Punjab'ın Yeşil Devrimi
Vandana Shiva 1991 tarihli bir yazısında, Hindistan'ın Punjab (Pencap) bölgesinde 1970'lerde başlatılan 'yeşil devrim'in toprak üzerindeki çok telaffuz edilmemiş etkilerinden bahsediyor.
(Punjab'da kullanılan yeni yöntemler sonucu susuzluk çektiği için borçlanmış bir çiftçi. Los Angeles Times)
Shiva'nın aktardığına göre, 'Yeşil Devrim', 1970'li yıllarda Punjab'da tarımsal verimliliği artırmak adına uygulanmaya başlayan bir dizi yöntem; bu yöntemler Dünya Bankası, Rockefeller, Ford, ABD'nin Uluslararası Gelişim Komisyonu gibi aktörlerin girişimiyle görünürde Hindistan'ın kırsal bölgelerini istikrara kavuşturma hedefiyle uygulamaya konuluyor. Ancak Shiva bu önlemlerin aynı zamanda diğer Asya ülkelerinin Çin'in tarımda uyguladığı devrimci yöntemleri izlemelerini engellemeye yaradığı görüşünde.
Sonuçları itibariyle pek de yeşil olmayan bu devrimde kullanılan kilit tohumlar, 1970'te Norman Borlaug tarafından geliştirilip -bir de Nobel ödülüyle mükafatlandırılan- 'yüksek getirili buğday' tohumları. Bu tohumların bereketi, suni gübrelemeye dayanıksızlık gösteren yerel tohumların aksine kimyasal gübreyi ve sulama suyunu emme kapasitelerinde yatıyor. Ancak gübre ve suyun olmadığı durumlarda Borlaug buğdayları yerel tohumlara göre daha az ürün veriyor. Yeşil öncesi dönemde Punjab'da ekinlerden hem hayvanlara, hem insanlara gıda sağlayacak ve toprak için doğal gübre oluşturacak şekilde mahsul alınırken, yeni yöntemler kullanılırken hayvanların ve toprağın ihtiyacı olan biyokütle gıda mahsülü üretimi ön plana çıkarılarak feda ediliyor; kaynakların bu aşırı kullanımı sonucu ekosistemin bütüncül verimliliği sarsılıyor.
'Yeşil Devrim' yöntemleri aynı zamanda ekinlerin yerel genetik çeşitliliğini azaltıyor (hem buğday, mısır, akdarı, bakliyat ve yağlı tohum yelpazesi yerini buğday ve pirince bırakıyor hem de Borlaug'un türetilmiş ve bölgeye yabancı tohumları önceki tohumların yerini almış oluyor.) Tek türlü tarım (monokültür) uygulanması bölgede başgösteren ekin hastalıklarına karşı direnci düşürüyor; basit hastalıklar önüne geçilemez bir hal alıyor, kullanılan gübrele de bitkileri haşerelere karşı daha zayıf bir hale getiriyor. Bunlara karşı olarak tarım ilacı kullanımı dev ölçülerde artıyor ve kısırdöngü besleniyor. 'Yeşil devrim' daha hali vakti yerinde olan ve teknolojik yöntemleri kullanabilen çiftçiyi zenginleştirirken, Borlaug tohumlarının Dünya Bankası'nın iteklemesiyle ticarileşmesi, çokuluslu şirketlerin tohum üretimine el atması ve tarımın bu büyük şirketlere dayanır bir hale gelmesiyle yoksul çiftçi daha da yoksul bir hale geliyor. Üretilmiş tohumların fazla su ihtiyacını karşılamak için büyük ölçekli su depolarına ihtiyaç duyuluyor, bu da suyun kontrolünün merkezileşmesine ve küçük çiftçilerin su sıkıntısı çekmesine yol açıyor. Ormanlardaki ağaçların da tarıma yer açmak için büyük ölçüde kesilmesi de cabası.
Punjab'lılar, bölgelerinin şehirdeki elit gruplara ucuz yiyecek sağlamak için koloni muamelesi görmesinden şikayetçiler. Shiva ise yüzyıllar boyu canlı, yaşayan, bütünlüklü bir sistem olarak görülen toprağın 20 yıl içinde, kullanılan bu yöntemlerle 'toprak eşkiyalığına' kurban gittiğini söylüyor.
Kaynak: Vandana Shiva, "The Green Revolution in the Punjab", Ecologist, 1991.















