Beni tanımış gibi konuşan insanlardan okadar laFmacun yedim ki karnım doydu, siz beni doyurdunuz allah sizi doyursun.
~theroseisyourskin
seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from United States

seen from Croatia

seen from Brazil

seen from Türkiye
seen from United States
seen from Germany

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Germany
seen from China
seen from Croatia
seen from Singapore
seen from United States
seen from United States
seen from Malaysia

seen from Croatia
seen from China
Beni tanımış gibi konuşan insanlardan okadar laFmacun yedim ki karnım doydu, siz beni doyurdunuz allah sizi doyursun.
~theroseisyourskin
Mustafa Kutlu - Yoksulluk İçimizde
Yazarın daha evvel hiçbir kitabını okumamıştım. Evet, şu üzerinde mavi araba olanı bile. (Ya da turuncu muydu?)
Süheylâ. Kitabın başında alelade, alışılmış görünen ama sonradan kendisini çıkmazlarda bulan bir genç kız. Hidayet öyküsü bir nevi. Kitap biraz dağınık geldi. Ya da ben aralı okudum ondan da kaynaklanmış olabilir. Asıl öyküyü daha sindire sindire, daha detaylı okuma imkanı bulabilmek isterdim.
Yoksulluk nedir? Parasızlık, sevgisizlik, merhametsizlik, insansızlık? Çok çeşitli.
Kitap bitince bir hafifledim sanki. Bilmiyorum.
Dünya. Aslında vazgeçilmesi ne kadar kolay değil mi? Bu mal mülk sevdası, lüks düşkünlüğü, katlar yatlar arabalar, “daha fazla” hırsı. Dışarıdan bakınca ne kadar da komik değil miyiz? Ölünce hepsi bitiyor çünkü.
Kitapta safiyet buldum. Temiz bir hikaye. Mustafa Kutlu’nun üslubu serin.
Süheylâ’yla beraber heyecanlandım bazı yerlerde. İslam’a olan bağlılığı, Engin’e olan zafiyetini yeniyor. Çizgileri net.
Mantosu yere kadar, başörtüsü omuzlarını örtüyor, yüzü tertemiz. Bu tasvirler ne kadar güzel değil mi? Zorluklar içindeyken ne kadar güzel değil miydik?
Süheylâ’nın iç sesiyle bitirelim:
“Hepimiz bir kuşatmadayız. İliklerimize kadar ıslanmışız. Bir başka Süheylâ bir başka dünya demektir. Öyle, amenna. Gel gör ki acizlik elveriyor, birden tenhalık basıyor. İçimizin mikropları içimize bir aykırı çöp uzanmayagörsün, hep birden o çılgın danslarına başlıyorlar. Şerha şerha yararak kalbimizi, yeniden ve bir daha ebedi uykusuna, sevgili gafletine terk ediyorlar. Hakikate yeniden ve bir ilahî vesile, bir lütuf ile tutununcaya kadar.”
Bir de bir sorusu var;
“Hayatım üzerine kiminle konuşabilirim?”
-
@okuyorumla
Öneri 6
1-Kitap Önerisi: Martin Eden- Jack London
2-Film Önerisi: Dangal (2016) Drama film/Spor
3- Müzik;
David Burns- İyi Hissetmek
ABD ‘li psikiyatrist tarafından yazılmış ve kendine yardım kitapları arasından en iyi seçilmiş bir kitap.
Kitap, kendime yardım planı yaparak aldığım bir kitap değil. Bir arkadaşımın zorla elime tutuşturduğu, haliyle okumamın zaman aldığı bir kitap. Zaten kitabın amacı ve içeriği kısacık bir sürede okuyacağınız türden değil, zamana yayarak içselleştirerek okunması gereken bir kitap.
Ayrıca özellikle vurgulamam gerekiyor,kitap bilişsel terapi kitabı, asla ve asla kişisel gelişim kitaplarından değil. Sizi pohpohlamıyor ya da polyannaya çevirmiyor. Yaptığı şey, çarpıtılmış düşüncelerinizi kendinizin fark etmesi ve yine kendinizin bu konuda ne yapabileceğinizi göstermesi.
Kitaptan bir kesit:
“a-diyet yapanlar insanlar da zaman zaman diyeti bozabilir
b- ben bir insanım
c- bu nedenle zaman zaman diyeti bozmalıyım
bu bana çok yardımcı oldu. hafta sonları oburluk yaptım ve kendimi iyi hissettim. hafta sonlarında aldığımdan fazlasını hafta içinde verdim. böylece hem kilo vermiş oldum hem de çok keyif aldım.diyeti her bozduğumda kendimi eleştirerek suçluluk hissetmemiş oldum.”
Kitabı okumadan önce ön hazırlık yaparsanız daha yararlı olur. Mesela “yeter ya !! ben şu şu konularda hakikaten abartıyorum ve depresyona giriyorum, bunu aşmalıyım, şu çarpıttığım düşüncelerin ağzının üstüne çarpmalıyım.” diyebilirsiniz
Kısaca psikolojiye ilginiz varsa ya da depresifseniz okuyabileceğiniz en iyi kitaplardan.
İyi okumalar @okuyorumla grubu.
Iç savaşı
》kalbimde sorguladım hissiyatlarımı silemiyorum,
evde hapis olan sivrisinek gibi yolumu bulamıyorum,
üzerimdeki yük artıyor, niyeyse yıllarca yaşadığım yaşamı sürdüremiyorum,
sorguladım yaşam tarzı beni dürtüyor,
yardım çağrısını yapamıyorum,
belki sonuçtan korkuyorum,
belki gerçek hissiyatlarımla yüzleşmekten,
belkide ençok benim kararımın yüzünden kendine isyan etmen "ben nerde hatta ettim diye"
hatta sende değil, sen bildiğinden mükemmelsin, problem bende,
pencerenin hangi tarafından baktığımı bilmiyorum artık,
odaları dolanan sivrisinek gibi cevabı bulmayı çalışıyorum,
cevap yakınlardaysa ben niye birtürlü göremiyorum...《
~theroseisyourskin
》Kalbimde hiçbir şey yok,
Artık acı hissetmiyorum,
Kendini suçlu hissetmek zorunda değilsin,
Bu boşluk senin yüzünden değil, bu yaşadığımız 'dünya' tarafından yaratıldı.《
~theroseisyourskin
Muhammed Ali Kutup - İman ve İnkar Aynasında İki Kadın Portresi
Bu kitabı yorumlayacak gücü kendimde bulamıyorum öncelikle bunu belirtmek isterim. Kitapta Hz.Asiye ve Hz.Meryem’in örnek şahsiyetleri, daha sonra da Hz.Nuh’un ve Hz.Lut’un inkar çukurundaki eşleri anlatılıyor.
İlk bölümde iman timsali iki örneği okurken onların teslimiyeti karşısında ferahladım, ümidim arttı. Hz.Asiye’nin onca dünya şatafatı ve firavunun zalim halkı arasından sıyrılıp Allah’ı bulması, Hz.Meryem’in isyan etmeyişi, teslimiyeti.
İbret almamız gerekenleri okurken ise feci şekilde korktum. Hz.Nuh’un karısının, peygamber eşi olmasına rağmen inkara şartlanmış oluşu. Aynı şekilde Hz.Lut’un karısının da peygamber eşi olmasına rağmen, Allah’a ve peygamberine olan ihanetleri. Kitapta ara ara devamlı “Bakın, bunda görecek gözleri olan herkes için muhakkak ders vardır” ayeti vurgulanıyor. İnşallah görecek gözümüz, idrak edecek kalplerimiz vardır.
Ve elbette ki ister istemez günümüze takıldı aklım. Şimdi de Lut kavminin örnekleri var sokaklarda, zerre utanmazlıkla yürüyüşler yapıyorlar, sapkınlıklarını farklılıkmış gibi yansıtıyorlar. Helak olmayı beklercesine. Yani, normalleşiyor. Küçücük çocuklar bile biliyor artık, gökkuşağı simgesi altında rezilliklerini meşrulaştırdılar. Allah’ın lanetlediği bu şeyi destekleyen muhafazakarlar bile var. Allah’ım. Nasıl da mühlet veriyorsun.
Kitabın Hz.Nuh’un eşini ve Nuh Tufanını anlattığı kısımdan bir alıntı yapmak istiyorum, kitap yorumlarında “alıntı” kısmını geçerim bazen okumam, ama lütfen okuyun,
“Bugün, Müslüman kadın neredeyse her yanı kaplamış olan tufanı nasıl olur da duymaz, görmez ve hissetmez? Doğrusu bu, başka cinsten bir tufandır. Art arda gelen, günden güne artan ahlâki çözülmüşlük, bozulmayla ortalığı kasıp kavuran fitne ve ahlaki yozlaşma cinsinden bir tufan!
Mü’mine kadın, bütün bu olup bitenlerden bir ibret ve ders almayacak, taşıdığı sorumluluğun sınırlarını ve büyüklüğünü hâlâ anlamayacak mı? Eğer bunları başaramıyorsa, hakikate karşı gözlerini kör, kulaklarını sağır eden, akıl ve vicdanlarını bozan nefsî zevk ve düşkünlüklerinin tutkusu içlerine işlemiş, bunların aldatıcı güzelliğine aldanmış demektir.
Müslüman kadın, yaşadığı bütün bu tufanın ne zaman farkına varıp, gafletten uyanacak? Kendisini, ailesini ve toplumu yutmak üzere olan bu tufanın ne zaman bilincine varacak? Ne zaman?”
Kitap iyi bir hatırlatıcı.
Sonuç olarak, bize büyük görev düşüyor kızlar. Maalesef köşemize çekilemeyiz. Kahvemizi alıp pencere kenarında düşler kurmaktan vazgeçmeliyiz acilen. Acilen bir şeyler yapmamız lazım. Önce kendimize gelmemiz sonra etrafımızdakileri kendilerine getirmemiz lazım. Fıtratımıza dönüş yapmalıyız. Nasıl güzel örnekler görünce, okuyunca feraha eriyorsak, çevremizdekiler de o “güzel örnek” kavramını bizde görmeliler. Çünkü biz Müslüman hanımlarız. Layık olmalıyız. İnşallah layık oluruz.
Allah imanlarımızı muhafaza etsin.
-
@okuyorumla
Gelecek ve Diğer Meseleler - İsmail Kılıçarslan
-kitap en güzel hediye, hâlâ buna inanıyorum-
Şiir kitaplarını baştan sona bir anda okumam normalde, ara sıra gider birkaç doz alır bırakırım. Bu kitabı baştan sona bi anda okudum. Aşırı şiir yüklemesinden… hiç.
İsmail Kılıçarslan’ın ve arkadaşlarının üslubuna yabancıysanız bu nasıl kitap diyebilirsiniz. Bazı yerlerde ben de öyle dedim. “Abi bunu niye yazdın ya?” diye sormak istedim. Şiirler fazlaca kinaye içeriyor. Bildim, gördüm.
“susma hakkı” şiirini beğenmekle birlikte işaretlediğim başka cümleler var,
“yerlisi değilim ben bu acının, şartlar öyle gerektirince sonradan yerleştim” *
“düşünüyorum: bir ceylan sürüsünün hayaliyle mi tutuşmalıyım bir kibritin aleviyle mi” *
“iç geçiriyorum: bir şehri ardında bırakmayı başarmış esrarlı bir şair gibi” *
“umudumuz her zaman elbet, ölmekten arta kalan vakitlerimizde hayal bile kurabiliriz”
Gibi cümleler. “okumazsam bir şey kaybeder miyim?” diyorsanız, buna yorum yapmayayım.
Şimdilik bu kadar. Hoşça kalın.
@okuyorumla