
blake kathryn
taylor price
h
Monterey Bay Aquarium

Kiana Khansmith
occasionally subtle
tumblr dot com
sheepfilms

@theartofmadeline

#extradirty

Origami Around
Cosmic Funnies

Janaina Medeiros
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
No title available
Keni
Mike Driver
NASA
we're not kids anymore.
Show & Tell
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Netherlands
seen from Malaysia

seen from Spain
seen from Canada
seen from T1

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States
seen from Spain

seen from United Kingdom
seen from Malaysia

seen from United Kingdom
seen from Germany
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Spain

seen from Malaysia
@thxreckless
“Bilemiyorum, eğer bahsettiğin kişi Aaron ise, o zaman evet.”
“Başka kim olabilir? Sadece yemek yapmakla uğraşmadığınızı sanıyorum, eğer öyleyse çok büyük bir hayal kırıklığı olacak benim için.”
Isadora’yı pek tanımasa da kontrol manyağı olduğunu biliyordu, eh herkes hakkında bir şeyler biliyordu; eğer şehre geldiğinizde bir süre sadece kendinizi eğlenmeye ve insanları incelemeye adarsanız olacağı buydu; gerçi eğlenmenin sonu pek iyi bitmemişti genç kadın için, yine de planlarını düzenlemek için bir zaman bulmuştu ve bunu lehine kullanmaya kararlıydı. “Ah, uzun bir hikaye; sevmeyeceksin.” dedi sırıtarak.
“Kendimi kuralları bozmaya, sorun çıkarmaya o kadar adamıştım ki planlarım bitmeden beni bulmalarını istedim; rahatlamış hissetmelerini ve ellerinden kaçırdıklarına daha çok üzülmelerini, insanların planlarını bozarken o kadar eğleniyordum ki kendi planlarımı da bozdum. Hapishaneden kaçmak zor değil, özellikle de tanıdıkların varsa ama kendi kendime kaldığımda düzenli olan her şeyi yıktım. Eh, insanları birbirine düşürmekten ve birkaç kişinin parmaklarını kaybetmesini izlemekten sıkıldıktan sonra kendimle uğraşmaya başladım, en eğlencelisi de buydu zaten.” dedi ver bir süre duraksadı. Doğaçlama yalan söylemeye o kadar alışmıştı ki söylediklerinin ne kadarını uydurduğunu kendi de sustuktan sonra fark etti. Kendiyle uğraşmazdı o, uğraşacak bir şey her zaman bulurdu ki kendini kaybetmesin, etrafında her zaman planlarını tepe taklak edebileceği insanları tutardı ki kendi tepe taklak olmasın. İnsanların hepsinin kaosu tatması tek amacıydı ve bunu başardığı anda bir amacı kalmıyordu, işte bu yüzden her şey mahvolduğunda bile bir oyuncağı olmalıydı, pratikte beş yaşındaki bir kız çocuğundan pek de farkı yoktu. “Ben de her şeyi rayına oturttuğuma emin oldum.” dedi gülümseyerek. Her şeyi rayına oturtmak mı? diye geçirdi içinden, o treni yayından çıkarıp her insanın üzerinden teker teker geçmek istiyorum; ölmesinler ama sürünsünler istiyorum, nefes alsınlar, acı çeksinler ve ben onlarla her geçen saniye daha çok eğlenerek oynayabileyim. İnsanların kontrolden çıkmasını ama bunların hepsinin benim kontrolümde olmasını istiyorum.
“Şu an yapacak daha iyi bir işim yok, dinliyorum.”
Gözlerini yoldan ayırmadan Amelia’yı dinlemeye koyuldu. Aslında nasıl yakalandığını, ne yaptığını tabii ki biliyordu. Yoksa burada olmazdı. Sadece kafasını dağıtmaya çalışıyordu ki Amelia’nın bunu sağlayabileceğinden şüphesi yoktu. Durmadan konuşuyordu, o bunu başka bir şeyler düşünmek elbette mümkündü ama bir noktada bloke edebiliyordu. Gözlerini bir kaç saniyeliğine yoldan ayırıp kıza baktıktan sonra konuştu. “Hapishanede zaten bir düzen yok, ne kadarını yıktığını merak ediyorum.” Kızın yalan söylediğini biliyordu, anlamak onun için zor değildi ama sesini çıkarmamaya karar verdi. Hapishanede pek düzen olmayabilirdi ama onlar bile psikolojik değerlendirme için birilerini gönderip, dosya tutuyorlardı. Ki zaten Isadora için önemli olanlarda o dosyalardı. “Her şeyi rayına oturttuğuna göre, bir daha içeriye girmezsin sanırım.”
”Hiç kaçırır mıyım!” dedi çocuksu ses tonuyla ve arabanın ön kapısını açtı. Önüne dönmeden önce son kez kirli camın arkasından uzun bir süre kaldığı yere baktığında sinirle aldığı nefesi tuttu, bir süre nefesini tuttuktan sonra bunun öfkesini dindirmesine-ya da en azından şu an için kontrol altına almasına- yeterli olduğunu düşünerek aldığı nefesi bıraktı. “Pek konuşkan bir tip olmadığını bilmeme karşın buraya girdiğimden beri bakışların daha soğuk olmuş-ki bunun mümkün olduğunu bile bilmiyordum.” Kızın konuşmasından rahatsız olduğunun farkındaydı ama ne zaman birinin ondan rahatsız olması Amelia’yı durdurmuştu ki?
“Bazı şeyler planladığım gibi gitmiyor diyelim. Kontrolün bende olmasına alışınca, ufacık şeyler bile rahatsız ediyor. Ki olan biten seni zerre ilgilendirmiyor aslında.” Arabayı çalıştırıp kıza döndü. “Şimdi söyle bakalım, yakalanmayı nasıl becerdin?”
‘’Eski bir polis olarak, eski kaynaklarıma ulaştığımda bana işin düşebilir. Kendimi akladıktan sonra bana işinin düşmesi daha fazla yararına olabilir. Bir de, gece on ikiden sonra büyük bir ejderhaya dönüşüyorum. Düşmanlarını yiyebilirim.’’
“Onu halledebilecek adamlarım var. Şu an benim için işe yaramazsın, bunu sen de biliyorsun, hala çabalıyor olman takdire şayan. Ne istediğini bir tekrardan söyle bakayım? Yapmayı düşünebilirim.”
‘’Ov, bak o zaman bunu söylediğine göre yeni bir bakış açısı kazandım. Sana kesinlikle kızamaz. Yani, eğer kızarsa bile bunu onun yüzüne vurabilirsin bence. Tüm kalbimle söylüyorum, o adam için durumun aynı şekilde sonlanacağından emin değilim. AYRICA GİYMEZSEN GİYME BE SENDE ÇİRKİN DURURDU ZATEN. O NE ÖYLE BEYAZ BEYAZ.’’
“Tabii ki kızamaz, kızmamalı. O adam demek yerine neden ismini kullanmıyorsun? Cazgırlık yapmaktan bıkmamış olman gözlerimi yaşartıyor gerçekten, ve kendini kandırmaya devam et. Tabii ki güzel dururdu.”
“Sanki gözlerinde beni gördüğün için mutluluktan oluşmuş bir yaş topluluğu var, haklıyım değil mi?”
“Kesinlikle, çok haklısın. Seni o kadar özlemişim ki, görünce göz yaşlarıma hakim olamıyorum.”
“Bilirsin, polisin şehrin her köşesine ARANIYOR yazısı altında benim resmimi asmasına çok az kaldı. Sıfırdan başlama mevzusu, İngiltere’ye, ailemin yanına dönmeyi planlıyorum.”
“Ve bu kaçman için iyi bir neden mi oluyor yani? Şehirde bir kere bile hapishaneye girmemiş çok az insan var Chloe, sıfırdan başlamak için şehir dışına çıkmana gerek yok.”
”Konfeti veya parti süsleri falan yok mu?” diye sordu alayla. “Biraz daha canını sıkmaya devam edersem beni tekrar içeri tıkacakmışsın gibi hissediyorum gerçi, gidelim.” dedi sırıtarak. Aslında içeri girmeyebilirdi, eğer yarattığı kaosun yanlış kısmında kalmasaydı, kendi de kaosa dönüşmeseydi içeri girmeyebilirdi; eğer tekrar durgunluk döneminin ardından gelecek kaosa hazır olsaydı ve korkaklık etmeseydi kaçabilirdi de ama insanların onu olduğundan güçsüz görmesinde bir sakınca görmüyordu ve hayatının durgun geçebilecek tek döneminde biraz kendini tanımak istemişti, başarılı olup olmadığını kendi de bilmiyordu.
“Beni biraz da olsa tanıyabildiğini görmek güzel gerçekten.” Son zamanlarda her şeyden daha çok rahatsız oluyordu. Normalden daha çok. İşlerin uzamasından haz alan biri zaten değildi, bu aralar her şey çabucak hallolsun istiyordu. Arabasının önünde durup Amelia’ya döndü. “Geliyor musun?”
‘’Bir çiçek ister misin? Yeni koparılmış, hem de mavi! Hadi ama balkabağı! Patron sensin ve sabıkalı olan benim. Benim için bir şeyler yap ve işin düştüğünde burada olayım.’’
“Hayır, teşekkürler. Balkabağı mı? Hoş… Her neyse. Sana ne gibi bir işim düşebilir? Bir bağımlıdan ne gibi çıkarım olabilir ki?”
ooc;
rp yapacak havada değilim, sonra yanıtlayacağım. ama sizi dikizliyorum, dash’i boş bırakmayın döverim.
“Diyelim ki Eastpoint’i terk etmeye karar verdim, buna nasıl bir tepki verirdin?”
“Öncelikle niye diye sorardım, çünkü niye?”
‘’Silahıma, motoruma, evimin anahtarına, ağrı kesicilere ve biraz içkiye ihtiyacım var! Yalnızca biraz sinirlenip komşumu ölesiye dövdüğüm için beni tımarhaneye attılar. Üstüne üstlük eşyalarıma çöktüler. Ben bir polistim, biraz saygıyı hakediyor olmam gerek. Benim için ne yapabilirsin? Karşılığını alacağına emin olmalısın. Beni tanıyorsun.’’
“Çok fazla şey istiyorsun. Özellikle son söylediğin şeyler, tımarhanede olmanın asıl nedenleri iken. Karşılığında ne alacağıma bağlı, beni tanıyorsun.”