İnsanlar başkaları tarafından sevilmek için kendilerinden nefret ediyor Nora; bir başkasının nefreti onların kabusu.
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States
seen from South Korea
seen from United States
seen from Japan
seen from Germany
seen from Australia

seen from Ireland
seen from United States
seen from T1
seen from United States

seen from Sweden
seen from United States
seen from Türkiye
seen from United States
seen from Sweden
seen from China
seen from United States
İnsanlar başkaları tarafından sevilmek için kendilerinden nefret ediyor Nora; bir başkasının nefreti onların kabusu.
"İnsan insana nasıl hükmeder, Winston?
-Acı çektirerek."
"Önemi yok. Onu öldüreceğim!"
"Ne diyorsun sen, küçük; babanı mı öldüreceksin?"
"Evet, yapacağım bunu. Başladım bile. Öldürmek Buck Jones'un tabancasını alıp güm diye patlatmak değil! Hayır. Onu yüreğimde öldüreceğim, artık sevmeyerek... Ve bir gün büsbütün ölecek."
Hiç kimseye okutmayacağıma emin olduğum bir diyalog yazıyorum. Sessiz kalması gereken iki kişinin dertleşmesini anlatıyorum. Biri ötekine içini döküyor. Öteki ise onun içini topluyor. Gerçekte böyle olmadığını biliyorum. İçime dokunursa eli yanar diye korkanların kaçışlarını ezbere biliyorum.
Düşünceler kafanıza üşüşmeyi sürdürecektir, ama onları bir kenara itmeye çalışın. İki seçeneğiniz var: Ya zihninizi denetleyeceksiniz ya da zihninizin sizi denetlemesine izin vereceksiniz. İkincisine alışkınsınız zaten, korkular, nevrozlar, güvensizlikler içinde savrulup gidiyorsunuz, çünkü hepimizin kendini yok etme eğilimi var.
Kitaplarınızı istediğiniz kadar kapatıp kilitleyin; ama benim aklımın özgürlüğüne vurabileceğiniz hiçbir kilit, hiçbir kapı, hiçbir süngü yoktur.
Aslında ona sahip olmayı değil arzulamayı sevdiğini sahip olunca anlayacaksın.