seen from United States

seen from Japan
seen from Greece
seen from United States
seen from China
seen from India
seen from United States

seen from Brazil
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Germany
seen from United States
seen from China

seen from United Arab Emirates
seen from China

seen from United States
seen from Malaysia

seen from Indonesia
seen from United States
seen from United States
Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kim korkarsa, akşam karanlığında yol alır. Kim akşam karanlığında yol alırsa, hedefine varır. Haberiniz olsun Allah'ın malı pahalıdır, haberiniz olsun Allah'ın malı cennettir." (Tirmizî, Kıyâmet, 19)
1. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın burada mevzubahis ettiği korku, seher vaktinde düşmanın baskın korkusudur. Çünkü, umumiyetle baskınlar sabah vakti olmakta idi.
2. Tîbî, bu hadiste Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın ahiret yolcusu için bir temsil getirdiğini belirterek der ki: "Zîra şeytan yolunu kesmiş, nefsi ve boş hayalleri de şeytanın yardımcısı durumundadır. Bu yolcu sefer esnâsında uyanık davranır ve işlerinde halis niyetten ayrılmazsa, şeytan ve hilesinden emin olur. Kimin de yolunu, şeytan avaneleriyle keserek, âhiret yolundan yürümenin zor, âhireti elde etmenin çetin bir iş olduğunu telkin ederse, o kimse azıcık bir gayret bile gösteremez."
3. "Allah'ın malı" diye tercüme ettiğimiz tâbirin aslı "sil'atullah"tır. Yani Allah'ın ticârete arzettiği metâı demektir. Bununla cennet kastedildiği de Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) tarafından açıklanmıştır. Cennetin ticaret malı (sil'a) olarak tavsifi, âyet-i kerimeye uygundur. Zîra âyet-i kerimede: "Allah mü'minlerden nefislerini ve mallarını cennet mukabili satın almaktadır." (Tevbe, 9/111) buyurulmuştur.
4. "Cennetin pahalı olması", kıymetinin yüce olması demektir. Bu, onun dünyevî kazançla, kolay kolay elde edilemeyeceğini de ifade eder. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), kendisi dahil hiç kimsenin ameliyle cennete gidemeyeceğini, ancak İlâhî rahmetin imdâd edeceğini belirtir. Gerçek o ki, Allah cenneti râzı olduğu kullarına lütuf olarak ihsan edecektir. Onun fiyatını bir âyet-i kerime, ebediyete bakan sâlih ameller olarak tavsif eder: "Baki kalacak sâlih ameller, sevab olarak da, emel olarak da Rabbinin katında daha hayırlıdır." (Kehf,18/ 46).
yemin etmiştim yemini mi tövbemi bozdum aynı günahı bi daha yaptım napacam ben? Nolur yardım et dua buyur
Ebû Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtü vesselâm Rabbinden naklen buyurdular ki:
"Bir kul günah işledi ve ‘Yâ Rabbi, günahımı affet!’ dedi. Hak Teâlâ da, 'Kulum bir günah işledi; arkadan bildi ki günahları affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi vardır’ buyurdu. Sonra kul dönüp tekrar günah işledi ve 'Ey Rabbim, günahımı affet!’ dedi. Allah Teâlâ da, 'Kulum bir günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi vardır.’ buyurdu. Sonra kul dönüp tekrar günah işledi ve 'Ey Rabbim, beni affeyle!’ dedi.Allah Teâlâ da, 'Kulum günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi olduğunu bildi. Ey kulum, dilediğini yap, ben seni affettim.’ buyurdu."2
Büyük hadis âlimi İmam Nevevî, bu hadisten şu hükmü çıkarır:
"Günahlar yüz kere, hatta bin ve daha çok kere tekrar edilse de kişi her seferinde tövbe etse, tövbesi makbuldür. Veya bütün günahlar için bir tek tövbe etse bile, yine tövbesi sahihtir.”
Yani tekrardan samimi bir şekilde tövbe etmelisin. Allah affedicidir bunu unutmayalım.
Tövbe tam olarak nasıl edilir kardeşim?
Selamunaleyküm, Tevbe-i Nasuh: Sadık tövbe, işlediği günahı bir daha yapmamak üzere tövbe etmek ve bu tövbesinde tam kararlı olmak. Kur’an-ı Kerim’de mealen buyruldu ki:
Ey iman edenler! Günahlarınızdan Allah-u Teala’ya tevbe-i nasuh ile tövbe ediniz. (Tahrim suresi: 8)
Tevbe-i nasuh dört şey ile tamam olur:
*Dil ile istiğfar (bağışlanmayı dileme) etmek.
*Günahı işleyen aza ile günahı terk etmek.
*Bu günahı bir daha işlemeyeceğine kalp ile kesin karar vermek.
*Günah işlemeye sevk eden her türlü vasıta ve arkadaştan uzaklaşmak.
Sen o yaptığın günahı bir daha yapmayacağına dair kararlı ol bunu kalpten iste ve bunu Allah'a karşı da dile getir. Mesela bir namazdan sonra ellerini açıp Allah'tan bağışlanma isteyebilirsin. Sürekli tövbe eder halde olmak bizler için önemli özellikle de ahir zamanda yaşıyorken ister istemez günahlar işliyoruz.
Çokça “Estağfirullah el-lezî lâ ilahe illâ huve'l-hayyu'l-kayyûmu ve etûbu ileyhi.” söyleyebilirsin.
Anlamı: “Allah'dan mağfiret dilerim ki, O'ndan başka hiç bir ilâh yoktur, ebedî hayat sahibidir, her işi idare edip ayakta tutandır. Ben O'na dönüp tövbe ediyorum.”
Bir dünya imtihan..
1- RECA
“Kötü işler yapan” bir kadın, sıcak bir günde, bir kuyunun etrafında dönen bir köpek gördü, susuzluktan dilini çıkarmış soluyordu. Kadıncağız mestini(ayakkabısını) çıkararak (onunla su çekip köpeği suladı). Bu sebeple kadın mağfiret olundu.
- "Bir adam yolda, yürürken susadı ve susuzluğu arttı. Derken bir kuyuya rastladı. İçine inip susuzluğunu giderdi. Çıkınca susuzluktan soluyup toprağı yemekte olan bir köpek gördü. Adam kendi kendine: 'Bu köpük de benim gibi susamış.' deyip tekrar kuyuya inip, mestini su ile doldurup ağzıyla tutarak dışarı çıktı ve köpeği suladı. Allah onun bu davranışından memnun kaldı ve günahlarını affetti." Resûlullah'ın yanındakilerden bazıları: "Evet! Her 'yaş ciğer' (sahibi) için bir ücret vardır." buyurdu."
"Ey Allah'ın Resûlü! Yani bize hayvanlar (a yaptığımız iyilikler) için de ücret mi var?" dediler. Aleyhissalâtu vesselâm:"Evet! Her 'yaş ciğer' (sahibi) için bir ücret vardır." buyurdu."
2 - HAVF
"Bir kadın, eve hapsettiği bir kedi yüzünden cehenneme gitti. Kediyi hapsederek yiyecek vermemiş, yeryüzünün haşerâtından yemeye de salmamıştı."
Peygamberimiz (asm) bir kadının bir köpeğe su vermesinden dolayı aldığı mükafat ile bir kadının kediye verdiği zarardan dolayı aldığı cezayı ifade etmektedir. Bu da gösteriyor ki küçük gördüğümüz bir amel dahi insanın kurtuluşuna vesile olabilir. Hiçbir günahı küçük görmemek gerekir. Bir günah da insanın cehenneme gitmesine sebep olabilir. Bu da bizlere gösteriyor ki hiçbir amelimizi hafife almamalıyız. Ancak her köpeğe su verenin cennete gidecek veya her kediyi öldüren cehenneme gidecektir, gibi bir kayıt yoktur.Allah insanın tüm amellerini birlikte değerlendirecektir.Belki köpeğe su veren kadın bu ameliyle sevapları günahlarından ziyade olmuştur. Diğer kadının da bu seyyiatıyla günahları sevaplarını geçtiği için cehenneme gitmiş olabilir.
Koku süren kadınla alakalı hadisin tam kaynağını yazabilir misiniz?
Ebû Mûsa (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
“Her göz yabancı bir kadına bakarak göz zinası işlemiştir. Herhangi bir kadın, kokusu dışarıdan hissedilen koku ile kokulanarak erkeklerin yanından geçerse, onlarda o kokudan istifade edip hoşlanırlarsa, o kadın zina etmiş gibi günah kazanır.” (bk. Tirmizî, Edeb 35; Ebû Dâvud, Tereccül 7; Nesâî, Zînet 35)
Hadisin Açıklaması:
1. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) her bir göze zinakar demekle, yabancı kadına şehvetle bakmayı zinaya nisbet etmekte ve bundan yasaklamaktadır. Çünkü harama bakış, zina günahının ilk adımıdır. Dinimiz bir fiili haram ilan etmişse, ona görtüren sebepleri de haram ilan etmiştir.
İşte bu hadiste şehvetle bakmanın haram ediliş örneğini görmekteyiz.
Âyet-i kerîme mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara ayrı ayrı hitab ederek, gözlerini haramdan korumalarını emreder. (Nûr,24/30-31)
2. Kadınların koku sürünerek erkeklerin yanına gitmesi veya yanından geçmesi bir nevi zina olarak vasıflandırılmıştır. Çünkü bu hâl, erkeklerin şehvetini tahrik edecek, onların bakışlarını kendisine çekecektir. Şehevî olan böyle bir bakış ise, göz zinasıdır.Bu kötü duruma, koku sürünen kadın sebep olduğu için, "zinakâr" olarak vasıflanmıştır.
Konuyla alakalı diğer hadisler ;
“Her göz yabancı bir kadına bakarak göz zinası işlemiştir. Bir kadın da güzel kokular sürünerek erkeklerin yanından geçerse o da aynen bakan erkekler gibi zina etmiş gibidir.” (Tirmizi, Edeb, 35; Dârimî, İstizan, 27) Tirmizî, bu hadis, hasen sahihtir, demiştir. (bk. Tirmizi, a.y)
"Her göz zanidir. Şurası muhakkak ki, kadın koku sürünür, sonra da (erkek) cemaate uğrarsa o da zaniyedir." (Ebu Davud, Tereccül 7, (4174, 4175); Nesai, Zinet 35)
"Kendisine buhur değen kadın sakın bizimle yatsı namazına katılmasın." (Müslim, Salat 143, 444; Ebu Davud, Tereccül 7, 4175; Nesai, Zinet 37, 8, 154)
“Erkeklere ait güzel kokuların en iyisi, kokusu açık, rengi gizli olandır. Kadınların kokularının en iyisi ise, rengi olan ve kokusu çevreye yayılmayandır." (Tirmizî, Edeb, 35)
Muhammet'in karısı Ayşe 6 yaşında evlenmiş,ve islamda pedofili yasaklanmamış
6 yaşında evlenmemiştir, sorduğun diğer sorulara da bakınca İslam'a laf atmaktan başka bi şey yapmamışsın kafanı biraz çalıştırsan her şeyi reddetmek yerine belki de doğruları görürsün.
Hz. Ebû Bekir’in ilk kızı olan Esmâ Vâlidemiz, hicretten yirmi yedi yıl önce 595 tarihinde dünyaya gelmiştir. Allah Resûlü’nün hicreti esnasında Zübeyr ibn Avvâm ile evli ve o gün altı aylık hamiledir. Bir diğer ifadeyle o gün yirmi yedi yaşındadır.Üç ay sonra Medine’ye hicret ederken Kuba’da oğlu Abdullah’ı dünyaya getirecektir. Yetmiş üç yılında ve yüz yaşındayken, hatta dişleri bile dökülmemiş halde vefat etmiştir.
Âişe Annemiz ile ablası Esmâ Vâlidemiz’in arasındaki yaş farkı ondur.Buna göre (595+10=605) Âişe Vâlidemiz’in doğumunun 605; hicretteki yaşının da (27-10=17) olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Evlilik hicretten yedi ay sonra gerçekleştiğine göre demek ki, bu sıralarda Âişe Vâlidemiz’in yaşı, on yedi'yi aşmış, on sekiz yaşına yaklaşmış demektir. Bedir’in hemen akabindeki Şevvâl ayında evlendiği bilgisini esas aldığımızda ise onun, evlendiği gün on sekiz yaşını aşıp on dokuza adım attığını kabullenmemiz gerekmektedir.