“Kısacık bir an, iki insanın birbirini anlaması için illaki konuşmanın gerekmediğini anladılar.”
seen from United States
seen from India

seen from United States

seen from Ukraine

seen from Australia

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Kazakhstan
seen from Brazil
seen from United States
seen from Brazil
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
“Kısacık bir an, iki insanın birbirini anlaması için illaki konuşmanın gerekmediğini anladılar.”
“Behzat Ç., ertesi gün, Ankara il sınırlarının sonuna doğru, Ayaş’a yaklaşırken rahat bir nefes alınca anladı bunu. Aslında bütün kent, insanların diri diri gömüldüğü bir tabuttu. Farklı olan ebattı, yoksa mantık üç aşağı beş yukarı aynıydı. Senin için ayrılan hava bitince ölüyordun, bir daha gömüyorlardı.”
“Bir nefes kadar yakın ama dokunması imkansız olduğunda, tam giderayak, bir kadının birdenbire güzelleşivermesi, başkomiser bunun da bir nevi cinayet olduğunu anladı.”
‘’İnsan değişiyor, hemde çok, ama sanki eski tanıdıkların hatrına onda hiç değişmeyen şeyler de kalıyor...’‘
Behzat Ç. - 10.Yıl Özel Baskı (Her Temas İz Bırakır - Son Hafriyat) - Emrah Serbes
Kafana takma. Kadınlar öyledir, kendilerini sevmeyen erkeklere ‘Seni seviyorum,’ dedirtmeye bayılırlar.
Behzat Ç.’nin hayatında çoğu insan bir başkasının yerini tutabilirdi.Harun’la Cevdet yer değiştirebilirdi mesela. Ya da Ağbisi Şevket’le Tahsin yer değiştirse, hemen hemen hiç bir şey değişmemiş olurdu. Ama Şule giderse, biri sahiden gitmiş olurdu. Maçın ilk dakikalarında on kişi kalmak gibi bir şey, akşam Tekel bayisinde 216 bulamamak gibi bir şey. Ya da hiç beklemediği bir anda, O’nun bir apartman tepesine çıkıp kendini boşluğa bırakması gibi bir şey. Betonda kan izi, çevrede meraklı kalabalık. Ve hâlâ nefes almak, ay sonunu düşünmek, rakıyı bırakıp biraya yüklenmek, elin arada bir 14′lüye gitmesi, eski bir aşkın izini sürmek, konuşma isteksizliği, sağır olma isteği, damarlarda dolaşan yedi kilo kan, iki kilometre sinir, yaşamak aşağı yukarı böyle bir şeydi herhalde.
İçinde tekel biraları olan siyah poşeti Behzat Ç.'ye uzatıp, "Al," dedi."Seversin.Siyah poşet kanser yapıyormuş ama sana bir bok yapamaz.Sen siyah poşeti kanser yaparsın.
Emrah Serbes/Son Hafriyat
Dersimiz kasvet konumuz Ankara.
EMRAH SERBES