Efkâr, efkâr büyüyen bir dert vardır.
Bazen yoruluyorum ama sarp bir yokuş çıktığımda. Allah korusun, müddessir 17'nin sarp yokuşu değil ya, hamd. Ne istediğini bilen insan nasipliliği, kocaman kalp. Ben yoruluyorum ama Rabbim tealâ. Cennetine kavuştursa Rabbim, ama bi şerbetini içsem önce. Sunarsan eğer Rabbim ben de susarsam. İki anlamlı susarsam ama.
Cennetimde neler istiyorsun diye bir sual sunsan çocukça bulmazsın değil mi cevabımı?
Salıncak istiyorum, göğe uzansın ama her seferinde göğe değecek kadar yakınlaşayim arşına. Müsaade edersen.
Ben dünyada hep bulutlara dokunmak istemiştim. Mesela biliyorsun Rabbim baş aşağı yatıp bazen uçuyormuşum gibi hissediyorum. Sonra annemin küçükken “beynine kan gidecek!” uyarısını hatrıma getirip bir refleksle anne sözü dinleyip çeki düzen veriyorum kendime, aman giderse gitsin. O da gitsin. Biraz efkârlıyım. Bu günün sabahına keyifsiz uyandım, acelem olduğu halde uyuşuk davrandım. Neye acelem vardı,belirli ama ben belirsiz. Bugünün tarihini de atayim. 16 Şevval 1438