecanlandırıyordu.
14-15 yaşlarına kadar bu oyunu severek oynamaya devam etsemde, cinselliğimi henüz pek keşfedilmemiş fakat erkekler hic dikkatimi çekmiyor, kızların güzelliği beni daha çok çekiyordu. Eşcinsel olduğumu hiç düşünmüyor, sadece oynadığım oyunun benim hoşuma gidip heyecanlandirdigini düşünüyordum.
Orta Okulun sonlarında bir erkeğe karşı ilk defa değişik hisler duymuştum. okulda genelde sapıklıkları ile meşhur bir sınıf arkadaşımın şaka ile karışık sertleşen penisini arkadan bana dayamasi, zorla şakayla karışık arkamdan bana git geller yapmasi içten içe çok hoşuma gitmiş ve bu beni çok şaşırmıştı.
Daha sonra yine şakayla karışık benzer durumlar beni garip düşüncelere itmişti. Eşcinsel değilim diye düşünüyordum çünkü kızlardan daha çok hoşlanıyordum ama erkekler ile de bu gibi durumlar hoşuma gidiyor ama tabii ki kimseyle bunlari konusamiyordum.
Sadece gizli gizli ablamin kıyafetlerini giyme oyununa devam ediyordum, ablam büyüyor bende onunla beraber daha güzelleşmeye ondan gördüğüm şeyleri zamanla kendime uygulamayı öğreniyordum. fakat ablam bunun farkında değildi..
Herseyi ablamdan birkac gun sonra bende öğreniyordum, sütyen giymeyi, külotlu çorap giymeyi, makyaj yapmayı hep ondan birkaç gün sonra gizli gizli bende öğreniyor, onun yaşadığı belkide onun için normal adimlar olduğu için yaşamadığı heyecanı yaşıyordum.
güzel ablam hep benim rol modelim oluyordu ve bundan haberi yoktu, hic bir zamanda olmayacaktı...
Lise ye başlayacağım dönemde hayatımda başıma gelen en güzel ikinci şey gerçekleşmiş ve ailece yurtdisina tasinmistik. Eşcinsel olmak yada olmamak benim henuz çözmüş olduğum birşey değildi fakat en azından yurtdisinda eşcinsel olmak Türkiye'de escinsel olmaktan çok daha kolay olacakti.. o yaşlarda bile etrafımda eşcinsel olduğunu söylemekten çekinmeyen çocuklar ve hatta eş cinselliklerini rahat yaşayan arkadaslar beni rahatlatiyordu.
Artık yavaş yavaş crossdresser in ne demek olduğunu öğrenecek yasa gelmiştim sanırım ben bir crossdresser’dim.
CD olmak beni çok mutlu ediyor nasıl daha güzel bir CD olabilirim diye her gün yeni şeyler öğrenmek için bir çok forumu takip ediyordum. Ablamda büyümesi ve Dolabina yavas yavas seksi kıyafetler almasıyla beni bir sonraki safhaya hazırlıyordu. onun sütyenleri ayakkabıları ve saten külot ve tangaları beni bazen keşke bende kiz olsaymisim demeye itiyordu.
Onun ic camasirlarinin tenimin üzerinde verdiği haz gün be gün beni daha da feminenlestiriyordu..
Lise 2 ye geçtiğimde artık ablam Üniversiteye başlayacak ve cok buyuk ihtimalle artik baska bir yere taşınacak. bu durum beni çok üzüyor Selin olarak yaşayacağım dakikaların çok azalacagini düşünmeme sebep oluyordu. her geçen gün daha çok üzülüyordum.
bir gun babam ailece evde oturup konuşacağız dediğinde artık Selin olarak o kötü günün geldiğini düşünmüştüm. Fakat o gün aslında benim hayatımın en güzel günü olacakti. Babam ablamla konuşup karar verdiklerini, ablamin baska bir ulkeye okumaya gideceğini, kendilerinin de Türkiye'ye geri döneceklerini fakat benim bulundugum ulkede tek başıma kalip lise eğitimimi bitirmemi istediklerini ve sonra da üniversite eğitimime devam etmemi istemişti.
Yıllardır gizli gizli yaşattığım Selin artık yalnız yaşayacağım için istediğim kadar yaşayabilecekti..
Artık Selin olarak yaşayabileceğim küçük bir evim vardi.
Icerisinde cok eşya olmayan, çok geniş değil ama geniş camlari olan, modern ve ferah, iki farklı hayatımı çok güzel yaşayabileceğim bir evdi.
Evime iki farkli gardrop yerleştirmistim. Birisi benim birisi Selin'in olacaktı.
Tek sorun Selin'in gardrobunun henüz boş olmasaydi. Başlarda online alışveriş siteleri zamanımın çoğunu alıyordu. Sütyen, corap, elbise, etek, korse vb. Bir sürü kadin kıyafetinde bedenimin ne olduğunu tam bilmiyorum. Ilk zamanlar eve gelen paketlerimin neredeyse yarısı iade olarak geri gidiyordu.
Kisa bir sure sonra artik en azindan Külotlu Çoraplarımı ve jartiyerlerimi
Marketlerden alabiliyordum. Normal günlük alışverişimin içerisinde fark edilmesi daha zor olacağını düşündüğüm için artık günlük alışverişimin içerisinde hep marketten alabileceğim kadın kıyafetleri veya makyaj malzemeleri bulunmaya başlamıştı. Neden bilmiyorum ama her defasinda marketten çıkarken kasiyerin benim neden böyle şeyler aldığımı düşündüğünü düşünüyordum. Fakat yillar sonra fark edecektim ki aslında benim ne aldığım orada kimsenin umrunda değildi.
Internetten yaptığım ilk alışveriş hepinizin tahmin edebileceği gibi bir çift topuklu ayakkabi idi. Markette daha ziyade günlük, tabiatı gereği çok seksi olamayan şeyler alabiliyorken, internette nedense gözüm hep en seksi kıyafetler ve topuklu ayakkabılara gidiyordu
Ayakkabı numaram 40 olduğu için çok şanslıyım çünkü Avrupa’da 40 numara kızlar için çok normal ve genelde her yerde bulunan bir numaraydi.
Dün gibi hatırlıyorum ilk cift topuklu ayakkabımı, 12 cm platformsuz gümüş siyah tonlarında, hic bir kızın günlük giymeyecegim, sadece yatakta giymeyi dusunecegi bir çift sevimli ve seksi ayakkabi..
Siparişi verdikten sonra normalde 5-6 gün sonra gelmesini bekliyordum fakat gönderen alisveris sitesi beni şaşırtmış ve 2 gün sonra bana ulaştırmisti.
Okuldan döndükten sonra posta kutumda bu paketi görmek küçük bir kız çocuğu gibi beni mutlu etmişti. Hemen paketi açıp ayaklarıma geçirmiştim ayakkabıları fakat daha önce hiç bu kadar yüksek topuklu ayakkabı giymemistim.Başlarda yürümek biraz zordu tabii ama zamanla topuklu ayakkabi ile maraton koşacak kadar bu işin uzmanı olacaktım.
Normal hayatımla Selin çok güzel bir harmoni icerisinde yaşıyordu. Sabah okula gidiyor öğleden sonra spora gidiyor yada arkadaşlarımla görüşüyor akşamlar ise genelde Selin olarak ya internette yada Selin olarak ders calisarak geçiyordu. 50% ben % 50 Selin'ydim artık, fakat Selin olarak hayatim cok daha heyecanlıydı.
Selin'in dolabıda Selin'in benim hayatımı doldurduğu gibi yavaş yavaş dolmaya başlamıştı.
Külotlu Çoraplar, Jartiyerler, Sütyener, tangalar, Korseler, elbiseler, taytlar, etekler, peruklar, makyaj malzemeleri ve topuklu ayakkabilar neredeyse 2-3 ay gibi bir sürede Selin'in Dolabinin yarısını doldurmaya başlamıştı.
Hepsinin bir ortak noktası vardı, hepsi Selin'in favori renkleri olan siyah yada pembeydi.
Artık sosyal medya platformlarında yabancı insanlarla tanışmak, bir başıma Selin'in resimlerini çekip internete koymak ve sanal ortamlarda sohbetler yetmiyordu.
Selin dışarıya çıkmak ve olduğu kızı dilediğince yaşamak için yeterince kadinlasmis ve güzelleşmişti. bir sonraki safhaya geçmek, dışarıda Selin olarak gezmek icin artık zaman gelmişti.
Selin olmak gerçekten büyük bir özveri istiyordu.
Kendim için harcadığım para resmen ikiye katlanmışti. Selin olmak cidden kolay değildi. çünkü benim gözümde yari erkek yari kiz olmak ciddi bir işti. Başta devamlı butun vücudumun sürekli traşlı olması, hem erkekken hemde kizken cekici olmak için hem gardıropların dolu olmasi vücudumun hem erkek hem kiz olarak güzel olması, farkli kozmetik ürünleri Selin'nin makyaj malzemeleri…
Hem maddi olarak hemde zaman olarak beni surekli yoğun eden bir durumdu. Fakat yaşadığım her saniyeye değerdi. Artık hemen hemen her gün hem el tırnaklarım hemde ayak tırnaklarım her zaman manikur ve pedikurluydu.
Hatta ayak tırnaklarımdan günlük hayatımda bile ojelerini silmiyor günlük hayatima ayagimdaki pembe yada siyah ojelerle devam ediyor ve hatta bazen spor salonunda ayağımda siyah oje varken duşa bile çekinmeden girebiliyordum.Yurtdışında yaşamayı da işte bundan çok seviyordum çünkü kimse kimsenin umrunda değil ve ayrica arada benim gibi ayağı ojeli başka erkekler de oluyordu.
Genelde haftasonları cuma aksamdan pazar akşama kadar Selin'in dı artik. Cumaakşamı el ve ayaklarıma en az pazar akşama kadar çıkmamak üzere ojelerimi sürüp, tamamen Selin olarak makyajını yapıp, en çekici fakat artık dışarıya da çıkabilecek kıyafetlerimi giyip, sarı perugumu takıp internette genelde sosyal medya da yada porno sitelerinde kameramı açıp sadece vücudumu CD severlere sergiliyordum. Bazen sadece sanal sex bazen sadece sohbet.
Internet ortamında yüzlerce iltifat alıyordum ve bu her kiz gibi benim de hosuma gidiyordu.
Yine bir cumartesi akşamı Selin olmak için hazırlanıyordum. Zaten cuma akşamından el ve ayaklarımda pembe ojelerim vardi. Siyah tonlarında bir göz makyajı, pembe bir ruj, siyah sutyen, tanga ve Jartiyer takım, siyah mini elbisem,siyah topuklu ayakkabılarım ve sari orta uzun perugumla internette gezinmeye başlamıştım.
Zaten daha önceden tanıdığım ve “Daddy” diye hitap ettiğim Luca ile konuşmaya başlamıştık bir kac saat boyunca onunla konuşmuştuk. O ve ben aslinda ayni şekilde topuklu ayakkabı ve seksi kadin kıyafetlerinden inanilmaz sekilde haz alıyorduk.
Ben o günlerde 19 yaşındaydım henüz Selin olarak ne bir cinsel deneyimim nededışarıya cikmisligim vardi.
Luca ise 40 larinin başında bir çok defa gay CD ve erkek arkadaşları, Kiz arkadaşları ve hatta Travestilerle de birlikte olmuş cinselliğini sınırsız yaşayan, cok sevecen, yakışıklı ve ayni zamanda sekste dominant, kurumsal ortamda bir yöneticiydi. Konuşmaları bana hep güven veriyor ve ayni zamanda cinsel anlamda hem vücut hemde kişiliği beni etkiliyordu.
Luca buluşmak istiyordu. Fakat ben hazır hissetmiyordum ve Luca bunun farkındaydı.
Belki beni dışarıya çıkarmak için belki benimle o gece birlikte olmak icin belki de benim Selin ile daha da barışık olmam için beni iltifat yağmuruna tutuyordu.Internet ortaminda yüzümü kısmen de olsa tek goren kişiydi Luca.
Gece saat 3 olmuştu, bir yandan uzun zamandır Selin olarak dışarıya çıkma isteğim bir yandan Luca in iltifatları.. Bilgisayarımın yanındaki aynadan ve Bilgisayarımın kamerasından defalarca Selin’e bakmama sebep oluyor ve içimden acaba bu akşam dışarıya çıksam mı diye düşünmeme sebep oluyordu.
O sirada Luca bana belki de beklediğim teklifi yapti.
Bana evden çıkıp arabaya binmemi ve disariya cikmami bunun bana iyi gelecegini, istersem ona gidebileceğimi istemezsem gitmeyeceğimi, Kontrolün tamamen bende olacağını söylüyordu. İstersem arabadan bile inmeyebilecegimi,sadece Selin'in disariya cikmasi gerektiğini anlatiyordu, hakliydi, Selin’in ozgur olmasi icin bu gerekliydi.
Ben hala arada makyajını tazeliyor ve Selin’i dışarıya çıkarmaya çalışıyordum.
Saat artik 3.30 du sokaklar artik kısmen daha sessiz ve apartmanımda hemen herkesin uyuduğunu düşünüyordum. Karar vermiştim arabamla dışarıda Selin olarak gezinecek belki Luca nin evinin onunden geçecektim. Ayağımda 12 cm uzunluğunda topuklu ayakkabılarım vardı. Bir spor çantasına ne olur ne olmaz diye erkek kıyafetlerimi ve makyaj temizleme mendilleri mi koymuştum. Bu çanta bagajda ne olur ne olmaz diye duracakti. Selin’in cantasina ise makyaj malzemelerini, bir cift babetini ve neden bilmiyorum ama yine ne olur ne olmaz diye birkac prezervatif koymuştum. Elbisem ile ayni uzunluktaki bej trençkotumu da yanima almıştım. Hızlı bir şekilde apartmandan kimse beni görmesin diye bir an önce garaja inmek istiyordum.
Kapidan adımımi disariya atmamla otomatik koridor ışığı hemen yanmıştı. Kapimi kitlemis ve evin anahtarını çantama atarak arabanin anahtari elimde asansöre yurumeye başlamamla topuklu ayakkabının çıkardığı ses koridorda yankilanmaya başlamıştı. Gecenin saat 3.30 unda topuklu ayakkabının sesi zaten ürkek olan Selin’i hemen evine geri dondurmuştu. Hemen hızlı bir şekilde eve geri girivermistim. Halbuki henüz dışarıya çıkmıştım bile :)
Her ne kadar bir kız olarak her zaman topuklu ayakkabi giymem gerektiğini düşünsemde ilk olarak babet giyerek dışarıya çıkmam daha mantikli olacaktı,cunku bu sekilde yurumek daha rahat olacakti. Babetlerimi giymiş topuklu ayakkabilarimi çantama koymuş bu sefer daha hızlı bir şekilde asansörün kapisina gelmiştim. Bu sefer korkum başkaydı.
Ya asansörde birisiyle karşılasirsam? Ya garajda birisini görürsem? Asansore değil merdivenlere yonelmistim. 3. Katta oturuyordum. -1 olan garaj katina her katta farklı bir heyecan yaşayarak evinden uzaklaşarak fakat arabama yaklaşarak. Neyseki -1 e gelmiştim ve garaj ışığı yanmadigindan anlaşılacağı üzere boştu. Son kez garaj kapisinin önündeki aynada üzerimi kontrol edip arabama gecmiştim. Arabamin soğuk deri koltuklarının Jartiyer corabinima ve ayni zamanda ciplak bacaklarıma değmesi inanilmaz bir duyguydu. Bu his Selin'in kendine güvenini artırmış ve motoru hizlica çalıştırıp garaj kapisinini actirmis ve hızlıca evimden beni uzaklastirmisti.
Disaridan nasil gözüküyordu bilmiyorum fakat bence disaridan araba kullanan sarışın bir kızdan pek de farkli değildim. Sokaklar artık saatin 04.00 olmasından dolayı kısmen boştu. Ben ise dışarıya cikip topuklu ayakkabilarimla yürümenin hayalini yaşıyordum. Fakat bunu nerede yapacaktim? Aklimdan Luca geçiyordu ve o sırada telefonuma mesaj atmıştı. Kisa ve oz bir soru soruyordu. "Disariya cikabildin mi?" Arabami hemen sağa çekmiştim ve kisa bir cevap verdim "evet, ve bu inanılmaz bir duygu" bana adresini mesaj olarak atti ve istersen buralara gelebilirsin burasi güvenli ve sessiz bir yer demişti.
Luca adresini atar atmaz arabanın navigasyonuna girmistim.zaten guzel ve sessiz bir muhitte oturuyordu onunla bulusmasam bile ilkadimlarimi atmak icin guzel bir lokasyondu.
Arabamda ilerlerken bacaklarımın resmini çekip duruyor, bir yandan da direksiyondaki ojeli parmaklarimin büyüsüne kapılıyordum. 5-10 dakika geçmeden Lucanin sokagina girmistim.cok duzenli ve sessiz, gecenin o saatinde kimsenin olmadigi bos bir sokakti. Arabami saga cektim ve aynada son kez kendime baktim, bir kizdan pek de farkli durmuyordum. Artik disarda Selin olarak gezmeye hazırdım. Once babetlerimi cikartip çantama koydum ve topuklu ayakkabilarimi giydim. Saclarimi son kez düzelttim ve dışarıya ilk adimimi attim.. nasil bir duyguydu anlatamam. Disarida adımlarımı attıkça daha da bir kadinsi hissediyorum. Cok mutluydum, artik korkularimi yavas yavas yeniyordum.Gecenin bos sokaklarinda biraz gezindikten sonra Luca in evinin önüne gittim. Saat artik sabahin 5.00 i olmustu ve Luca de buyuk ihtimalle uyuyordu. Evinin onunde onlarca resmimi cektim ve kimse duymadan sessizce once arabama sonra da evime donus yaptim. Evet artik dondugumde daha rahattim. Selin’i artik daha cok benim semistim ve Selin’nin korkularini bir bir yenecektim.
Selin / Cecile













