Buradaki her adanın farklı bir hikayesi var tıpkı adalarda yaşayan ya da ziyaret için adalara gelen herkesin olduğu gibi. Yine nasıl buradaki insanların acıları ortak ise adaların da ortak acıları vardı. Benim de her adada bir hikayem ya da acım var elbette. En son 2018’in Ağustos’unda gelmiştim adalardan birine. Hayatımın en mutlu günlerinden birinde o acılara şahit olup, acıları bir bir hissedince kalbimde, ‘Ne işim var benim burda? Sanki hiç acı yokmuş gibi bir de buradaki acılara şahit olup neden yük ediyorum ki zavallı kalbime, daha da gelmem..’ diyerek dönmüştüm o adadan. Çünkü o kadar belirgindi ki, o kadar kalpten hissetmiştim ki o gün o acıları, kalbimin derinliklerinde birleşince de başka acılarla, bir yanardağ gibi patlayıp volkan gibi kağıda akmıştı hisler yüreğimden. Neyseki adalar o acılardan kurtulmuş. Emeği geçenlerin yüreklerine sağlık. 🙏Darısı ada insanlarının, ada ziyaretçilerinin başına o zaman. ✌️ Ağustosun yükünden yüreğimin ağırlığından kaçtım, Birkaç damla huzurun peşinde, Kalkıp hüzün duvarlarıyla çevrili evimden bedenimi bir adaya attım. Çünkü her ağustosta hüzün yağıyor üstüme. Susunca ağustos böcekleri, masum kalbimin isyanı başlıyor kulaklarımda. Şimdi adada bir kahvedeyim, Zar zor seçiliyor ağaçların arasında. Sanki omuzlarımda tüm adanın yükü var; Kötü kokulu sokakların, ayakta durmakta zorlanan atların, kendi topraklarında yabancı olanların! En çok atlara üzülüyorum, Bir de bu acıyı en derinde hisseden kalbime! Çünkü atlara işkence ediyorlar adada! Ne işim vardı ki benim burada? Görmeyince katlanması hep daha kolaydı oysa! #yemreyi 18.08.2018 / 14.25 #büyükada #heybeliada #adalar #atlar #pazar (Heybeliada, Istanbul, Turkey) https://www.instagram.com/p/CD8o7IyJI7U/?igshid=v5cp01gj8bez











