Bu içerik parola ile korunmaktadır. Görmek için lütfen aşağı parolanızı girin: Parola:

if i look back, i am lost
h
he wasn't even looking at me and he found me
AnasAbdin
Today's Document
hello vonnie

roma★
Misplaced Lens Cap

No title available
$LAYYYTER
Sade Olutola

No title available
Three Goblin Art
ojovivo
KIROKAZE
Sweet Seals For You, Always
Stranger Things

Discoholic 🪩

Andulka
art blog(derogatory)

seen from United States
seen from Guatemala
seen from India

seen from United States
seen from United States

seen from Bulgaria

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Türkiye
seen from China

seen from Malaysia

seen from Malaysia

seen from United States
seen from T1
seen from United States
seen from Malaysia

seen from United States
seen from Canada

seen from Malaysia
seen from T1
@protechman
Bu içerik parola ile korunmaktadır. Görmek için lütfen aşağı parolanızı girin: Parola:
Teknoloji ve bilim dünyasından kadınların birbirleriyle iletişim içinde olmalarını ve daha fazla kadının teknolojide liderlik etmesini destekleyen Women Techmakers (WTM), Google’ın desteklediği global bir topluluk ve platformdur. Mart-Nisan aylarında Uluslararası Kadınlar Günü dolayısıyla dünyanın birçok şehrinde WTM etkinlikleri düzenlenmektedir. Geçtiğimiz seneler Devfest Women ve WTM 2015 konferanslarında 100’den fazla kadın konuşmacıyı ağırlayan WTM, bu sene yine dopdolu bir program ile katılımcıları ağırlamaya hazırlanıyor.
Bu sene ilk defa 2 Nisan Cumartesi günü Bahçeşehir Üniversitesi Galata Kampüsü’nde Virtual Reality (Sanal Gerçeklik) atölyesi gezisi ve ardından 3 Nisan Pazar günü Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü’nde konferans gerçekleşecek.
Katılımın ücretsiz olduğu etkinlik bu sene ‘Liderlik Etme Sırası Bizde’ teması ile topluluk önünde konuşma semineri, mobil teknolojiler, web teknolojileri, back-end ve front-end teknolojileri, oyun girişimciliği, UX ve sanal gerçeklik ile ilgili birçok önemli içeriğe sahip. Ayrıca teknolojideki kadın liderliğinin güçlü örneklerle desteklendiği oturumlar da etkinlikte yer alacak.
Ek olarak kullandıkları ses ve görüntü ham maddelerini eş zamanlı olarak programlayarak (live-coding) canlı performansa dönüştüren RAW ekibi de canlı ses ve görüntü performansı ile konferansta yer alacaklar.
Katılımcılar, tüm bunların yanı sıra fuaye alanında en yeni teknolojilerle tanışma fırsatı bulacak ve eğlenmeye her an devam edecek!
Bütün bunlar ve daha fazlası için etkinliğe web sitesi üzerinden kayıt olmayı unutmayın!
Etkinlik tarihi : 3 Nisan 2016
Etkinlik yeri : Bahçeşehir Üniversitesi
Etkinlik websitesi : http://wtmistanbul.com/
Konferans Kayıt: http://ift.tt/1U3ZSgG
VR Lab Atölyesi Kayıt: http://ift.tt/1U3ZTS1
Pazarlama dünyasının önde gelen isimleri 30 Nisan günü Doğuş Üniversitesi Acıbadem Kampüsü’nde bir araya geliyor. Ücretsiz olarak gün boyu sürecek olan konferansa kayıtlar başladı.
Kariyerden ekonomiye, teknolojiden girişimciliğe, sanayiden eğitim ve sosyal hayata kadar daha bir çok başlığın pazarlamacı gözüyle yeniden değerlendirildiği Marketing Meetup, 30 Nisan Cumartesi günü Doğuş Üniversitesi Acıbadem Kampüsü’nde ücretsiz olarak gerçekleşecek.
Pazarlama alanında kariyerini sürdüren profesyoneller, medya planlama ve satın alma profesyonelleri, marka sahipleri, girişimciler ve yöneticileri, reklam ajanslarında çalışan profesyoneller ve pazarlama alanında kariyerini geliştirmek isteyen öğrencilerin buluşacağı etkinlik için geri sayım başladı.
Eğer siz de hep aynı kişilerin, aynı şeyleri söylediği konferanslardan uzaklaşıp bilgi ve paylaşımın gücüne odaklanmak istiyorsanız, Marketing Meetup tam size göre. Bu konferansla, pazarlama dünyasını yalnızca takip etmekle kalmayıp seyirci koltuğundan dümene geçmenizi sağlayacak usta isimlerle bir gün geçirebileceksiniz. Nöropazarlamadan mobil pazarlamaya, dijital pazarlamadan müşteri ilişkileri yönetimine dek pazarlamanın her ayağının ele alınacağı etkinlikte şuana dek kesinleşmiş 13 konuşmacı yer alıyor.
Etkinlik gününe dek sosyal medya üzerinden düzenlenecek olan yarışmaları takip etmek için Marketing Meetup’ın Twitter hesabını da takip edebilir, #marketingmeetup hashtagi ile etkinlik öncesi topluluk ile etkileşime geçebilirsiniz.
Programın netleşen konuşmacıları;
• Akan Abdulla – Yönetici Ortak, Future Bright Group • Cemal Büyükgökçesu – UX ve Analytics Danışmanı, Google • Deniz Güven – Şubesiz Bankacılık Birim Müdürü, Garanti Bankası • Güven Borça – Marka Danışmanı, Markam Kurucusu • Hakan Akben – Pazarlama Profesyoneli, Köşe Yazarı • Hasan Başusta – Dijital Pazarlama Danışmanı, Blogger • Haydar Özkömürcü – Yönetici Ortak, Pazarlamasyon.com • Kılınç Orhan Demir – Kurucu Ortak, Neuro Discover • Kına Demirel Beskınazı – Pazarlama İletişimi & CRM Direktörü, Migros • Mustafa Kabakçı – Türkiye Pazarlama Müdürü, NIVEA Beiersdorf • Necip Murat – Kurucu, Pazarlamasyon.com • Doç. Dr. Orhan Erdem – Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi, Yazar • Uğur Batı – Kurumsal İletişim Direktörü, Borsa İstanbul
Marketing Meetup, pazarlamaya ait faydalı alt konuların, alanında uzman konuşmacılar tarafından anlatıldığı, iş zekasına, analitiğe ve entelektüelliğe odaklanarak pazarlama ekosistemini geliştirmeyi amaçlayan ücretsiz bir konferanstır. Eğer hep aynı kişilerin aynı konulardan bahsettiği, şirketlerini öve öve bitiremediği konferanslardan sıkıldıysanız, pazarlamanın tüm ayrıntıları ile işleneceği Marketing Meetup’ta yerinizi ayırtmak için acele edin.
Kayıt için: marketingmeetup.org
Mobil cihazların hayatımızda yer edinmesiyle beraber alışveriş alışkanlıklarımız da değişti. Zamanla cadde mağazacılığının yerini almaya başlayan e-ticaret siteleri artık mobilde de hatrı sayılır derecede ilgi görüyor. Özellikle kadınlar bu konuda bir adım daha önde.
Bu yazımda da hem kullanım oranlarıyla hem de direk kadınları hedef kitle olarak belirlemesiyle dikkatimi çeken bazı uygulamalardan bahsedeceğim.
ModaCruz:
Çevremde gözlemlediğim kadarıyla özellikle uygun fiyatlı ve ikinci el orijinal ürün arayanların yegane durağı modacruz. Her ne kadar mobil uygulamalarında ciddi UX hataları olsa da azımsanmayacak bir kitleleri var. Sahibinden mantığıyla ürün koyup satış yapabildiğiniz platform ürünlerin orijinalliği konusunda da oldukça katı.
Android Uygulaması
iOS Uygulaması
Mizu
Bright E- Ventures Corporation altında faaliyetlerine devam eden Mizu da kadın odaklı bir e-ticaret platformu. Dünyaca ünlü markaları farklı taksit ve kargo seçenekleriyle alabildiğiniz platformun web ve mobil uygulamarı da fena sayılmaz.
Android Uygulaması
iOS Uygulaması
SefaMerve
Hem kuruluş hikayesini bildiğimden hem de tesettürlü bir annenin evladı olmamdan ötürü adını sıkça duyduğum bir marka SefaMerve. Türkiyedeki tesettür giyim açığını da çok güzel doldurduklarını düşünüyorum.
Ayrıca hem Facebook sayfalarındaki etkileşimle hem de izledikleri pazarlama politikalarıyla oldukça başarılı hamleler yapıyor. Web sitesi, ve mobil uygulamalarıyla hizmet sunan SefaMerve ilerleyen zamanlarda da adından çok söz ettirecek gibi.
SefaMerve Android Uygulaması
SefaMerve iOS Uygulaması
Avon
Bilir misiniz bilmem benim çocukluğumda kadınlar Avon için “saha satış” görevi yapar, günlerde vs ürün satarak komisyon almaya çalışırlardı. Her ne kadar bu durum devam etse de artık eskisi kadar popüler değil gibi duruyor. Çünkü Avon da işlerini web ve mobil tarafa geçirdi ve bu yönde gayet güzel adımlar atıyor.
Android Uygulaması
iOS Uygulaması
Trendbox
Instagram vari arayüzüyle ürün listeleme yapan trendbox arayüzüyle beni oldukça şaşırtan işlerden. Sağa-sola swipe şeklinde alışveriş yapabildiğiniz uygulama aynı zamanda sizin tercihlerinizi ve satın alma alışkanlıklarınızı inceleyerek size özel ürünler ön plana çıkarıyor.
Android Uygulaması
iOS Uygulaması
Bunu Beğenmedin Mi? Elimizde Bunlarda Var:
Android’iniz Ne Kadar Sağlıklı ?
Whatsapp’e Yeni Rakip: MessageMe
Google Bump’ı Satın Aldı !
Office Mobile Android İçin Yayınlandı
Vine Android 2.3 Sürümünde
Selamlar sevgili okur,
Bu yazımda sizlere küçük kardeşimin aylardır jingle’ını dilinden düşürmediği avantaj platformu Hopi’den bahsedeceğim.
“Katlansın Paracıklar” sloganıyla duyurulan Hopi, hemen hemen her kategoride birbirinden büyük markalarla iş birliği yaparak, 3 milyon kullanıcısına benzersiz avantajlar sunan ücretsiz bir mobil uygulama.
Bonus, puan ya da kredi sistemi yerine “Paracık”ları kullanan uygulamada 1 Paracık 1 liraya denk geliyor. Bu sayede indirimden daha kazançlı alışveriş yapmak mümkün oluyor.
Paracık’ları kazanmak ve harcamak oldukça kolay. Sadece anlaşmalı iş yerlerinde Hopi kimliğini göstermen yeterli. Bu sayede alışverişinde kazandığın Paracık’ları başka bir mağazada ya da online alışverişlerde 10 katına kadar harcaman mümkün! Yani, kazandığın Paracık’lar sonrasında da sana daha fazla kazandırmaya devam eder.
Hopi’nin bir başka avantajı ise kullanıcılarına özel fırsatlar sunması. Yaptığınız alışverişleri takip eden Hopi, teknoloji, eğlence, tatil, araç kiralama gibi pek çok kategoride kişiye özel kampanyalar düzenleyebiliyor. Bu kampanyaları görüntülemek için uygulamadaki Bana Özel sayfasına bakman yeterli.
Mesela bu aralar benim de aklımı çelen, “şu eski Macbook Pro’mu değiştirsem mi” dedirten Apple ürünleri ile ilgili çok güzel bir kampanyası var Hopi’nin.
Macbook ya da iPad almayı planlayanların çok hoşuna gideceğini düşündüğüm kampanyayla Bimeks’den yapacağınız Macbook Pro alışverişinde %15, iPad alışverişinde ise %10 Paracık kazanıyorsunuz. Macbook alışverişi esnasında öğrenci veya öğretmen kimliği gerekiyor. Unutmadan, tüm Vestel televizyonlarda da tam %10 Paracık kazanma avantajı da cabası.
Seni yeterince dinledik, uygulamayı nereden indirebiliriz diyenler için Hopi’yi indirmek için tıklayın.
Ayrıca, Hopi’den İlham almak, kampanyalardan haberdar olmak ve sadece sosyal medyaya özel kampanyalardan yaralanmak için Hopi’nin sosyal medya hesaplarını da takip edebilirsiniz. Hopi’yi sosyal medyada @HopiApp olarak bulabilirsiniz.
Bunu Beğenmedin Mi? Elimizde Bunlarda Var:
Google Havaalanı Açıyor!
Facebook Yeni Haber Kaynağı
Yeni Yıla Yeni Videolar
Microsoft Azure ile Bedava WordPress
Windows 8 Masaüstünde Uygulama Kısayolu Oluşturmak
Merhabalar,
Uzun süredir blog için yazı girmediğimi farkettim. Yine iş, güç, büt derken çok boşlamışım buraları. Başlığı tıkladığınıza göre bugün nasıl 1 saniye daha uzun yaşayacağımızı merak ediyorsunuz. Bu yılın başında pek sevgili IERS’in (International Earth Rotation Service) yaptığı açıklama ile başladı her şey. Önce bu farkın nasıl oluştuğundan sonra da nelere neden olabileceğinden bahsedelim.
Büyük patlamadan beri ısrarla dönüp duran yaşlı dünyamız yorgunluktan mıdır “ay bir soluklanayım nefesim kesildi”den midir bilinmez her sene bir miktar daha yavaş dönüyor. Bu yavaşlama sonucunda da saniyenin milyonda biri kadar bir süre artıyor. İnsanlar olarak artan bu sürelerin dengelenmesi için belirli aralıklarla saate fazladan 1 saniye eklemeye başladık.
Bu durum en son 2012 yılında gerçekleşmişti. Ve geriye dönüp baktığımızda 1 saniyenin nelere neden olabileceğini daha kolay anlamamıza neden oldu. Efendim bu 1 saniye elektronik aletlerin daha doğrusu dijital aletlerin pek bir aklını karıştırmakta. Hem de öyle “kul yapısıdır şaşar, beşer” diyebileceğimiz bir şaşma değil bu. Öyle ki 2012 yılında bu 1 saniye yüzünden koskoca Reddit, Foursquare, Yelp ve LinkedIn gibi şirketler büyük yaralar aldı. Google bile tekledi. Dolayısıyla bu 1 saniyelik artışın sonuçları da çok ağır olabilir.
Bu sıkıntıyı atlatmak için farklı yöntemler var. Mesele Google bir yıldaki bütün saniyeleri hesaplayıp onlara ufak eklemeler yapmaya başladı ki 1 saniye hatasını atlayabilsin. Bunun dışında diğer pek çok üretici de sistemlerini
30 Haziran – 23.59.59 30 30 Haziran – 23.59.60 (ekstra saniye) 1 Temmuz – 00.00.00
şeklinde güncelledi ve bu sayede 1 saniyeyi dengelemeye çalışıyorlar.
Eğer bu 1 saniye dengelenmezse ne olur diye ısrarla soruyorsanız sizi bir infografikle baş başa bırakayım. Instant Amerikanın hazırladığı infografikte 1 saniyede internette neler olduğunu görebilirsiniz.
Bunu Beğenmedin Mi? Elimizde Bunlarda Var:
Windows 8 Peek Özelliği Etkinleşirme
Microsoft Azure ile Bedava WordPress
Devlerin Video Savaşları
Facebook Yeni Haber Kaynağı
Windows 8 ISO Uzantılı Dosyaları Okutma
Merhabalar, Bu yazımda sizlere bir süredir vakit geçirdiğim Casper VIA V6’dan bahsedeceğim. Orta segment’ten konumlandırılan ve uygun fiyatıyla dikkat çeken cihaz bakalım bizlere neler sunuyor? İnceleme yazılarının bir geleneği olarak videoyu da iliştiriyorum buraya. Casper VIA V6’nın kutu içeriği ile başlayalım yazımıza. Son dönemlerde markalar kutu içeriklerini azaltmaya başlarken, (Bkz: Nokia’nın üst seviye haricindeki çoğu cihazında kulaklık vermemesi) Casper tam tersini yapmış. Casper VIA V5 ve V8’de olduğu gibi şeffaf bir plastik kutu içerisinde gelen cihazın kutusundan kulaklık, seyahat adaptörü, USB kablosu, ekran filmi, kullanım klavuzları ve bir adet kılıf çıkıyor.
Gelelim cihazın kendisine. Casper VIA V6 elinize aldığınızda kuş kadar hafif bir cihaz. 5 inçlik ekran boyutuna rağmen varlığıyla yokluğu bir adeta. Arka tarafında deri kaplama, çıkarılabilir kapak kullanılan cihaz Huawei Ascend P7, Turkcell T50 ve Xperia serilerinden esintiler taşıyor. Metal desteklerle güçlendirilen plastik çerçeve darbelere karşı dayanıklı sayılır. Ayrıca ön yüzde kullanılan Gorilla Glass 3 teknoloji sayeinde de çizilmelerin önüne geçilmeye çalışılmış. Şahsen ekranın kasaya oranla biraz içerde ve ufak kaldığını düşünüyorum. Alt kısımda kalan bölüm azaltılabilir ya da kapasitif tuşlarla değerlendirilebilirmiş.
Arka taraftan bahsetmişken kamera ve hoparlöre değinelim. Casper VIA V6 arka kısımda 13 Mp, LED flaş ile desteklenen ve 1080p video kaydı yapabilen bir kameraya sahip. Standart çoğu kullanıcının işini görebileceği bir kamera olduğunu söylesem yanlış olmaz. Flaş karanlık çekimlerde patlama yapabiliyor, HDR çekim bazen kendinden geçebiliyor.. Google Kamera uygulamasını kullandığınızda iyi daha başarılı sonuçlar elde edebiliyorsunuz. Dolayısıyla üst seviye kullanımlar ve kullanıcılar için uygun bir kamera değil. Arka alt kısımda konumlandırılan hoparlör ise yüksek ses seviyelerine ulaşıldığında netliğini ve kalitesini kaybediyor maalesef. Aynı şekilde cihazdaki hoparlörlerin de ses kaydı yapmak için pek uygun olmadığını eklemem gerek. Normal telefon konuşmalarında billur gibi giden ses, kayıt işlemine başladığınızda telsiz kalitesine düşebiliyor. Bu sıkıntının da hem mikrofon hem de varsayılan uygulamadan kaynaklandığını düşünüyorum. Casper VIA V6’nın genel performansından ve sistem özelliklerinden de bahsedeyim. 16 Gb dahili, 64 Gb’a kadar da arttırılabilir depolama ve 2 Gb Ram ile gelen V6’da Snapdragon 400 işlemcisi kullanılmış. Bu işlemci ve ram konfigürasyonu oldukça efektif sonuçlar veriyor. Genel kullanımda 720p çözünürlüğün de etkisiyle bir akıcılık söz konusu. Modern Combat 5, Fifa 2015: UT, Asphalt 8 ile yaptığım oyun denemelerinde de herhangi bir donma ile karşılaşmadım. Huawei’nin Emotion UI arayüzüne benzer bir görünüme sahip olan V6 maalesef onun kadar başarılı değil. Pek özelleştirmeye imkan vermeyen arayüz bu nedenle benim çok ilgimi çekmedi. Farklı bir launcher ile daha keyifli kullanımlara ulaşmak mümkün.Bağlantı özelliklerine de değinip yazıyı sonlandıralım. Casper VIA V6 her akıllı telefonun sahip olduğu WiFi, bluetooh, gps bağlantılarının yanında Cumhurbaşkanımızın sözünü dinlemeyip 4G modülüne de yer vermiş. Dolayısıyla yakın zamanda –ihalesi yapılabilirse- 4G’ye geçecek güzel ülkemin yeni altyapısına da uyumlu bir cihaz olacak. 2400 mAh gücündeki batarya da genel olarak tüm sistemi bir gün ayakta tutmaya yetiyor. Değiştirilemeyen batarya her ne kadar bana yetmese de standart bir kullanıcının işini görecektir diye düşünüyorum.
Sonuç olarak sunduğu özellikler ve fiyatı göz önünde bulundurulduğunda Casper VIA V6 değerlendirilebilir bir cihaz. Özellikle 1000 lira altı cihaz pazarının cıvıl cıvıl olduğu şu günlerde Turkcell T60, General Mobile 4G gibi modellere alternatif olabilecek bir cihaz. Au revoir!
Bunu Beğenmedin Mi? Elimizde Bunlarda Var:
Lumia 535 İnceleme
LG G4 Ön İnceleme ve Lansman Notları
Everest Fly Mouse KB-05 İncelemem
Lumia 930 İnceleme
Orta Segment Telefon Pazarı Canlanıyor!
Merhabalar sevgili okur,
Bu inceleme yazımızın konuğu bir süredir merakla beklenen LG’nin yeni amiral gemisi LG G4. Aktif olarak LG G3 kullanan biri olarak LG G4 ile geçirdiğim süre zarfındaki deneyimleri sizlerle paylaşacağım. Lafı uzatmadan başlayalım!İlk olarak kutu içeriğine değinelim. LG G4 bir önceki model LG G3’deki gibi sade ve derli toplu bir kutu içerisinde geliyor. Test ürünün olduğu için benim kutumdan her hangi bir kulaklık çıkmadı. Onun dışında LG G4’ün kutusunda bir önceki modelde olduğu gibi 1.8 mAh güç çıkışı sağlayan adaptör, USB kablosu ve kullanım klavuzları çıkıyor.
Gelelim cihazın dış görünüşüne. Bana gönderilen test ürünü kahverengi deri kapaklı olan model. Bu kapaklarda gerçek deri el işçiliğiyle harmanlanarak kullanılıyor. Benim aram kahverengiyle iyi olmadığı için kapağa pek alışamadım desem yeridir. Kırmızı deri kapaklı model daha şık duruyor gibi. Fakat ben LG G4’ü alacak olsam muhtemelen plastik kapaklı bir model tercih ederim. Her ne kadar Premium bir hava katsa da plastik kapağın daha “genç işi” olduğu kanaatindeyim. Ayrıca cihazın kavisli yapısı elde tutulmayı kolaylaştırdığı gibi, düşmelerde de ekranı daha fazla koruyor.
Eh madem arka yüzeyden başladık biraz da buradaki güzelliklerden bahsedelim. LG G4’ün arka yüzeyi kapak haricinde G3 ile benzer noktalara sahip. LG G2 ve G3’de gördüğümüz dikey tuş dizilimi yine cihazımızda yer alırken arka bölüm 16 Mp çözünürlükteki arka kamera, lazer odaklama ve çift renkli LED flaş ile doldurulmuş. Yine sol alt kısımda ise 1 watt çıkış sağlayan mono hoparlörü görüyoruz.
Gelelim ön yüze. LG G4’de selefi gibi 5.5 inç büyüklüğünde Qantum IPS teknolojisini kullanan bir ekranla geliyor. Ekran 2K çözünürlükte ve bir önceki modele göre kalite farkı kesinlikle var. Özellikle renklerin doygunluğu ve güneş altındaki kontrastı ciddi biçimde fark ediyor. Bu kaliteli ekranın üst kısmında ise 5 Mp çözünürlüğünde selfie kamerası, ahize, LED bildirim barı ve yakınlık sensörü bulunuyor.
Yan kısımlar bu modelde de boş bırakılmış. Cihazın kulaklık ve micro-USB girişleri ise alt tarafta bulunuyor. Micro USB üzerinden şarj, veri aktarımı işlemlerinin yanı sıra Slimport desteği sayesinde 4K çözünürlüğe kadar HDMI, DVI görüntü çıkışları da almak mümkün. Selefi gibi G4’de de Quick Remote özelliğini kullanabileceğiniz kumanda sensörleri bulunuyor. Cihazın üst kısmında konumlandırılan bu sensörler sayesinde Tv, uydu alıcı, set-top box gibi cihazları kontrol edebilmek mümkün. LG G4’ün iç kısmına değinmeden de olmaz. LG G4’ün arka kapağı açılabiliyor. Kapağı kaldırdığımızda bizleri iç kısımda NFC devresini ve hemen alt kısmında da 3000 mAh’lik pil ile Micro-SD ve Micro-SIM modülleri karşılıyor. LG G4’ün depolama alanını 2 Tb’a kadar arttırmak mümkün. Pilin ise gayet yeterli olduğunu söyleyebilirim. Özellikle benim gibi yoğun kullanan birini elinde bile 1 günü aşağı yukarı çıkarıyor. Bu noktada benim kullandığım G3’den çok daha iyi. Bir hatırlatma, LG G3 ile LG G4’ün batarya değerleri aynı olsa da iki ürünün bataryası birbirine uymuyor.
Pilin ve modüllerin üstünde bizi 32 Gb dahili depolama, 3 Gb Ram ve Snapdragon 808 işlemcisi karşılıyor. LG G4 piyasaya çıktığında kafaları karıştıran özelliklerden biri Snapdragon 810 yerine 808 kullanılmasıydı. Açıkçası ben günlük kullanımda cihazda hiçbir performans sıkıntısıyla karşılamadım. Hatta Snapdragon 808’in daha az ısınmasından dolayı aşağı yukarı aynı performansta olabileceği kanaatindeyim. Bağlantı türleri olarak NFC, Bluetooth, Wifi ve 4G çözümlerini sunan LG G4 aynı zamanda NFC üzerinden temassız ödemeyi de destekliyor.
Özellikle kamera konusunda LG’nin çok yol aldığını söylemek mümkün. Hem geliştirilmiş ön kamera ile daha iyi selfie’ler çekebiliyoruz hem de neredeyse profesyonel bir fotoğraf makinesi ile yarışır hale gelen arka kamera ile unutulmaz anları unutulmaz şekilde fotoğraflayabiliyoruz. LG G3’e nazaran manuel ayarlara da izin veren LG G4’ün kamerası kesinlikle bir önceki modele göre çok çok daha iyi. F/1.8 diyafram açıklığına sahip. Bu sayede karanlık ortamlarda daha rahat fotoğraflar çekebiliyoruz. Faka f/1.8 diyafram açıklığı desek de standart bir fotoğraf makinesinin f/1.8 oranını yakalaması henüz söz konusu değil.
Ayrıca Kelvin, ISO vb ayarları yapmamızı sağlayan bu manuel arayüz oldukça detaylı da olabiliyor, otomatik moda alınıp oldukça basit bir hale de gelebiliyor. Bu noktada kameranın hem “işi bilenler” için hem de amatör çekimler için oldukça kaliteli bir deneyim sunuyor. Aynı zamanda bu kamera ile RAW formatında çıktılar almak da mümkün. Bu sayede çekilen fotoğrafları dijital ortamda çok daha rahat bir şekilde düzenleyebiliyoruz. Ayrıca panaroma, HDR ve çift mod özellikleriyle kullanım alanı oldukça geniş tutulmuş.
Genel manada kamera açılış hızının oldukça iyi olduğunu da söyleyebilirim. Ayrıca hızlı odak ve seri çekim de yapabilen kamera dijital yakınlaştırmada da oldukça iyi. OIS 2.0 teknolojili 3 eksenli kamera titreşimi de engelleyerek de daha sarsıntısız video ve fotoğraflar vadediyor.
Sadece fotoğraf noktasında değil, video kamera noktasında da geliştirmeler mevcut. LG G4 arka kamerası ile 4K UHD 30 FPS, 1080p Full HD 60 FPS ve HD 120 FPS değerlerinde videolar kaydetmek mümkün. Öndeki 5 Mp kameranın da 4K çekimi desteklediğini söylemekte fayda var.
Gelelim oyun performansına. LG G4 test ettiğim süre boyunca Modern Combat 5, Asphalt 8, Real Racing 3, Fifa 15: UT ve Marvel Contest of Champions oyunlarında beri yarı yolda bırakmadı. Ayrıca oyun oynarken cihazın ısınma ve soğuma değerlerinin de oldukça iyi olduğunu söyleyebilirim. Açıkçası deri kapağın ısıyı bu denli absorbe edeceğini düşünmüyordum.
Son olarak genel arayüze değinelim. LG G4 Android 5.1 işletim sistemiyle geliyor ve neredeyse standart arayüze benzer bir arayüze sahip. LG UX 4.0 adı verilen bu arayüzün ŞG G3’de kullanılandan daha hoş olduğunu söyleyebilirim. Yeni efektler ve geçişlerle süslenen arayüzün genel görünümü ise oldukça yalın. Program kalabalığından uzak arayüz LG Healt, Quick Remote, Smart Notes ve benzeri uygulamalar ile güzel bir kullanıcı deneyimi sunuyor.
Sonuç olarak LG G4’ün piyasadaki rakipleri karşısında hiç de güçsüz olmayacağı düşüncesindeyim. Özellikle multimedya özellikleri göz önünde bulundurulduğunda LG G4 tam bir “gezi telefonu” olabilir. Henüz LG G3 kullanıcılarının G4’e terfii etmesini çok elzem bulmasam da bu yakışıklıdan ayrılmaktan dolayı oldukça üzgünüm. Görüşmek üzere!
Bunu Beğenmedin Mi? Elimizde Bunlarda Var:
LG G4 Ön İnceleme ve Lansman Notları
Lumia 535 İnceleme
LG G3 Beat İnceleme
Zenfone 5 Deneyimim – 2
LG G3 Kullanıcı Yorumlarım
Selamlar,
Bu aralar inceleme yazısından ziyade deneyim ya da izlenim yazar oldum. İşlerin yoğunluğu, etkinliklerin üst üste gelmesinden olsa gerek. Velhasıl lafı dolandırmayalım da asıl bahsetmemiz gereken meseleye; Mad Max: Fury Road’a gelelim. Allayıp pullayıp film anlatacak, çekim analizi yapacak kadar ahkam kesen biri olmadığım için inceleme tadında kısa keseceğim yazımı.
Dün akşam Warner Bros. ve Merlin’in Kazanı ortaklığıyla yapılan Mad Max: Fury Road filminin galasındaydım. Normalde bu tarz yazıları yazma işini Fundalina, okuma ve paylaşma işini Protechman yapar ama filmi beğendiğim için bir istisna yapabilirim diye düşünüyorum.
Mad Max: Fury Road bildiğiniz (ya da şimdi öğreneceğiniz) gibi bir devam filmi. Son film Mad Max: Beyond Thunderdome’dan 30 yıl sonra çekilen bir devam filmi hemde. Açıkçası fırsat buldukça film izleyen biri olarak (ki bugüne kadar 600’den fazla film izlemişimdir) genelde devam filmlerine hep kuşkulu yaklaşırım. Fakat 30 yıl önce filmi çeken yönetmen George Miller bu sefer de işin hakkını vermiş. Avustralya çöllerinde geçen film ne kadar toz, toprak içeriyorsa bir o kadar da aksiyon içeriyor.
Film özünde size bir felsefe aşılamaya çalışan, derin bir hikayeye sahip bir Hobbit: Battle of Five Armies olmadığı gibi öyle kuru kuru adam döven, ortalığı dağıtan bir Expandables da değil. Azıcık ondan, azıcık diğerinden içeren bir yapıya sahip. Zaten kıyamet sonrası bir dönemde çölün ortasında geçen bir hikayeden fazlasını beklememek gerek diye düşünüyorum. Çünkü her ne kadar kıyamet sonrası olsa da insanlar yine aynı düzende devam ediyor, bencillikleriyle, vahşilikleriyle size adeta “biz hakkatten böyle miyiz?” dedirtiyor. Dolayısıyla acımasız bir geleceğe “tanık” oluyorsunuz.
Kahramanımız Max lakabından da anlaşılacağı gibi biraz kafadan kırık. Kendisini hayatta tutacak şeyin yalnız takılmak olduğunu düşünüyor. Fakat tam o noktada yolu Furiosa ile çakışıyor ve bol aksiyonlu, keyif veren bir hikayeye başlıyoruz. Özenle hazırlanmış kostümler ve makyajlar sizi fazlasıyla havaya sokarken, pek çok filme nazaran neredeyse yeşil perde kullanılmayan filmde dublörler de işinin hakkını fazlasıyla veriyor. Hele motorlar işin içine girdiğinde resmen “vay arkadaş adamlar ne uğraşmış be” diyorsunuz.
Filmdeki kovalamaca sahneleri oldukça aksiyon dolu. Savaş Tırı’na sığınmış 8 kişinin yaşadıkları ve savaşı enteresan bir hal alıyor. Sürekli “ne zaman ölecek acaba” modunda izledim filmi. Fakat bazı şeyler o kadar güzel değildi. Her ne kadar filmin konsepti gereği hikaye arka plana atılsa da ben biraz daha hikaye ağırlıklı filmleri seven biriyim. Dolayısıyla filmi o açıdan biraz sığ buldum. Ayrıca aksiyon sahnelerinin haricinde de neredeyse her yere bass yapıştıran sesci arkadaşı da sürekli sevgiyle andım. Benim gibi gürültü sevmeyen biriyseniz Mad Max: Fury Road sizin için bir noktadan sonra eziyet olabilir. Sonuç olarak aksiyon anlamında dolu dolu, yer yer haddinden fazlaca gürültülü ama genel manada izlenebilir bir film Mad Max. Gidin, izleyin ;)
Bunu Beğenmedin Mi? Elimizde Bunlarda Var:
Everest Fly Mouse KB-05 İncelemem
LG G4 Ön İnceleme ve Lansman Notları
Windows 8 Peek Özelliği Etkinleşirme
Android Geliştirici Günleri 2015
Windows 8 Charm ve Uygulama Çububuklarını Kaldırma
Geçtiğimiz günler vizelerdi, iş yoğunluğuydu derken blogu biraz ihmal ettim. Neyse ki bundan sonra bir kaç hafta rahat geçecek gibi duruyor. Dolayısıyla yeni içerikler ve incelemeler gelebilir. Bu yazımda sizlere geçen hafta lansmanı yapılan LG G4’den bahsedeceğim. Her zaman yaptığım gibi videoyu iliştirip yazıma devam ediyorum.
Cihazın özelliklerine geçmeden önce LG ve lansman hakkında yorumlarımı yapayım. Blogger olmanın -benim gözümde- bir şartı da olabildiğince objektif olmak. Bu nedenle şahsen benim bir lovemark’ım yok. Fakat biz de her insan gibi telefon, bilgisayar, mobil operatör vb ihtiyaçlarımız için ürünler/hizmetler almak durumunda kalıyoruz. Haliyle bunu yaparken de performans ve iş görürlüğün yanında biraz güven meselesi de giriyor işin içine. LG bu noktada güvendiğim markalardan biri.
Diğer yandan LG blogger ile de oldukça iyi geçiniyor. Geçen sene LG G3 ile başlayan ilişkilerimiz cihazı bazı noktalarda olumsuz eleştirsem bile LG G3 Beat, ve ilerleyen günlerde gelecek olan LG G4 ile de devam ediyor. Araya bir de AKA’ları sıkıştırmak istiyorum ama bakalım, nasip. Bu nedenle hem “sen bizim ürünümüzü kötüledin senle bir daha iş birliği yapmayacağız” türevi diyaloglar kuran markalardan olmadığı için hem de bu güzel birliktelik için LG’ye teşekkür ederim. Böyle devam!
Gelelim ürünün ön incelemesine. Güney Koreli marka LG G4 ile bir önceki evladının üstüne bir şeyler katmış. LG G3’ün üzerinden 11 ay geçmesine rağmen hala sıkıntısız ve güzel satış oranlarıyla ilerlemesi de markanın bu noktada “güzel oynadığının” belirtisi. LG bizlere G3’ü sattırıp G4 aldıracak mı henüz bilmiyorum ama kağıt üzerinde özellikler oldukça güzel.
LG G4’ün hem donanım hem de yazılım anlamında yenilikleri var. LG G3’de hayal kırıklığı yaşatan kamera LG G4’de oldukça çalışılan konulardan biri. LG G4 ile beraber F/1.8 diyafram açıklığı oranına sahip 16 mp çözünürlüğünde yeni bir arka kamera kullanılmış. Ayrıca sensör de %40 oranında büyütülerek daha fazla ışık alınması sağlanmış. Henüz gerçek hayatta efektif bir inceleme yapmasam da kameranın bu özelliklerinden umutluyum. Ön kamerada da yenilikler mevcut. Bir önceki model LG G3’de 2 Mp ön kameraya yer verilirken G4’de bu boyut 8 Mp’e çıkarılmış. Ayrıca hem ön hem de arka kamerayla 4K video kaydı yapmak mümkün.
LG G4’ün “ciğeri” de sağlam gözüküyor. Isınma sorunları dolayısıyla performans kaybı yaşayan Snapdragon 810 yerine ilk defa LG G4 ile piyasaya çıkan Snapdragon 808 işlemcisi tercih edilmiş. Bu işlemci çekirdek sayısı ve saat hızı olarak 810’dan daha düşük değerler sahip. Fakat 810’un sorunlarından etkilenmez ise bu dezavantajı kendi lehine çevirebileceğini düşünüyorum. Yine de ana görüşüm incelemeden sonra belli olacak ;)
Son bir yenilikten daha bahsedip sıralı teknik listeyi de paylaşıp yazımı sonlandıracağım. Geçen seneden beri sürekli 2K ekran gereksiz diye bıdı bıdı etsem de markalar 2K ekran kullanmakta ısrarcı. LG de G3 gibi G4’e yine 2K çözünürlüğünde bir ekran yerleştirmiş. Bu ekran da LG G3’de olduğu gibi 5.5″ boyutunda. Hafif kavisli tasarlanan ekran denilene göre darbelere karşı daha dayanıklı. Ayrıca yeni ekranın kontrastı %50, renk canlılığı ise %20 arttırılmış.
5.5 inç, Quad HD (1440 x 2560), IPS Quantum ekran.
Qualcomm SnapDragon 808 işlemci.
3 GB RAM
32 GB dahili hafıza. Micro SD kart desteği sayesinde 2 TB’ye kadar arttırılabiliyor.
16 MP f/1.8 Laser OIS arka, 8 MP ön kamera, her iki kamerayla 4K video kaydı.
3000 mAh değiştirilebilir pil.
Değiştirilebilir deri ve plastik arka kapaklar.
LG UX 4.0 arayüzü.
Bunu Beğenmedin Mi? Elimizde Bunlarda Var:
Lumia 535 İnceleme
Nokia Lumia 2520 Tablet
LG G3 Beat İnceleme
Lumia 930 İnceleme
Nokia Lumia 1320 Türkiyede!
Teknoloji geliştikçe fayda yanına zarar da getirebiliyor. Hem de büyüklüğünü hiç tahmin edemeyeceğiniz şekilde. Bütün dünya büyük veriyi, sosyal medyanın olanaklarını “iyi yönde” ele alırken arkaplanda bu bilgiler kötü amaçlar uğruna da kullanılabiliyor. Bunun en güzel örneklerinden biri de siber savaşlar.
Günümüzde topla tüfekle savaşmak yerine klavye ile, fare ile savaşıyoruz. Yıllardır “soğuk” olan savaş hiç olmadığı kadar sıcak hale gelmiş durumda. Bundan büyük devletler de küçük devletler de nasibini alabiliyor. Bu nedenle adam gibi bir savunma planı hazırlamak şart. Ben size bunları anlatmaktansa Teakolik’in geçtiğimiz günlerde yayınladığı Siber Farkındalık Manifestosu‘nu sizlerle paylaşacağım. İyi okumalar :)
Başta güvenlik uzmanları, blogger arkadaşlar, güvenliği merak eden, bilgi güvenliği sektöründe çalışan veya çabalayan, devlet yetkilileri, devlet yetkililerine bu konuda danışmanlık yapan kişiler, milletvekilleri, akademisyenler ve güvenlik konusuna önem veren herkesi bu manifestoya davet ediyorum.
Güvenlik uzmanları; göreviniz ne olursa olsun, Siber Savaşlar ve Siber saldırılar konusunda ülkemizin ne kadar büyük bir risk içerisinde olduğunu en iyi siz biliyorsunuz. Bu manifesto ile, biraz da olsa farkındalığı artırabilir, insanlara bu bilinci aşılayabiliriz.
Devlet yetkilileri, TBMM milletvekilleri; biz ne kadar haykırsak da bu konuda hareket edecek olan kişiler sizlersiniz. Ülkemizin geleceğini düşünmek zorundayız. Sağcı ya da solcu hiçbir fark gözetmeden, bu konuda birleşmek ve ülkenin en önemli enerji kaynaklarını bu tarz saldırılara karşı güçlendirmek zorundayız. Bu konuyu ciddiye alarak düşünmenizi arz ediyorum.
Akademisyenler; teknolojinin müthiş bir hızla yükseldiği ve öne geçtiği şu günlerde, marka bağımlılığından öte, kırk yıllık kitaplardan öte, dijital dünyaya adapte olup, bu konuda araştırma ve çalışmalar yapmak zorundayız. Sizlerin araştırmaları, tezleri ve araştırma sonuçları ile devletin siber dünyaya karşı korunmasını güçlü kılabiliriz.
Bu manifesto ile devlet nezdindeki “güvenlik” olgusunu ve “farkındalığı” artabileceğini düşünerek sanal dünyanın, Siber Manifestosunu elektrik sinyalleri ile sabit disklere kazımak istedim…
Bu bir “Siber Farkındalık” manifestosudur.
BTK’ya göre Siber güvenlik, siber ortamda kurum, kuruluş ve kullanıcıların varlıklarını korumak amacıyla kullanılan araçlar, politikalar, güvenlik kavramları, güvenlik teminatları, kılavuzlar, risk yönetimi yaklaşımları, faaliyetler, eğitimler, en iyi uygulamalar ve teknolojiler bütünüdür.
Peki, bu ne kadar geçerli?
Ülkemizdeki birçok devlet üniversitesi açıklamalarında ve duyurularında biz öğrencilerin TC Kimlik, adres ve telefon bilgilerini afişe ediyor!
Ülkemizdeki birçok devlet kurumunda TC Kimlik numaralarımız, adreslerimiz ve özel bilgilerimiz açılmış ve korunaksız bekliyor!
Ülkemizdeki birçok devlet kuruluşu bilgisayarlarında, lamer diye hitap ettiğimiz cahil hackerların bile cirit attığını görüyoruz.
Ülkemizdeki birçok devlet kurumuna saldıran grupların “admin”, “123456” gibi şifrelerle giriş yapıp özel bilgilerimizi Twitter’dan yayınladıklarını görüyoruz.
Ülkemizdeki birçok devlet kurumunun güvenlikten anladığını “Firewall satın almak”tan ibaret olduğunu görüyoruz.
Ülkemizdeki birçok hastanenin sağlık sistemlerine virüs bulaştırıldığını görüyoruz.
Ülkemizdeki birçok devlet kurumunun ana sayfalarında “Hacked By Vedat” yazıldığını görüyoruz…
Twitter’ı, Facebook’u, Youtube’u kapatarak sansür yaptığımızı zannediyor ve halkı; güvensiz proxy ve dns adreslerine yönlendirerek, kişisel ve özel verilerin dışarıya gitmesine izin veriyoruz!
Hal böyleyken…
Siber Güvenlik Ordusu kuruyoruz.
Siber Güvenlik konusunu değerlendiriyoruz.
Siber Olaylara Müdahale (SOME) ekibi kuruyoruz…
…bu iddialarının haber ve söylemden öteye geçmediğini maalesef ki görmekteyiz.
Gelişmiş dünya ülkeleri Siber ordularını kuruyor ve Siber güvenlik bütçelerine hatırı sayılır miktarlar ayırıyor. Biz ne yapıyoruz? Yıllardır milli işletim sistemi, milli tablet, milli cep telefonu diyerek kendimizi kandırıyoruz.
Artık işi ehline verme vakti gelmedi mi?
Artık devletin, kritik sistemleri için güvenlik hizmetini işin ehlinden hizmet alarak yerine getirme vakti gelmedi mi?
Artık devletimizin biz halkını koruması, siber dünyada kol gezen kişisel ve önemli verilerimizi korumasının vakti gelmedi mi?
Virüsler artık gözle görülmüyor, kendini belli etmiyor, nükleer santrallere yapılan saldırılar yıllar boyu tespit edilemiyor. Devletler artık soğuk savaştan önce sıcak savaş için siber timlerle mücadele veriyor. Enerji nakil hatları, su dağıtım sistemleri, doğalgaz sistemleri, İnternet dağıtım merkezleri ve diğer önemli merkezlerimize birer virüs bulaştırarak ele geçirmenin mümkün olduğu bir dünyada yaşıyoruz.
Bir Twitter hesabı ele geçirilerek, Amerika’da sahte bir Tweet ile borsanın bir anda milyarlarca dolarlık paniğe yol açtığı bir dünyada yaşıyoruz.
İran’ın nükleer santrallerinin bir virüs yüzünden alt üst olup, milyarlarca dolar zarar ettiği bir dünyada yaşıyoruz. Koskoca enerji nakil hattımızın saatlerce kesildiği ve günlerdir sebebinin bulunamadığına şahit oluyoruz.
Biz ne yapıyoruz?
Her halde bunun sebebini öğrenmek için birkaç Elektrik Mühendisi yollamadık değil mi? Umarım o sistemleri incelemesi için bir adli bilişim uzmanını görevlendirerek bir ekiple incelemeye alınmıştır? Öyle değil mi? Yoksa Türk Telekom’a buraya bir saldırı var mı? Diye sorup, olayın virüs kaynaklı olmadığını mı düşünüyorlar?
Bu soruyu sormak gerekmiyor mu?
Artık devletin, devlet kurumlarının siber güvenlik farkındalığını geliştirmesi ve uygulaması gerekiyor. Artık, tüm dünya gibi teknolojiyi kullanmanın vakti geldi de geçiyor… Aynı zamanda bu farkındalığın test edilmesi ve ne kadar doğru yapıldığının da sorgulanması gerekiyor.
Dünya, Internet Of Things konuşuyor…
Dünya giyilebilir teknolojileri konuşuyor…
Dünya sosyal medyada insanların nasıl manipüle edildiğini konuşuyor…
Dünya virüslerin artık donanım tabanlı olduğunu konuşuyor…
Kendi milli yazılımlarımızı yapamasak dahi, kişisel verilerimizi, halkı, enerji ve doğalgaz gibi kritik sistemler için felaket senaryoları ile birlikte, siber saldırı senaryoları ve risklerini de minimanize etmek gerekmiyor mu?
Geçtiğimiz yıl Aralık ayında meydana gelen başka bir saldırıda Kore’deki belli başlı elektrik dağıtım şirketlerinden birisinin bilgisayarlarındaki Master Boot kayıtlarını (MBR) silmeyi hedef alan bir zararlı yazılım kullanılmıştı.
Şimdi soruyorum!
Ne zaman bunun farkına varacağız? Ne zaman devletin kritik ve en önemli sistemlerini işin ehline güvenlik uzmanlarına bırakacağız?
Bu bir Siber Farkındalık Manifestosudur! Desteğiniz için şimdiden teşekkür ederim…
Bunu Beğenmedin Mi? Elimizde Bunlarda Var:
Mobil Uygulama Güvenliği Etkinliği
Google Havaalanı Açıyor!
Yeni Lumia 1520
Cyanogen’li İlk Telefon: Oppo N1
USMED ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Sosyal Medya Zirvesi
Sosyal Medya işine azıcık dahil olan adama “içerik kraldır!” denir. Bunu duymayan, bilmeyen yoktur. İçerik kraldır evet ama dönem dönem hangi içeriğin taht sahibi olacağı da değişebilir. Burada Game of Thrones yoluna girip size Video hanesi, Görsel hanesi ya da Metin hanesi diye her haneyi teker teker ele almaktansa şuan iktidarda olan ve uzun süre de iktidarı elinden bırakmayacak olan video hanesinden bahsedeceğim.
Yıllardır YouTube amcanın gücünü herkes biliyor. Hatta bu günlerde alkışlarla yaşayanlar, pastırma tadında paylaşım yapanlar da oldukça revaçta. Hele hele Vine dediğimiz 6 saniyelik video mecrası uçtu gitti. Dolayısıyla sosyal medya devleri de video içerik işine oldukça önem vermeye başladı. Facebook’gillerden Instagram’ın video desteğine kavuşması da bu örneklerden biriydi ya da Facebook’un videoları otomatik oynatması.
Geçtiğimiz günlerde de video işine yeni arkadaşlar katıldı. Twitter zaten Vine ile oldukça güzel götürdüğü video işini Periscope uygulaması ile canlandırıp ondan önce davranan Meerkat’a adeta “kardeş sen ne ayaksın?” dedi. 6 saniye ile sınırlı kalmayalım, yaptıklarımızı canlı canlı sıcak sıcak yayalım diyenlerin yeni gözdesi oldu Periscope. Hatta pek çok Vine fenomeni de “ben de Periscope’tayım beni ordan da takip edin litfen” demelere kadar getirdi işi.
Ee Twitter böyle bir şey yapar da Facebook cevap vermez mi? O da yapıştırdı cevabı ve ortaya Riff çıktı. Riff uygulamasında ise konsept çok daha farklı çok daha etkileşimi hale geldi. Canlı yayından ziyade “etkileşimli yayın” konseptine geçen Riff videoları 10 saniye ile sınırlandırsa da başkalarının bu videoların devamını çekebilmesini sağladı. Bakalım devlerin arasındaki bu savaş bize daha nasıl uygulamalar getirecek? :)
Bunu Beğenmedin Mi? Elimizde Bunlarda Var:
Burger King’den Facebook Darbesi
Vine’da Kişisel URL Devri
Facebook Beğen Butonu Değişiyor
Women Techmakers İstanbul 2015
Twitter’a Resimli DM Gönderme Özelliği Eklendi
Selamlar,
Efendim blog sayfasının yeni arayüzü ile uğraştığımız şu günlerde biraz boşlamışım yazı yazmayı. Bugün de bu boşladığım zamanı giderecek bir yazıyla geri döndüm!
Bu inceleme yazımızın konuğu Microsoft ismi ile piyasaya çıkan ilk Lumia cihazı Lumia 535. Giriş seviyesi akıllı telefon pazarında güzel işler çıkaran Lumia ailesi bakalım bu yeni afacan ile neler sunuyor. Her zaman olduğu gibi “ben okumam izlerim” diyenler için inceleme videosunu bir iliştireyim :) Geçen sene Lumia 520 ile giriş seviyesi akıllı telefon pazarından acayip ekmek yiyen hatta ekmeği Nutellaya bandıra bandıra yiyen Microsoft (eski adıyla Nokia) bu cihazda da aynı başarıyı hedefliyor gibi görünüyor. Fakat 535 o kadar başarılı mı? Orasına yazıyı okuyup karar vereceksiniz.
Lumia 535’i kutudan çıkartmak pek de zevkli olmadı açıkçası. Daha önceki Lumia’lar da da başıma gelen eski tip şarj adaptörü ve ortalarda gözükmeyen kulaklık ikilisi son kullanıcı açısından pek de hoş bir hareket değil.
Lumia cihazların büyük kısmında olduğu gibi Lumia 535 de değiştirilebilir arka kapak ile geliyor. Mavi, beyaz, turuncu, yeşil ve siyah arka kapaklardan birini seçerek cihazınızı özelleştirmeniz mümkün. Bana gelen cihaz yeşil renkteydi. Bu arada cihaz hangi arka kapak ile geliyorsa arayüzün rengi de ona uyumlu olarak geliyor..
Lumia 535’in kasası nedense bana biraz “oyuncak gibi” geldi. Arka kapakta kullanılan plastiğin kalitesi ve telefondan gelen gıcırtılar beni böyle düşünmeye sevketmiş olabilir. Telefonu kime gösterdiysem dikkatini çeken bir kalite düşüklüğüydü bu. Tamam, darbelere karşı dayanıklı, çizildiğinde değiştirip yeni kapak takabiliyorsunuz ama o plastiğin eldeki hissiyatı ve parlaklığı en azından bana hitap eder nitelikte değil.
Kapağı bir kenara bırakıp arkada neler varmış diye baktığımızda flaş ile desteklenmiş 5 Mp çözünürlüğe sahip kamerayı görüyoruz. “Her şey çözünürlük değil” diye kendimizi avuttuğumuz sırada video kaydının 480p olduğunu öğrenip kahrolmamızı saymazsak tabii.
Gelelim cihazın ön yüzüne. Ön tarafta Gorilla Glass 3 ile korunan 5 inç boyutunda ve 540p çözünürlükte (540 x 960 piksel) “o ne be öyle” dedirten bir ekran var. Çözünürlük maalesef 5 inç büyüklüğündeki ekran için düşük kalıyor. En azından 720p bir ekran kullanılmalıydı.
Ön yüzde her şey o kadar da kötü değil. 5 Mp çözünürlükte fotoğraf çekebilen güzel diyebileceğim bir selfie kamerası var ki “arkadaş ne güzel kamera koymuşsunuz bu ekrandan mı görüntü veriyorsunuz?” dedirtiyor. Özelleştirilmiş selfie uygulamasıyla daha güzel fotoğraflar çekebiliyorsunuz ki harici uygulama yüklemeden bunu yapabilmemiz oldukça güzel bir hareket.
Cihazın şarj süresinden ve diğer özelliklerinden de bahsedeyim. 1905 mAh bataryaya sahip olan Lumia 535 günü kolaylıkla tamamlamanızı sağlıyor. 70 saat kadar aralıksız müzik dinletebilen Lumia 535’in hoparlör kalitesi de ortalamanın üzerinde performans sergiliyor.
Windows Phone 8.1 ile gelen ve Here Maps, Mix Radio, Lumia Selfie gibi uygulamalarla yazılımsal olarak geliştirilen cihaz depolama için 8 Gb alan ve 128 Gb’a kadar arttırılabilen hafıza çözümleri sunuyor. Kablosuz bağlantıda çığır açmasa da Wifi, 3G ve Bluetooth 4.0 ile gerekenleri karşılayan Lumia 535 konuşurken de biraz ısınma problemine sahip.
Bunu Beğenmedin Mi? Elimizde Bunlarda Var:
Nokia Lumia 2520 Tablet
Yeni Lumia 1520
Lumia 930 İnceleme
Nokia Lumia 1020 Tanıtıldı
Lumia 930 İnceleme – 2
Selamlar efendim,
Pek sevgili Fundalina beni yine mimledi. Bu seferki konumuz da “bugüne kadar kullandığımız telefonlar” olarak belirlendi. Açıkçası orta sınıf bir ailenin fütursuzca teknolojik alet bozan erkek evladı olarak listem eski cihazlarla dolu ve kabarık.
Lafı uzatmadan 12 cihazlık listemize başlayalım:
1) İlk Telefon: Motorola CD930
Dedemin telefonuydu. İlk telefon olarak bir kaç gün kullanmıştım.
2) Alcatel One Touch Easy
Annemin Zaga (Evet o zaman Okan da gençti) zamanında kazanıp babama hediye ettiği sonra da 1 hafta kadar benim kullandığım takoz pardon cihazdır.
3) Nokia 6210
Sağ bacağımı büyük bir darbeden koruyan arkadaştır. 3 metreden yere düştüğümde anahtarla aynı cepte olduğu için anahtarın bacağım yerine kendisine saplanmasını sağlamıştır. Kırılan ekranı 20 liraya değiştirip telefonu 3 ay falan daha kullanmıştım.
4) Nokia 2300
Hem normal telefon boyutlarında olan hem de radyoya sahip ilk cihazımdı. Uçup kaçmasa da bana Nihat Sırdar dinletiyordu.
5) Nokia 3100
Telefonun üzerindeki Rally oyunuyla 3 gün uykusuz geçirebilirdim. Sonunda renkli ekrana terfii etmiştim. Bir de yanında Fun Camera PT-3 diye bir zımbırtı almıştım. Kullanılışı vs efsanedir, ikiliyi bilenler zaten bilir :)
6) Nokia 1100
Siyah ekrana geri döndüğüm cihazdır. 3100 bozulunca rahmetli dedemden bana geçmiştir. Üzerindeki tepe lambasıyla memlekete tatile gittiğim yaz gecelerinde yolumu aydınlatmıştır. Pamuklara sarılır.
7) LG C2500
Renkli ekrana geri döndüğüm, kendi üstünde kamerası olan ilk telefondur. VGA kalitesinde fotoğraf çeker hafızasında 5-6 tane şarkı depolardı. Ömrümüz o şarkılarla geçti be..
8) Samsung E250
O zamanların çoğu ergen genci gibi bende de vardı. Tabii ki kod girip sesini sonuna kadar açıp avuçlarımızla da eko yaptırıp genç kızların canını yakmıştık.
9) LG KP500 Cookie
Samsung’dan dersimi alıp tekrar LG’ye dönmemi sağlayan, zamanında dokunmatik olarak adlandırılan fakat yumruğa duyarlı ekranıyla az kahrımızı çekmemiştir. Java tabanlı işletim sisteminin versiyonunu canım sıkıldıkça değiştirir, temasını kendime göre değiştirirdim. Bende hakkı çoktur.
10) Sony Ericsson Xperia x8
Tasarımına, boyutlarına ve arayüzüne hasta olduğum cihazdır. 1 sene kadar kullanmıştım. Her halde bugüne kadar en severek kullandığım telefondur kendisi. Eğer bunu gören bir Sony yetkilisi vs olursa bana çalışmasa da bir tane göndererek büyük jest yaparlar :)
11) Samsung Galaxy Y
Allah belasını versindi. Xperia X8’in arayüzüne alışıp “yine küçük ekrandan devam edeyim” dediğim cihazdır. Hiç de Sony gibi değildir. Yazıklar olsundur. Bozulduğunda telefonun kendisinden daha fazla para istemişlerdi tamirine.
12) Xperia Mini HD
Çok ucuza bulup 4 gün kadar kullanmıştım. Valide sultan göz koyup da telefonu isteyince mecburen ona verdim.
13) Sony Xperia U
O güne kadar aldığım en mainstream cihazlardan biridir. Alttaki LED’i şarjı sömürür, 1 ghz işlemcisi arada teklerdi. Yakın zamana kadar iyi eğlenmiştik kendisiyle. Yeni sahibi bana sövmüyodur umarım.
14) Huawei Ascend P7
Kullandığım en akıllı cihazlardan biriydi. Xperia U’dan sonra ilaç gibi gelmişti. 6 aylık birliktelik sonunda telefonunu bozan kardeşe verilip yerini bir sonraki cihaza bıraktı. Halen de bizimle tabii.
15) LG G3 16 Gb
Her ne kadar incelemesinde biraz gömdüysem de para verip aldım kendisini. Şuan için idare ediyor. Fakat Protechman dostunuz da onun yerine taliplerini bekliyor :)
Bunu Beğenmedin Mi? Elimizde Bunlarda Var:
Women Techmakers İstanbul 2015
Twitter’a Resimli DM Gönderme Özelliği Eklendi
Android Geliştirici Günleri 2015
Windows 8 Sürükleyerek Kapatma
Windows 8.1 “Bu Bilgisayar” Klasörlerini Kaldırmak
Efendim GDG’ler bir etkinlik düzenliyorsa diğer ekipler de destek verir. GDG kültürü dediğimiz yardımlaşma ortamı bunu gerektir çünkü. İstanbul ayağından dahil olduğum Türkiye GDG’lerinden Ankara ekibi de Mayıs ayında benim de merakla beklediğim bir etkinlik düzenliyor. 11-12 Mayıs tarihlerinde ODTÜ KKM’de dördüncü kez gerçekleşecek etkinliğe ülkemizden ve dünyanın farklı kentlerinden Google Geliştirici Grupları (GDG)ve teknoloji toplulukları katılacak.
Geçtiğimiz aylarda düzenlediğimiz Devfest İstanbul ve Women Techmakers İstanbul etkinlikleri gibi ücretsiz düzenlenen AGG 2015 katılımcı ve konuşmacılar için kayıt almaya başladı bile. Bilgi ve tecrübelerinizi diğer geliştiricilerle paylaşmak, geliştiricilere ilham olmak için siz de konuşmacı olabilirsiniz. Matt Sullivan (Google), Müge Yılmaz (Google), Xavier Hallede (Intel), Stephen Linzner (Google), Royi Benyossaf (GDE) gibi konuşmacıların duyurulduğu etkinliğe her geçen gün yeni konuşmacılar ekleniyor.
Yaklaşık 60 kadar oturumun planlandığı 2500 katılımcının beklendiği etkinlik programı belli olmak üzere.
Detaylı Bilgi için
http://ift.tt/1dCmKuM
http://ift.tt/1bq7npW
Bunu Beğenmedin Mi? Elimizde Bunlarda Var:
Women Techmakers İstanbul 2015
Mobil İstanbul Geliştirici Günleri Şubat 2015
Android Geliştirici Günleri’ne Katılın!
DevFest İstanbul’14 Tam Gaz Geliyor
El ele Tutuşmanın Yeni Şekli: Frebble
Merhabalar,
Efendim Mobil İstanbul Ocak etkinliğinden sonra “deneyim paylaşma” konseptindeki Geliştirici Günü etkinliğiyle Cumartesi gününüzü doldurmaya geldi! İlki Nisan 2014 ‘de gerçekleşen ve kendi alanlarında uzman ve tecrübeli developerların buluştuğu “Geliştirici Günü” etkinlikleri geri dönüyor ve artık seri şekilde gerçekleşecek.
Bu ayki konuşmacılar ve konular ise şöyle;
PROGRAM
21 Şubat 2015 Cumartesi
14:00 – 14:45 Bilal ÇINARLI, Turkcell – “Mobil İçin Arayüz Geliştirme” Yaklaşım tercihi, mobil site mi, responsive tasarım mı, adaptive mi? 14:45 – 15:00 MOLA 15:00 – 15:45 Burak DÖNERTAŞ, Fusion Istanbul 15:45 – 16:00 MOLA 16:00 – 16:45 Mustafa Ferhat AKMAN, Turksat- Günlük $0.2’lık Kazancı $12’a Nasıl Çıkarttım?
Etkinliğe katılabilmek için lütfen kayıt olun http://ift.tt/1vBhIYm
Bunu Beğenmedin Mi? Elimizde Bunlarda Var:
Haydi Mobil İstanbul Geliştirici Gününe!
Mobil İstanbul Ekim Ayı Etkinliği
Women Techmakers İstanbul 2015
Android Geliştirici Günleri’ne Katılın!
Mobil Uygulama Güvenliği Etkinliği
Merhabalar,
Efendm malumunuz 14 şubat haftasındayız. Pek çok marka bu nedenle 14 Şubat’a özel reklam kampanyaları gerçekleştirdi. Ben de gözüme çarpan, beğendiğim reklamları sizlerle paylaşmak istedim. Bakalım benim gözümde 14 Şubat için yapılan en güzel kampanyalar hangileri..
Eti Benim O – Sevgililer Gününe İnanmayan Ayı
Reklam kahramanı ayının hem seslendirmesi hem de hikaye örgüsü gayet başarılı. Engin Günaydın’ın başarılı seslendirmesi oldukça da samimi.
Penti – Aşkın Büyüsü
Efendim Penti hem kolay ve basit anlaşılır bir film yapmış hem de kitleyi -şlaaks!- kalbinden vuran bir sonla derdini gayet güzel anlatmış. Şahsen sevgililer günü kutlamayan bir “öküz” olarak benim kurduğum bahanelerin bir kısmını bile yazmış araya.
Cornetto – Aşkta Cesur Olan Kazanır
Cornetto’dan yine “Yalın reklamı” tadında bir aşk hikayesi izliyoruz. Yıllardır kendini aşkın birleştirici gücü olarak lanse eden firma 14 Şubat’ta da topu filelerle buluşturmuş.
Finansbank – Sevgililik Zor Zanaat
Finansbank da Arçelik gibi seri videolar halinde karşılamış sevgililer gününü. Ben en beğendiğimi koyuyorum. Geri kalanı Youtube kanalları üzerinden izleyebilirsiniz.
Durex – Aşkın 50 Oyunu (50 Games to Play)
Vauv vauv vauv diyoruz sayın seyirciler. Hem vizyona girmesi merakla girmesi beklenen 50 Shades of Grey filmine gönderme yap, hem de film akşamının spoiler’ını ver.. Ne diyeyim pek bir başarılı buldum.
Victoria’s Secret – Angels Play Football
Melekler sahaya iniyor! Hem Superbowl’u hem de sevgililer gününü harmanlayıp filmin sonunda da vurucu mesajı veren Victoria’s Secret’ı ayakta arkışlıyoruz!
Ford Mustang – Speed Dating
Zaten kız gibi güzel bir arabayı daha nasıl öne çıkarabilirsiniz? Tabii ki içine araba kadar güzel bir hatun koyarak.. Mustang’in sevgililier günü filminde hem Mustang’e hem de güzelliğe doyuyoruz!
Arçelik – Ciddi Düşünen Adam
Tekrar memlekete dönelim. “Ciddi Düşünen Adam” gül, çanta, çikolata, parfüm almaz beyaz eşya alır diyen Arçelik nedense pek ısınamadığım bir işe imza atmış.
Vestel – Onlarda V Bizde
Açıkçası diğer reklamların yanında bence biraz sönük kaldı ama sonuçta adamlar üşenmemiş, erinmemiş reklam filmi çekmişler.
Hepsiburada – Aşkını Bulduysan
Hepsiburada da seri film yapanlardan. Aşkını Bulduysan ismiyle 2 film çeken Hepsiburada filmlerinde bir Guru’ya yer veriyor.
Bunu Beğenmedin Mi? Elimizde Bunlarda Var:
Yeni Yıla Yeni Videolar
Cut The Rope 2 Geliyor!
Protechman Net’te Staj Yapmak İster Misin?
Açılmayan Xperia Cihazınızı Flashtool ile Çalıştırmak
Google’dan Kızlara Eğitim!