seen from China

seen from Albania

seen from Türkiye

seen from Türkiye

seen from Albania
seen from Russia
seen from Japan
seen from Russia
seen from Uruguay
seen from China

seen from Albania

seen from Zimbabwe

seen from Australia
seen from Germany

seen from United Kingdom
seen from Germany
seen from Bulgaria
seen from United Kingdom

seen from Russia
seen from United States
Seyşeller gezilecek yerler listesi, masmavi denizi, bembeyaz kumsalları ve doğayla iç içe yaşam tarzıyla dünyanın dört bir yanından gezginle
Seyşeller Gezilecek Yerler: Vizesiz Tropik Cennet!
Seyseller... Hoscakal
Denizdeki yaşam... Maldivlerde o kadar güzel dalgıçlık anlarımız var ki burada scuba dalmaya gitmeseydik olmazdı. Osman köpekbalığı görme isteğiyle yanarken ben o kocaman napolyon balıklardan birini bile görsem diye dua ediyordum. Hava nedeniyle uzun dalışımızı kısaya çevirdiler ve yakınlara gittik. Herhalde o nedenle güzel balıklar ve bir Vatoz ailesi dışında pek hayal ettiklerimizi göremedik. Şans işte! En enteresan yanı aynı casusluk filmlerinde olduğu gibi tekneden dalgıçlık kıyafetleriyle sırtüstü atlamamız oldu. Eyvah tepetaklak olacağım derken gayet de basit bir şekilde denize düştüm. Aslına bakarsanız dalmaya gerek kalmadan sadece snorkelle daha fazla balık gördük. Nemo filmindeki tüm balıkları gördüm, kaplumbağa hariç :( Bir de bugün yılan balığı gördüm! Denizden çıkarken o da denizin içinde kıvrılarak ilerliyordu! Normalde tüylerim diken diken olurdu da artık alıştım, hatta değerini anladım. Köpekbalığı görmek uğruna dip denizlere dalan kişiler olarak denizde sadece yürürken değişik bir canlı görmenin bir şans olduğunu biliyoruz. Medcezir, Muson yağmurları ve Dolunay Akşam yemeğinden sonra sahilde bir yürüyüş yapalım diye denize yöneliyoruz ki o da ne? Deniz yok! Deniz 10-15 m öteye kaçmış. Medcezir diyor Osman, aa evet, medcezir diye birşey vardı değil mi? Ay veya güneşin etkisiyle suların alçalıp yükselmesi olayı. Gerçekmiş, deniz ay gelince resmen saklanmış. Onu takip ediyor 15 metre kadar ileri yürüyoruz ki oh ayaklarımız suya değiyor. Ay kovalar, deniz kaçar, bize de yakalaması düşer. Ayın bizi şaşırtması bununla da kalmıyor. Gece tepemize bakıp mutlulukla dolunay görüyoruz. Bu akşamın keyfini çıkaralım diyoruz. Ertesi akşam tepemize bakıp yine dolunay görüyoruz. Ertesi akşam yine dolunay! Mümkün mü 3 gece üstüste dolunay olması? Şaşkına dönüyoruz. Araştırmak üzere aklımıza yazıyoruz. Buraya özel doğa olaylarından bizi sevindiren son olay ise tam gideceğimiz gün yaşanıyor. Denizdeyken muson yağmurlarına tutuluyoruz. Kocaman damlalar ılık ılık omuzlarımıza yağıyor. Ah bu bir de sıcak suyun içinde olacaktı ki derken akşam jakuzideyken deli sağnak bir yağmur çıkmasın mı? Saçlarımdan aşağı serin yağmur suları akarken, tüm vücudum sıcak suyun içinde sevinçle yuvarlanıp duruyor. Teşekkürler doğa, teşekkürler allahım bu güzel hediye için:) Ne yedik, ne içtik?
Burada farklı restoranlar var, ana restoranda dünya yemekleri yerken diğer 5 restoranda farklı mutfaklar deneyebiliyorsunuz. Biz de Osmanın midesinin elverdiği sürece farklı lezzetler denedik. Burada farkettim ki farklı tatlar denemek içimi mutlulukla dolduruyor. Nasıl söylesem sanki o an çok daha güzelleşiyor, unutulmaz oluyor. Denemek, beğenmek, hiç sevmemek hepsi deneyimin bir parçası. Restoranlardaki denemeyimlerimize geçmeden evvel neyi ilk kez yedim, onları anlatayım; - Mangonun iki çeşidi varmış, bilir miydiniz? Biri ekşi diğeri tatlı. Tabi ki tatlı olanını tercih ettim. - Elmagillerden kırmızı bir meyve...hayatımda hiç görmemiştim. Bak ismimi yine unuttum. - Hindistan cevizini kırıp içini ceviz gibi yedik. Sütünü ilk kez içtim. - Patates cipsini yemişliğimiz var da muz cipsini (banana chips) ilk kez denedim. Yanına da hindistancevizli bir dip getirdiler. Hayatımda yediğim en iyi diplerden biriydi. Hatta öyle güzel bir lezzet fırtınası yaratmışlar ki içinde ton balığı var diye şüphelendik, sadece meyve olmasına rağmen. Ve gelelim yemeklereeee... Buranın lokal yemeği tahmin edersiniz ki balık ve deniz ürünleri. Öyle her deniz böceğini ben yiyemem diyerek Bizimki başta direndiyse de şişe geçirilmiş karides ve kalamarları görünce yelkenleri suya indirdi. Balıkçının Büfesi denilen bir büfe kurmuşlar. Çeşit çeşit balıklar (mangalda, sosla fırında pişirilmiş, kızartılmış vs), midye, kalamar, karides, bunların çeşit çeşit salataları, değişik soslar, turşular. Osman, her ne kadar bizim lüferin üzerine balık olmadığını söylese de bence bembeyaz yumuşacık sulu etleri ile oldukça lezzetliydiler. Kaptanın bifteği diye birşey vardı menüde, et sanıp uzandık ki meğerse o da özel soslu bir balıkmış, e kaptandan da biftek yemesini beklemek olmaz değil mi? Sonunda da tatlı olarak mango, çarkıfelek gibi meyvelerin üstüne hindistan cevizi mousse ve banana pie. Tüm tatil hiç içki canımız çekmemesine rağmen bugün tatlı şarap çekti canım, Chevine Blanc söyledik. Keyfimize keyif kattı. 5.senemiz için kadehleri kaldırdık. Sonraki restoranımız Fas restoranı. Ben, Fas'a gittiğimde yemeklerini denemiştim, onun için bana sürpriz olmaz diyordum, lakin yine de farklı oldu. Meze tabağı aynı, humus, soğanlı salata patatesli börek, içli köfte, süzme yoğurt (labne peyniri diyorlar). Osman'ın ısmarladığı tavuğu bütün halinde önüne getirince midesi kaldırmayan benimkiyle yemekleri değiştirdik. Tavuğu ben aldım ve çok beğendim 7 baharatla pişirilmişti ve beklediğimin tam tersi yönde limonlu bir tattaydı. Baharatlardan ikisini tespit edebildim fesleğen, maydanoz. Diğerlerini mutlaka öğreneceğim. Osmanın kuzusu ise koyu renkli sosunun içinde iyice pişmiş ve yanında karamelize soğanlarıyla tipik bir Fas yemeğiydi. Tatlı olarak gelen incirli dondurma ve mangolu puding pek Fas'la ilgili gelmedi bana, sanıyorum Seyşel adalarının bir dokunuşu olsa gerek:) Ve son olarak Adam& Eve adındaki Çin restoranına gittik. Neden bir Çin mekanına Adem ile Havva ismini vermişler anlamadım lakin burası da şaşırtıcı derecede güzeldi. Önden ördekli mantı çorbası içtim. Bu sıcakta ne çorbası demeyin harika gitti:) Sonra tatlı sosta karides. Esas tatlı olarak gelen dondurmalar harikaydı; çarkıfeleklı, anasonlu, hindistancevizli daha neli neli... Karnımız harika doydu, midemiz bayram etti, gözlerimiz şenlendi, pek sevdik buranın restoranlarını:) Yanında neler getirmeli? - Bittabi olanlar: Mayo, yüzme gözlüğü, koruyucu krem, terlik, şort, elbise, böcek ısırmalarına karşı krem, aspirin, kitap. - Alsan iyi olurlar: Besleyici vücut yağları ve kremleri. Ben bir torba dolusu acıbadem yağı, bronzlaştırıcı yağ, yüz kremlerimden getirdim. Cilt ister istemez ekstra yağa ihtiyaç duyuyor. Şnorkel, palet getirdim, buradan kiralanıyor, lakin kendininki gibi olmuyor tabi. Biraz sallantılı küpe almak geceleri hoş oluyor. Yanında pilli eşya varsa, benim gibi apple aletleri filan, pil getirsen hoş olur. he bir de sualtında çeken bir fotoğraf makinesi. Sadece balık çekmek için değil, sudayken adayı uzaktan çekmek için de ideal. - Beklenmeyenler: Erkekler için pantalon. Bazı restoranlara pantalonsuz almadılar. Osman da yanındaki tek uzun giysi olan eşofmanını giydi. Yapacak bişi yok:) Antihistaminik haplar. Ne yazık ki yanımda getirmemiştim. Sonra bendeniz denizden çıkar çıkmaz bir kaşınmaya başladım ki aklınız durur. Herhalde cildim kurudu deyip günde 5 kere yağlanıyorum, geçmiyor. Sonunda doktordan rica ettim ve getirdiği hapları yuttuğum an geçti. Allaha şükür yoksa bitmiştim. İşte böyleee...5 senemize 5 gece ile kutladığımız Seyşeller tatilimiz bir gözaçıp kapayana kadar geçti. Lakin bizde ömürlük anılar bıraktı...
Turkish for Seychelles is Seyşeller
I don't know why but I love that word
Seyşeller
Seyşeller
Seyşeller
I need to write fanfiction where Turkey and Seychelles interact :I