İNSANSI FOSİLLERDEKİ ÇELİŞKİLER
İnsanın evrimine kanıt gösterilen fosiller gerçekte tam bir karmaşa içindedirler. Evrime kanıt olmaktan çok evrimin gerçek dışılığını gösterirler.
Fosillerin sürece uygun dizilimi hiçbir zaman evrimsel aşamaları gösteren ilkelden gelişmişe doğru düzenli bir yükseliş göstermez.
Genelde ilkel kabul edilenlerden daha yaşlı fakat daha gelişkin fosiller olduğu gibi aynı dönemlerde ilkel ve gelişkin kabul edilenler bir aradadır.
Bir bakıma fosiller evrim yönünden tam bir kargaşa içindedirler.
Örneğin yedi milyon yaşındaki Sahclanthropus Tchadensis,
Altı milyon yaşındaki Orrorin Tugensis,
Yine altı milyon yaşındaki st W573,
Beş milyon yaşındaki SM-4,
Üç buçuk milyon yaşındaki Kenyathropus Platyops bir ara format olarak kabul edilen üç milyon yaşındaki Lucy fosilinden daha yaşlı oldukları halde evrimsel ölçüler göz önüne alındığında daha gelişkindirler.
(Yukarıda verdiğimiz KNM ER 1805 - OH 7 - OH-24 - KNM ER 1813 homo habilis, insanın evriminde ara format oldukları iddia edilen fosillerin gelişkin fosiller göre çok daha genç olduklarını dikkat ediniz)
Bu nedenle yukarıda verdiklerimiz ile Lucy fosili bir ara format fosili olamaz. (Lucy fosili bölümüne bakınız)
Bu gerçeği göz önüne aldığımızda Lucy'den çok daha GENÇ OLAN yukarıda yazdıklarımızın da birer ara format olamayacağı açıktır.
Ayrıca Dmanisi Kafatasları aynı döneme ait olmalarına rağmen kimisi gelişkin kimisi ise ilkel özellikler taşır. (Dmanisi kafatası bölümüne bakınız)
Evrim sürecinde ise aynı türün ilkeli ile gelişkini bir arada bulunmaması gerekir.
Arzu eden okuyucularımız ayrı ayrı incelediğimiz, ayrıntılarıyla bilgi verdiğimiz fosiller konusunu tekrar gözden geçirebilirler.
Sonuç olarak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Geçmiş yaşamda şimdiki gibi insansı zannedilen çeşitli canlılarla (örneğin şempanzesiyle orangutanıyla) insanların çeşitli ırklarıyla (örneğin pigmeler, aborjinler, beyaz ırk gibi büyük ve küçük yapılılar, büyük ve küçük kafataslılar) bir arada yaşıyorlardı. Evrim söz konusu bile değildi.
Böylesine basit ve akılcı bir açıklaması olan bir konuyu (evrime kanıt oluşturma amacıyla) böylesine karmaşıklaştırmak için her şeyden önce bir evrimci olmak gerekir.
Tersinim gerçeği ise insanın tek kaynaktan, tek yerden geldiği, bir arı ırkının olduğu, yeterince çoğaldıktan sonra dünyanın dört bir yanına dağıldıkları, iklim koşulları ve yaşama şartlarıyla kimilerinin çevreye uyum meziyetlerinin güçlenip çoğaldığı, kimilerinde ise kimi meziyetlerin azalıp zayıfladığı, bu yolla ırkların oluştuğu varsayımını ortaya koyar ve bu varsayım her hangi bir yapay müdahaleye gerek kalmadan bilimsel gerçeklerle tamamen örtüşür.












