Beni sevdiğini idda eden biri tarafından incitilmek.. Ayakta duracak yerim kalmayana kadar kınanmak... Her şey üstüme üstüme geldi.
seen from United States
seen from United States
seen from Spain
seen from United States
seen from United States

seen from Kazakhstan

seen from France
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Spain

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Kazakhstan

seen from Malaysia
seen from United States

seen from Colombia
seen from France
seen from United States
Beni sevdiğini idda eden biri tarafından incitilmek.. Ayakta duracak yerim kalmayana kadar kınanmak... Her şey üstüme üstüme geldi.
Çok mu fazla?(Çok fazla..Hiç bir zaman dengeyi tutturamadın ki kızım sen. Ne bekliyordun ki!) Hiç yani ne bilim.. (Biliyorsun.) duymak istemiyorum sus. (Korkuyorsun.) deliler gibi hem de..
gerçekten nasıl bi duygu? (Konudan konuya atlayarak kaçamazsın.) kaçamıyorum zaten. Bekliyorum, neyi beklediğimi bile bilmeden. Hem kaçacak bi yerim yok.. Daha ne diyebilirim ki sana. Sus artık..
Beni neden kimse sevmiyor?
Sus.
Değer görmüyorum.
Sus.
Yaşadığımı hissetmiyorum.
Hatırlama..
Kırıldıysan sesiz kal.
Sessizliğinden kırgınlığını anlamıyorsa, onsuz kal.
Keşke vaktiyle, saçma da olsa iki laf etseymişim. Susunca yok oluyormuş insan, çok sonradan öğrendim.
*Tek başıma Doctor Who'nun "Day of the moon" bölümü izlerken*
Ben: Matt Smith'in o sakalı bırakması ne kadar sürmüştür?
Ben: Yani adam tüysüz kediler gibi.
Ben: Kaş maş yok.
Ben: Bir kaç ay uğraşmış olmalılar.
Ben: Büyük bir olasılıkla takmadır.
Ben:Evet.