Bu içerik parola ile korunmaktadır. Görmek için lütfen aşağı parolanızı girin: Parola:
seen from China

seen from Poland
seen from Romania
seen from Russia

seen from Italy
seen from Italy

seen from Netherlands

seen from Germany
seen from Germany
seen from China

seen from United States

seen from Malaysia
seen from Italy
seen from Russia

seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
Bu içerik parola ile korunmaktadır. Görmek için lütfen aşağı parolanızı girin: Parola:
Mobil cihazların hayatımızda yer edinmesiyle beraber alışveriş alışkanlıklarımız da değişti. Zamanla cadde mağazacılığının yerini almaya başlayan e-ticaret siteleri artık mobilde de hatrı sayılır derecede ilgi görüyor. Özellikle kadınlar bu konuda bir adım daha önde.
Bu yazımda da hem kullanım oranlarıyla hem de direk kadınları hedef kitle olarak belirlemesiyle dikkatimi çeken bazı uygulamalardan bahsedeceğim.
ModaCruz:
Çevremde gözlemlediğim kadarıyla özellikle uygun fiyatlı ve ikinci el orijinal ürün arayanların yegane durağı modacruz. Her ne kadar mobil uygulamalarında ciddi UX hataları olsa da azımsanmayacak bir kitleleri var. Sahibinden mantığıyla ürün koyup satış yapabildiğiniz platform ürünlerin orijinalliği konusunda da oldukça katı.
Android Uygulaması
iOS Uygulaması
Mizu
Bright E- Ventures Corporation altında faaliyetlerine devam eden Mizu da kadın odaklı bir e-ticaret platformu. Dünyaca ünlü markaları farklı taksit ve kargo seçenekleriyle alabildiğiniz platformun web ve mobil uygulamarı da fena sayılmaz.
Android Uygulaması
iOS Uygulaması
SefaMerve
Hem kuruluş hikayesini bildiğimden hem de tesettürlü bir annenin evladı olmamdan ötürü adını sıkça duyduğum bir marka SefaMerve. Türkiyedeki tesettür giyim açığını da çok güzel doldurduklarını düşünüyorum.
Ayrıca hem Facebook sayfalarındaki etkileşimle hem de izledikleri pazarlama politikalarıyla oldukça başarılı hamleler yapıyor. Web sitesi, ve mobil uygulamalarıyla hizmet sunan SefaMerve ilerleyen zamanlarda da adından çok söz ettirecek gibi.
SefaMerve Android Uygulaması
SefaMerve iOS Uygulaması
Avon
Bilir misiniz bilmem benim çocukluğumda kadınlar Avon için “saha satış” görevi yapar, günlerde vs ürün satarak komisyon almaya çalışırlardı. Her ne kadar bu durum devam etse de artık eskisi kadar popüler değil gibi duruyor. Çünkü Avon da işlerini web ve mobil tarafa geçirdi ve bu yönde gayet güzel adımlar atıyor.
Android Uygulaması
iOS Uygulaması
Trendbox
Instagram vari arayüzüyle ürün listeleme yapan trendbox arayüzüyle beni oldukça şaşırtan işlerden. Sağa-sola swipe şeklinde alışveriş yapabildiğiniz uygulama aynı zamanda sizin tercihlerinizi ve satın alma alışkanlıklarınızı inceleyerek size özel ürünler ön plana çıkarıyor.
Android Uygulaması
iOS Uygulaması
Bunu Beğenmedin Mi? Elimizde Bunlarda Var:
Android’iniz Ne Kadar Sağlıklı ?
Whatsapp’e Yeni Rakip: MessageMe
Google Bump’ı Satın Aldı !
Office Mobile Android İçin Yayınlandı
Vine Android 2.3 Sürümünde
Merhabalar sevgili okur,
Bu inceleme yazımızın konuğu bir süredir merakla beklenen LG’nin yeni amiral gemisi LG G4. Aktif olarak LG G3 kullanan biri olarak LG G4 ile geçirdiğim süre zarfındaki deneyimleri sizlerle paylaşacağım. Lafı uzatmadan başlayalım!İlk olarak kutu içeriğine değinelim. LG G4 bir önceki model LG G3’deki gibi sade ve derli toplu bir kutu içerisinde geliyor. Test ürünün olduğu için benim kutumdan her hangi bir kulaklık çıkmadı. Onun dışında LG G4’ün kutusunda bir önceki modelde olduğu gibi 1.8 mAh güç çıkışı sağlayan adaptör, USB kablosu ve kullanım klavuzları çıkıyor.
Gelelim cihazın dış görünüşüne. Bana gönderilen test ürünü kahverengi deri kapaklı olan model. Bu kapaklarda gerçek deri el işçiliğiyle harmanlanarak kullanılıyor. Benim aram kahverengiyle iyi olmadığı için kapağa pek alışamadım desem yeridir. Kırmızı deri kapaklı model daha şık duruyor gibi. Fakat ben LG G4’ü alacak olsam muhtemelen plastik kapaklı bir model tercih ederim. Her ne kadar Premium bir hava katsa da plastik kapağın daha “genç işi” olduğu kanaatindeyim. Ayrıca cihazın kavisli yapısı elde tutulmayı kolaylaştırdığı gibi, düşmelerde de ekranı daha fazla koruyor.
Eh madem arka yüzeyden başladık biraz da buradaki güzelliklerden bahsedelim. LG G4’ün arka yüzeyi kapak haricinde G3 ile benzer noktalara sahip. LG G2 ve G3’de gördüğümüz dikey tuş dizilimi yine cihazımızda yer alırken arka bölüm 16 Mp çözünürlükteki arka kamera, lazer odaklama ve çift renkli LED flaş ile doldurulmuş. Yine sol alt kısımda ise 1 watt çıkış sağlayan mono hoparlörü görüyoruz.
Gelelim ön yüze. LG G4’de selefi gibi 5.5 inç büyüklüğünde Qantum IPS teknolojisini kullanan bir ekranla geliyor. Ekran 2K çözünürlükte ve bir önceki modele göre kalite farkı kesinlikle var. Özellikle renklerin doygunluğu ve güneş altındaki kontrastı ciddi biçimde fark ediyor. Bu kaliteli ekranın üst kısmında ise 5 Mp çözünürlüğünde selfie kamerası, ahize, LED bildirim barı ve yakınlık sensörü bulunuyor.
Yan kısımlar bu modelde de boş bırakılmış. Cihazın kulaklık ve micro-USB girişleri ise alt tarafta bulunuyor. Micro USB üzerinden şarj, veri aktarımı işlemlerinin yanı sıra Slimport desteği sayesinde 4K çözünürlüğe kadar HDMI, DVI görüntü çıkışları da almak mümkün. Selefi gibi G4’de de Quick Remote özelliğini kullanabileceğiniz kumanda sensörleri bulunuyor. Cihazın üst kısmında konumlandırılan bu sensörler sayesinde Tv, uydu alıcı, set-top box gibi cihazları kontrol edebilmek mümkün. LG G4’ün iç kısmına değinmeden de olmaz. LG G4’ün arka kapağı açılabiliyor. Kapağı kaldırdığımızda bizleri iç kısımda NFC devresini ve hemen alt kısmında da 3000 mAh’lik pil ile Micro-SD ve Micro-SIM modülleri karşılıyor. LG G4’ün depolama alanını 2 Tb’a kadar arttırmak mümkün. Pilin ise gayet yeterli olduğunu söyleyebilirim. Özellikle benim gibi yoğun kullanan birini elinde bile 1 günü aşağı yukarı çıkarıyor. Bu noktada benim kullandığım G3’den çok daha iyi. Bir hatırlatma, LG G3 ile LG G4’ün batarya değerleri aynı olsa da iki ürünün bataryası birbirine uymuyor.
Pilin ve modüllerin üstünde bizi 32 Gb dahili depolama, 3 Gb Ram ve Snapdragon 808 işlemcisi karşılıyor. LG G4 piyasaya çıktığında kafaları karıştıran özelliklerden biri Snapdragon 810 yerine 808 kullanılmasıydı. Açıkçası ben günlük kullanımda cihazda hiçbir performans sıkıntısıyla karşılamadım. Hatta Snapdragon 808’in daha az ısınmasından dolayı aşağı yukarı aynı performansta olabileceği kanaatindeyim. Bağlantı türleri olarak NFC, Bluetooth, Wifi ve 4G çözümlerini sunan LG G4 aynı zamanda NFC üzerinden temassız ödemeyi de destekliyor.
Özellikle kamera konusunda LG’nin çok yol aldığını söylemek mümkün. Hem geliştirilmiş ön kamera ile daha iyi selfie’ler çekebiliyoruz hem de neredeyse profesyonel bir fotoğraf makinesi ile yarışır hale gelen arka kamera ile unutulmaz anları unutulmaz şekilde fotoğraflayabiliyoruz. LG G3’e nazaran manuel ayarlara da izin veren LG G4’ün kamerası kesinlikle bir önceki modele göre çok çok daha iyi. F/1.8 diyafram açıklığına sahip. Bu sayede karanlık ortamlarda daha rahat fotoğraflar çekebiliyoruz. Faka f/1.8 diyafram açıklığı desek de standart bir fotoğraf makinesinin f/1.8 oranını yakalaması henüz söz konusu değil.
Ayrıca Kelvin, ISO vb ayarları yapmamızı sağlayan bu manuel arayüz oldukça detaylı da olabiliyor, otomatik moda alınıp oldukça basit bir hale de gelebiliyor. Bu noktada kameranın hem “işi bilenler” için hem de amatör çekimler için oldukça kaliteli bir deneyim sunuyor. Aynı zamanda bu kamera ile RAW formatında çıktılar almak da mümkün. Bu sayede çekilen fotoğrafları dijital ortamda çok daha rahat bir şekilde düzenleyebiliyoruz. Ayrıca panaroma, HDR ve çift mod özellikleriyle kullanım alanı oldukça geniş tutulmuş.
Genel manada kamera açılış hızının oldukça iyi olduğunu da söyleyebilirim. Ayrıca hızlı odak ve seri çekim de yapabilen kamera dijital yakınlaştırmada da oldukça iyi. OIS 2.0 teknolojili 3 eksenli kamera titreşimi de engelleyerek de daha sarsıntısız video ve fotoğraflar vadediyor.
Sadece fotoğraf noktasında değil, video kamera noktasında da geliştirmeler mevcut. LG G4 arka kamerası ile 4K UHD 30 FPS, 1080p Full HD 60 FPS ve HD 120 FPS değerlerinde videolar kaydetmek mümkün. Öndeki 5 Mp kameranın da 4K çekimi desteklediğini söylemekte fayda var.
Gelelim oyun performansına. LG G4 test ettiğim süre boyunca Modern Combat 5, Asphalt 8, Real Racing 3, Fifa 15: UT ve Marvel Contest of Champions oyunlarında beri yarı yolda bırakmadı. Ayrıca oyun oynarken cihazın ısınma ve soğuma değerlerinin de oldukça iyi olduğunu söyleyebilirim. Açıkçası deri kapağın ısıyı bu denli absorbe edeceğini düşünmüyordum.
Son olarak genel arayüze değinelim. LG G4 Android 5.1 işletim sistemiyle geliyor ve neredeyse standart arayüze benzer bir arayüze sahip. LG UX 4.0 adı verilen bu arayüzün ŞG G3’de kullanılandan daha hoş olduğunu söyleyebilirim. Yeni efektler ve geçişlerle süslenen arayüzün genel görünümü ise oldukça yalın. Program kalabalığından uzak arayüz LG Healt, Quick Remote, Smart Notes ve benzeri uygulamalar ile güzel bir kullanıcı deneyimi sunuyor.
Sonuç olarak LG G4’ün piyasadaki rakipleri karşısında hiç de güçsüz olmayacağı düşüncesindeyim. Özellikle multimedya özellikleri göz önünde bulundurulduğunda LG G4 tam bir “gezi telefonu” olabilir. Henüz LG G3 kullanıcılarının G4’e terfii etmesini çok elzem bulmasam da bu yakışıklıdan ayrılmaktan dolayı oldukça üzgünüm. Görüşmek üzere!
Bunu Beğenmedin Mi? Elimizde Bunlarda Var:
LG G4 Ön İnceleme ve Lansman Notları
Lumia 535 İnceleme
LG G3 Beat İnceleme
Zenfone 5 Deneyimim – 2
LG G3 Kullanıcı Yorumlarım
Geçtiğimiz günler vizelerdi, iş yoğunluğuydu derken blogu biraz ihmal ettim. Neyse ki bundan sonra bir kaç hafta rahat geçecek gibi duruyor. Dolayısıyla yeni içerikler ve incelemeler gelebilir. Bu yazımda sizlere geçen hafta lansmanı yapılan LG G4’den bahsedeceğim. Her zaman yaptığım gibi videoyu iliştirip yazıma devam ediyorum.
Cihazın özelliklerine geçmeden önce LG ve lansman hakkında yorumlarımı yapayım. Blogger olmanın -benim gözümde- bir şartı da olabildiğince objektif olmak. Bu nedenle şahsen benim bir lovemark’ım yok. Fakat biz de her insan gibi telefon, bilgisayar, mobil operatör vb ihtiyaçlarımız için ürünler/hizmetler almak durumunda kalıyoruz. Haliyle bunu yaparken de performans ve iş görürlüğün yanında biraz güven meselesi de giriyor işin içine. LG bu noktada güvendiğim markalardan biri.
Diğer yandan LG blogger ile de oldukça iyi geçiniyor. Geçen sene LG G3 ile başlayan ilişkilerimiz cihazı bazı noktalarda olumsuz eleştirsem bile LG G3 Beat, ve ilerleyen günlerde gelecek olan LG G4 ile de devam ediyor. Araya bir de AKA’ları sıkıştırmak istiyorum ama bakalım, nasip. Bu nedenle hem “sen bizim ürünümüzü kötüledin senle bir daha iş birliği yapmayacağız” türevi diyaloglar kuran markalardan olmadığı için hem de bu güzel birliktelik için LG’ye teşekkür ederim. Böyle devam!
Gelelim ürünün ön incelemesine. Güney Koreli marka LG G4 ile bir önceki evladının üstüne bir şeyler katmış. LG G3’ün üzerinden 11 ay geçmesine rağmen hala sıkıntısız ve güzel satış oranlarıyla ilerlemesi de markanın bu noktada “güzel oynadığının” belirtisi. LG bizlere G3’ü sattırıp G4 aldıracak mı henüz bilmiyorum ama kağıt üzerinde özellikler oldukça güzel.
LG G4’ün hem donanım hem de yazılım anlamında yenilikleri var. LG G3’de hayal kırıklığı yaşatan kamera LG G4’de oldukça çalışılan konulardan biri. LG G4 ile beraber F/1.8 diyafram açıklığı oranına sahip 16 mp çözünürlüğünde yeni bir arka kamera kullanılmış. Ayrıca sensör de %40 oranında büyütülerek daha fazla ışık alınması sağlanmış. Henüz gerçek hayatta efektif bir inceleme yapmasam da kameranın bu özelliklerinden umutluyum. Ön kamerada da yenilikler mevcut. Bir önceki model LG G3’de 2 Mp ön kameraya yer verilirken G4’de bu boyut 8 Mp’e çıkarılmış. Ayrıca hem ön hem de arka kamerayla 4K video kaydı yapmak mümkün.
LG G4’ün “ciğeri” de sağlam gözüküyor. Isınma sorunları dolayısıyla performans kaybı yaşayan Snapdragon 810 yerine ilk defa LG G4 ile piyasaya çıkan Snapdragon 808 işlemcisi tercih edilmiş. Bu işlemci çekirdek sayısı ve saat hızı olarak 810’dan daha düşük değerler sahip. Fakat 810’un sorunlarından etkilenmez ise bu dezavantajı kendi lehine çevirebileceğini düşünüyorum. Yine de ana görüşüm incelemeden sonra belli olacak ;)
Son bir yenilikten daha bahsedip sıralı teknik listeyi de paylaşıp yazımı sonlandıracağım. Geçen seneden beri sürekli 2K ekran gereksiz diye bıdı bıdı etsem de markalar 2K ekran kullanmakta ısrarcı. LG de G3 gibi G4’e yine 2K çözünürlüğünde bir ekran yerleştirmiş. Bu ekran da LG G3’de olduğu gibi 5.5″ boyutunda. Hafif kavisli tasarlanan ekran denilene göre darbelere karşı daha dayanıklı. Ayrıca yeni ekranın kontrastı %50, renk canlılığı ise %20 arttırılmış.
5.5 inç, Quad HD (1440 x 2560), IPS Quantum ekran.
Qualcomm SnapDragon 808 işlemci.
3 GB RAM
32 GB dahili hafıza. Micro SD kart desteği sayesinde 2 TB’ye kadar arttırılabiliyor.
16 MP f/1.8 Laser OIS arka, 8 MP ön kamera, her iki kamerayla 4K video kaydı.
3000 mAh değiştirilebilir pil.
Değiştirilebilir deri ve plastik arka kapaklar.
LG UX 4.0 arayüzü.
Bunu Beğenmedin Mi? Elimizde Bunlarda Var:
Lumia 535 İnceleme
Nokia Lumia 2520 Tablet
LG G3 Beat İnceleme
Lumia 930 İnceleme
Nokia Lumia 1320 Türkiyede!
Selamlar,
Efendim blog sayfasının yeni arayüzü ile uğraştığımız şu günlerde biraz boşlamışım yazı yazmayı. Bugün de bu boşladığım zamanı giderecek bir yazıyla geri döndüm!
Bu inceleme yazımızın konuğu Microsoft ismi ile piyasaya çıkan ilk Lumia cihazı Lumia 535. Giriş seviyesi akıllı telefon pazarında güzel işler çıkaran Lumia ailesi bakalım bu yeni afacan ile neler sunuyor. Her zaman olduğu gibi “ben okumam izlerim” diyenler için inceleme videosunu bir iliştireyim :) Geçen sene Lumia 520 ile giriş seviyesi akıllı telefon pazarından acayip ekmek yiyen hatta ekmeği Nutellaya bandıra bandıra yiyen Microsoft (eski adıyla Nokia) bu cihazda da aynı başarıyı hedefliyor gibi görünüyor. Fakat 535 o kadar başarılı mı? Orasına yazıyı okuyup karar vereceksiniz.
Lumia 535’i kutudan çıkartmak pek de zevkli olmadı açıkçası. Daha önceki Lumia’lar da da başıma gelen eski tip şarj adaptörü ve ortalarda gözükmeyen kulaklık ikilisi son kullanıcı açısından pek de hoş bir hareket değil.
Lumia cihazların büyük kısmında olduğu gibi Lumia 535 de değiştirilebilir arka kapak ile geliyor. Mavi, beyaz, turuncu, yeşil ve siyah arka kapaklardan birini seçerek cihazınızı özelleştirmeniz mümkün. Bana gelen cihaz yeşil renkteydi. Bu arada cihaz hangi arka kapak ile geliyorsa arayüzün rengi de ona uyumlu olarak geliyor..
Lumia 535’in kasası nedense bana biraz “oyuncak gibi” geldi. Arka kapakta kullanılan plastiğin kalitesi ve telefondan gelen gıcırtılar beni böyle düşünmeye sevketmiş olabilir. Telefonu kime gösterdiysem dikkatini çeken bir kalite düşüklüğüydü bu. Tamam, darbelere karşı dayanıklı, çizildiğinde değiştirip yeni kapak takabiliyorsunuz ama o plastiğin eldeki hissiyatı ve parlaklığı en azından bana hitap eder nitelikte değil.
Kapağı bir kenara bırakıp arkada neler varmış diye baktığımızda flaş ile desteklenmiş 5 Mp çözünürlüğe sahip kamerayı görüyoruz. “Her şey çözünürlük değil” diye kendimizi avuttuğumuz sırada video kaydının 480p olduğunu öğrenip kahrolmamızı saymazsak tabii.
Gelelim cihazın ön yüzüne. Ön tarafta Gorilla Glass 3 ile korunan 5 inç boyutunda ve 540p çözünürlükte (540 x 960 piksel) “o ne be öyle” dedirten bir ekran var. Çözünürlük maalesef 5 inç büyüklüğündeki ekran için düşük kalıyor. En azından 720p bir ekran kullanılmalıydı.
Ön yüzde her şey o kadar da kötü değil. 5 Mp çözünürlükte fotoğraf çekebilen güzel diyebileceğim bir selfie kamerası var ki “arkadaş ne güzel kamera koymuşsunuz bu ekrandan mı görüntü veriyorsunuz?” dedirtiyor. Özelleştirilmiş selfie uygulamasıyla daha güzel fotoğraflar çekebiliyorsunuz ki harici uygulama yüklemeden bunu yapabilmemiz oldukça güzel bir hareket.
Cihazın şarj süresinden ve diğer özelliklerinden de bahsedeyim. 1905 mAh bataryaya sahip olan Lumia 535 günü kolaylıkla tamamlamanızı sağlıyor. 70 saat kadar aralıksız müzik dinletebilen Lumia 535’in hoparlör kalitesi de ortalamanın üzerinde performans sergiliyor.
Windows Phone 8.1 ile gelen ve Here Maps, Mix Radio, Lumia Selfie gibi uygulamalarla yazılımsal olarak geliştirilen cihaz depolama için 8 Gb alan ve 128 Gb’a kadar arttırılabilen hafıza çözümleri sunuyor. Kablosuz bağlantıda çığır açmasa da Wifi, 3G ve Bluetooth 4.0 ile gerekenleri karşılayan Lumia 535 konuşurken de biraz ısınma problemine sahip.
Bunu Beğenmedin Mi? Elimizde Bunlarda Var:
Nokia Lumia 2520 Tablet
Yeni Lumia 1520
Lumia 930 İnceleme
Nokia Lumia 1020 Tanıtıldı
Lumia 930 İnceleme – 2
Efendim uzun süredir takip edenler bilir, General Mobile firmasıyla ilgili yazı, bülten, ürün haberlerine yer vermiyorum uzun süredir. Mümkün olduğunca da yer vermemeye çalışıyorum. Fakat bazen öyle enteresan şeyler oluyor ki yazmadan, sizleri bilgilendirmeden geçemiyorum.
General Mobile’ın memleketimize yeni getirdiği Air modelini görmüş, duymuşunuzdur. Hatta görmeyenler, duymayanlar için aşağıda görselini paylaşayım. (Özellik falan vermeyeceğim)
Fotoğraf: Teknokulis
Buraya kadar her şey normal. Fakat arka kapağa dikkatli bakarsanız “Designed by General Mobile Inc. Assembled in China” yazısını göreceksiniz. Yani Türkçesiyle “General Mobile tarafından tasarlandı, Çin’de bir araya getirildi.” Peki bu durum gerçekten böyle mi? General Mobile Discovery Air aslında Gionee markasının S5.1 modeli.
Aynı model Rusya’da Fly markasıyla Tornado Slim modeli olarak satılıyor. Özellikler vs. her şey aynı konumlandırılmış. Fakat ne Gionee’de ne de Fly Tornado Slim’in arkasında General Mobile’ın yerleştirdiği gibi bir ibare göremiyoruz. Yani adamlar modeli kendilerinin tasarladığını falan söylemiyorlar.
Sadece Fly ya da Gionee’de değil en az 4-5 marka bu modeli farklı isimlerle piyasaya sürüyor. Kaldı ki orijinal tasarımın da büyük bölümü aslında Huawei Ascend P7 minvalinde tasarlanmış. Kaldı ki cihazı ülkemize bu ay getiren General Mobile’e karşın Gionee cihazı Kasım 2014’de duyurdu.
Markaların yurtdışında fason üretim yapması normal ve anlaşılabilir bir olay. Zaten General Mobile Discovery Elite modeli de aslında Gionee E7 modelinin aynısıydı. Fakat Elite’in arka kapağında “Designed by General Mobile” gibi bir ibare bulunmuyor? Neden Air modelinde böyle bir ibare var?
Bunu Beğenmedin Mi? Elimizde Bunlarda Var:
Discovery’ye Yeni Güncelleme
General Mobile KitKat Güncellemesi
General Mobile Elite’i İnceleyelim
Women Techmakers İstanbul 2015
Office Mobile Android İçin Yayınlandı
İnceleme yazılarımın bugünkü konuğu LG G3 Beat. Daha önce büyük abisi LG G3’ü de deneyimlediğim için cihaz hakkında daha etraflı inceleme yapma imkanım oldu. Lafı fazla uzatmadan, izlemek isteyenler için videomu paylaşayım. Video’da bahsedilmeyen bazı detay bilgileri okumak için de yazının devamını okuyabilirsiniz.
LG G3 Beat neden çıkarıldığını anlamadığım bir cihaz açıkçası. Yani Sony örnek alınıp “Compact” serisi gibi düşünülen bir cihaz desem, değil. Samsung’un S3 Mini, S4 Mini’si tadında bir cihaz olmuş ama o segmente koyduğumuzda da biraz pahalı kalıyor.
LG G3 Beat büyük abisi G3’ü büyük oranda baz alıyor. Dışarıdan baktığınızda eğer telefon piyasasıyla da pek haşır neşir değilseniz G3 Beat ile G3 arasındaki farkı anlamanız çok da kolay olmayacaktır. Kasa olarak bire bir aynı tasarlanan cihaz sadece ekran boyutunun ufak olmasından dolayı fark edilebilir oluyor. Malzeme kalitesi de G3’ün biraz aşağısında. Özellikle kutudan ilk çıkardığımda arka kapağın “su zımparası” gibi bir yüzeye sahip olması beni çok şaşırtmıştı. Fakat kullancıkça o pürüzler azaldı.
Bendeki cihaz -yine- titanyum rengiydi. Bu nedenle çizik oluşmuş olsa dahi çok farketmedim. Malzemenin sertliği ve ele verdiği his uzun kullanımlarda fena değil. Özellikle Ascend P7 kullanan bu ellerin sonunda kaymaz bir arka kapağa değmesi beni oldukça rahatlatmıştı. Bu arada arka kapağımız aynen G3’deki gibi açılabiliyor. Bataryayı açtığımızda Simkart yuvasını ve MicroSd kart girişini görüyoruz.
Kapağı kapatıp ön yüze geçtiğimizde 5 inç büyüklüğe sahip IPS ekran bizi karşılıyor. Üst kısımda ahize, bildirim ledi ve ön kamera konumlandırılmış. Cihazda herhangi bir parlaklık sensörü bulunmuyor. Yani ekranın parlaklığını elle ayarlamak durumunda kalıyoruz ki 1000 lira verilen bir telefonda bu özelliğin olmaması hayli üzücü.
Yan taraflar LG G2 ve G3 modellerinde olduğu gibi tuşsuz geliyor. İşlev tuşlarının hepsi arka kısımda konumlandırılmış. Fakat G3’deki kadar büyük bir kasa kulanılmadığından tuşlar ele tam oturmuyor. Cihazın kulaklık ve micro USB girişleri ise alt kısımda konumlandırılmış. İkisini aynı anda kullanmaya kalktığınızda kablolar birbirine karışıyor. Cihazın üst kısmında da kumanda kontrolünü sağlayan vericiler var. Bu vericiler televizyon ya da herhangi bir multimedya cihazını kontrol etmeyi sağlıyor.
Gelelim cihazımızın donanım özelliklerine. LG G3 Beat 1.2 Ghz hızında çalışan Snapdragon 400 işlemcisini ve bunun yanında tamamlayıcı olarak Adreno 305 grafik yongasını barındırıyor. Bu ikili nispeten eski olsa da G3 Beat üzerinde iyi bir performans sergiliyor. Hatta bu ikilinin şarj üzerinde acayip olumlu etkileri var. 8 Gb depolama ve 1 Gb Ram’e sahip cihazın hafızasını 64 Gb’a kadar MicroSd kart takarak arttırmak mümkün. Benim şahsi tavsiyem kesinlikle hafıza kartı almanız yönünde. Çünkü 8 Gb depolama alanının sadece 4Gb’lık bir bölümü kullanıcıya ayrılıyor.
5 inç boyutundaki ekranımız 1280×720 (HD) çözünürlük ve 294 PPI değerlerine sahip. Kısacası ekran ne iyi ne de kötü. 699 liraya aldığım Zenfone 5 ile aynı çözünürlükte. LG G3 Beat modelinin arkada 8, önde ise 1.3 Mp kamerası bulunuyor. Lazer odaklı arka kamera 8Mp değerine göre kararında performanslı diyebilirim. İyi ışıklandırılmış ortamlarda güzel fotoğtraflar çekmek mümkün. Fakat aynı şeyi gece çekimleri ve ön kamera için söyleyemem. Ön kameramız çözünürlük nedeniyle selfie’cileri üzecektir.
Son olarak performansa deyineyim. LG G3 Beat tabiri caizse 250cc motor gibi. Sizi alır şehir içinde dolaştırır, arada şehir dışı da yaparsınız ama çok da performans beklemezsiniz. Yoğun kullanım altında G3 Beat de öyle oluyor, çok bir şey beklememek gerekiyor. Multitasking özellikleri her ne kadar başarılı olsa da “canı olmayan” işlemci ve ram yükün altından kalkmakta zorlanıyor.
Sonuç olarak eğer gündelik işlerinizi (eposta, mesajlaşma, sosyal medya vb) görecek bir telefon arıyorsanız G3 Beat’i tercih edebilirsiniz. Fakat bu noktada da sizi canavar gibi bekleyen 999 liralık fiyat etiketini göz önünde bulundurmanızda fayda var. Fiyat baz alındığında karşısına Ascend G7, LG G2 gibi iriyarı isimler çıkıyor. Ki G2 dediğimiz arkadaş bildiğimiz iri kıyım oduncu. G3 Beat’i yer, çiğner.. O nedenle bence 999 lira edecek bir telefon değil LG G3 Beat. Hadi sağlıcakla! :)
Bunu Beğenmedin Mi? Elimizde Bunlarda Var:
Everest Fly Mouse KB-05 İncelemem
Lumia 930 İnceleme
LG G3 Kullanıcı Yorumlarım
Zenfone 5 Deneyimim – 2
El ele Tutuşmanın Yeni Şekli: Frebble
Efendim benim de Ascend P7 modeli sayesinde kullanıcılarından biri olduğum Huawei markası bugün hem orta sınıfta hem de üst segmentte konumlandıracağı cihazlarını İstanbul Ritz Carlton Hotel’de yaptığı lansman ile duyurdu. İlk bakışta beğendiğim iki model hakkında incelemelerimi de sizlerle paylaşmak istedim.
Orta sınıfa taze kan: Ascend G7
Efendim daha önce “Orta Segment Telefon Pazarı Canlanıyor” isimli yazımda da belirttiğimi üzere önümüzdeki sene orta sınıf telefon senesi olacak. Pek çok marka yeni modelleriyle orta segment telefon pazarını canlandırmayı hedefliyor. Özellikle ülkemiz açısından baktığımızda artan vergiler, taksidin kaldırılması, kurun yükselmesi gibi nedenlerle el yakar duruma gelen üst seviye cihazların yerini daha mütevazı fakat elinden her iş gelen orta segment cihazlar alıyor.
Huawei’de pazardaki bu açığı görmüş ve 5.5 inç ekrana sahip, 1.2 ghz 4 çekirdekli 64 bit işlemci ve 2Gb Ram ikilisiyle desteklenmiş, 13 Mp arka, 5 Mp ön kameralı, Emotion UI 3.0’lı, görünüm olarak da oldukça şık bir cihaz hazırlamış.
Performans açısından nasıl bir seviyede olduğunu şuan tam kestiremesem de 64 bit işlemci mimarisinin Android Lollipop güncellemesi ile birleştiğinde pek sıkıntı çıkarmadan çalışacağını düşünüyorum. Ama dediğim gibi ürünü uzun uzadıya inceleyip biraz da öyle bakmak gerek.
Performansı bir kenara bırakırsak ürün malzeme kalitesi açısından oldukça başarılı. Şık, yekpare metal gövdeyle, çerçevesiz cam kaplama ön yüzey tasarım bütünlüğü açısından oldukça güzel duruyor. Yazılımsal olarak da güçlendirilmiş G7’yi test etme imkanım olursa çok daha doğru sonuçları sizlerle paylaşmayı düşünüyorum. Ürün hali hazırda Türkiye piyasasında bulunuyor. Ürüne sahip olmak isteyenler de 1000 lira verdiklerinde 1 lira para üstü alabilecek ;)
“Büyük” abi Mate 7
Lansmanı yapılan diğer cihaz ise üst segmente oyanayan Mate 7 oldu. 8 çekirdekli işlemcisi, 6” ekranı ve yekpare metal kasasıyla önce çıkan cihazın şarj süresinin 2 güne kadar gittiği iddia ediliyor. Pazarlama mantığı olarak LG kafasında giden Huawei 2 farklı versiyon ile piyasaya çıkıyor. 16 Gb depolama ve 2Gb Ram ile gelecek Mate 7’nin yanında 32 Gb depolama ve 3Gb Ram konfigürasyonuna da yer verilmiş.
Tasarım olarak HTC One’ı anımsatan Mate 7’nin arka tarafında bir de parmak izi sensörü bulunuyor. 5 farklı parmak izini tanıyabilen cihaz ıslak parmakları algılamakta da sıkıntı çekmiyormuş. Ayrıca farklı parmak izleri için farklı fonksiyon atamaları yapmak da mümkün.
Kamera performansı açısından da kardeşinin gerisinde kalmayan Mate 7 hakında şimdilik söyleyeceklerim bu kadar. Dediğim gibi ürünlerin performansı ve kullanım özellikeriyle ilgili yorum yapmam şu aşamada yanlış olur. Umarım incelemek için 2 cihazı da konuk edebilirim. Görüşmek üzere.
Bunu Beğenmedin Mi? Elimizde Bunlarda Var:
Orta Segment Telefon Pazarı Canlanıyor!
LG G3 Kullanıcı Yorumlarım
Nokia Lumia 1320 Türkiyede!
Turkcell T40 Özellikleri
Google’ın Avrupaya Özel Telefonu: Moto G