bir şeyi hissetmek için yaşamak gerekmiyor, bazen ruhuna dokunması bile yeterlidir.
seen from United Kingdom

seen from Lebanon

seen from United States
seen from United States

seen from Germany
seen from Italy

seen from United Kingdom

seen from Germany
seen from Germany
seen from China
seen from China
seen from China
seen from Italy

seen from United Kingdom
seen from Russia
seen from United Kingdom
seen from Indonesia
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from China
bir şeyi hissetmek için yaşamak gerekmiyor, bazen ruhuna dokunması bile yeterlidir.
sana anlatacak her şeyimi tükettim.
Bir kibrit çöpüne muhtaç olduğum karanlıkta ne kadar yanıyor olsamda kibritin ateşinin yanmamasına sebep olan bir buzdan kale inşaa etmiştim kendime. Her ne kadar ateş beni kül etmeye çalışsada buzdan kalemi aşmayı başaramamıştı. Ateş ne kadar vücudumu sarsada etrafıma değil kendimeydi benim ateşim ve o da zihnimindeki soğuğun çözünmesini sağlayamıyordu. Ateş zihinimi aşamıyordu. Sıcak her yerime nüfus etmiş ben buradayım derken bile zihnim isyan edercesine burası soğuk diye haykırıyor ve beni hissizleştiriyordu. Belki de ateş buzdan daha güvenliydi. Belki de önemli olan hissizleşebilmek değil hissedebilmekti. Ateşin sıcağını hissedip ondan kaçınabilmekti. Onu hissedip ondan uzaklaşabilmekti.