bir efsaneydi senle beraber olmak...
öyle sanatçıya aşık olmadır, şudur budur gibi illet hastalıklarım olmadı şu güne kadar çok şükür; yalnız -dikkatinizi çekerim, ilk günden beri takip etsem de o zamandan beri değil- benim nazlı yarim alex turner 2011'de saçlarını geriye attı atalı, bir de o gözlükleri taktı takalı beridir, kör bela aşığım(öyle ki anlamını bile bilmediğim "kör bela" tanımlaması dökülüverdi parmaklarımdan). bu öyle bir aşk ki a dostlar, videosunu bile izlerken küt küt kalbini duyarsın, bağır çağır evde şarkılarını söylersin, miles kane ile aynı mikrofonu paylaştığında önce miles kane'den nefret eder, sonra onun da zalim hal ve tavırlarına tav olursun. neyse ki aşkın ikiye bölündü diye sevinirsin ama öyle olmaz, şimdi ikisinin de delisi olmuşsundur.
ulan neler diyorsun, 19 yaşına gelmişsin neler peşindesin, git kendine başka bir uğraş bul diyebilinebilinir de, de, bu aşkı anlayamazsınız dostlar. alex'in sahnedeki o haspa salınışına şahit olmak için ezra koenig ile michael cera'yı toplar, dünya fangirl enstitüsüne bizzat ellerimle takas ederim, o biçim bir sevmek bu hani.
kısacası, alex'im, alexa chung'dan fazlasını hak etti ama bilemedi, "do i wanna know" beni çok bozdu, tumblr'da çocuksu hareketlere büründüm ama her gün staj için şantiyeye git gel git gel aklımı şaştım, kendimi bilgisayar başında videolar izleyerek aşkı ararken buldum(ama yaklaştım bu sefer). bana çok üzülmeyin, öpüyorum.
her gününüzü minibüs ve şantiyelerde geçirmeyin.













