Nasıl bir varlık olduğumuzu herkes kafasında olabildiğince şekillendirmiş ve tanımlamıştır bu yeryüzünde. Duruma göre isteyerek ya da istemeyerek veya plansız anlarda öyle gelişmiş davranışlarımız var. O anda iyilik etmiş, kötülük etmiş, doğru yapmış, yanlış yapmış, kendiyle bağdaştırdığı birtakım davranışlar veya bağdaştırmadığı kendisine ters düşen davranışlar sergilemiş olabiliriz, olmuşuzdur. Özellikle kendimizde eksik yönlere ve hatalara iyi yanlarımızdan daha çok odaklanırız. Bir hata yaptığımızda, biriyle istediğimiz bir ilişki kuramadığımızda, yakın olmak isteyip de meydana gelen bazı beceriksizliğimizden dolayı uzak olduğumuz kişileri hayal dünyamızda yani kendi iç dünyamızda doğru sözler doğru hareket ve davranışlarla telafi ettiğimizi varsayarak kendimizi kısa süreli de olsa tatmin etme yollarına başvuruyoruz ya da kendim için öyle. Gerçekte batarıp hayalde kurtarma olarak adlandırabilirim bu durumu. Siz nasıl adlandırmak istiyorsanız öyle adlandırabilirsiniz.
Kendimizin iç işleyişinde olabildiğince her hatayı her kötü durumu düşüncelerimizde hayallerimizde düzeltmeye çalıştığımız zamanlarda olmuştur. Hatta bu zamanlarda “başkası olsa ne yapardı, nasıl davranırdı?” diye düşünmüş olabiliriz. Ben mesela.
Böyle düşünce ve hayallerde bulunmamızın istediğimiz davranışlar ve hareketler sergileyemediğimizden dolayı olabilir.
Çözüm ise yazarken kolay ama uygulamaya gelince zor olan her şeyi olduğu gibi kabul edip bir anı bütünüyle düşünerek vakit kaybetmek yerine her defasında ana konsantre olmaya çalışmak, neyi düşünüp neleri düşünmeceğini kafada belirlemek gerekebilir. Bir karar verip bir yol çizmek. İç işleyişimizi tümden değiştirmek.
Kafamda kurguladığım gibi bir yazı olmadı yine, neyse...