birine aşık olmanın ilk kuralı uçurumlarına da razı olmaktı.

❣ Chile in a Photography ❣
almost home
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
tumblr dot com
hello vonnie

No title available

blake kathryn

Game Changer & Make Some Noise

ellievsbear
YOU ARE THE REASON
The Stonewall Inn
Cosmic Funnies
No title available

Discoholic 🪩
todays bird
One Nice Bug Per Day

gracie abrams
No title available
Today's Document
Fai_Ryy
seen from Malaysia

seen from United States

seen from Germany

seen from Singapore
seen from United States
seen from Australia

seen from India

seen from Australia

seen from France

seen from Portugal
seen from Nepal
seen from Canada

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Kenya
seen from Colombia
seen from United States
seen from India
seen from Australia
seen from Canada
@ucurumdanderin
birine aşık olmanın ilk kuralı uçurumlarına da razı olmaktı.
sancılardan bir hayat bulur, ölmezdim.
içim öyle gürültülü ki, giderken kapıyı ört ne olur.
bir gün ölürsem ağlamaya ağlamaya hakkın bile kalmadı
acıtmışım canını sevdikçe.
affetmezsen her gün görürsün onu. baktığın aynada, içtiğin suda. yolda, sokakta, boş duvarda. affetmezsen bağırır. gövdeni yarıp içinden kalbini çıkarır ve ona doğru bağırır. affetmezsen, sırtında bir ölüyle bilmem kaç merdiven.
eskiden su sızmayan aralıklardan bir oluk deniz akıyor, farkındayım. şimdi ben kocaman denizlerin üstünde bir dal parçası, yüzemem, batamam. kimseyi arayamam. ama merak ediyorum, ne zaman döküldü yapraklarım. ayaklar altında bir hışırtı kadar mıydı yaşadıklarım. kuru ve ezik bir yaprak gibi parçalandı mı anılarım. insan, yaralayıcı bir silaha dönüştüğünde namlu da ilk ona dönermiş. kendimi bulamıyorum. yoksa öldürdüm mü.
kitabın ortasından konuşmak istiyorum bu kez. yağmur yağarken evin tüm pencerelerini açmak. anahahtarı evde bırakmak istiyorum. bir hikayenin sonunu okumak istiyorum başından önce. benden ne kadar nefret edebilirsin, bilmek istiyorum, beni sevmeden önce.
eskiden su sızmayan aralıklardan bir oluk deniz akıyor, farkındayım. şimdi ben kocaman denizlerin üstünde bir dal parçası, yüzemem, batamam. kimseyi arayamam. ama merak ediyorum, ne zaman döküldü yapraklarım. ayaklar altında bir hışırtı kadar mıydı yaşadıklarım. kuru ve ezik bir yaprak gibi parçalandı mı anılarım. insan, yaralayıcı bir silaha dönüştüğünde namlu da ilk ona dönermiş. kendimi bulamıyorum. yoksa öldürdüm mü.
eskiden su sızmayan aralıklardan bir oluk deniz akıyor, farkındayım. şimdi ben kocaman denizlerin üstünde bir dal parçası, yüzemem, batamam. kimseyi arayamam. ama merak ediyorum, ne zaman döküldü yapraklarım. ayaklar altında bir hışırtı kadar mıydı yaşadıklarım. kuru ve ezik bir yaprak gibi parçalandı mı anılarım. insan, yaralayıcı bir silaha dönüştüğünde namlu da ilk ona dönermiş. kendimi bulamıyorum. yoksa öldürdüm mü.
eskiden su sızmayan aralıklardan bir oluk deniz akıyor, farkındayım. şimdi ben kocaman denizlerin üstünde bir dal parçası, yüzemem, batamam. kimseyi arayamam. ama merak ediyorum, ne zaman döküldü yapraklarım. ayaklar altında bir hışırtı kadar mıydı yaşadıklarım. kuru ve ezik bir yaprak gibi parçalandı mı anılarım. insan, yaralayıcı bir silaha dönüştüğünde namlu da ilk ona dönermiş. kendimi bulamıyorum. yoksa öldürdüm mü.
bazı kitapların kapağı kapandığında açılmamak üzere kapanır. biliyorum. eğer ki altını çizerken, bir şeyler içini çizmiyorsa artık tek temennim bu olurdu zaten. gittiğin her yerde daima gülümsemeni göğsünde taşımanı çok isterim. dediğim gibi, iyi ki vardın, bazı savaşlarımı bitirirken sen daima oradaydın.
seni seviyorum.
annen duvardaki çatlakları süslüyor ama sen biliyorsun, mutsuz evliliklerin mutsuz çocukları olur. bir duvara duyulan merhamet insan kalbine duyulmadığında ölecek gibi oluyorsun. bir akşam yemeğinde ansızın ölecek gibi.
bir kitabın kapağı kapatıldığında, şayet tekrar açılırsa, yeni bir hikaye bulma ümidi taşımaz. aslında hikaye hep aynı. seni okuyabilen, üzerini çizebilir de. çizilince insan, tükenince, bir tek gitmek gelir elden. giderken kendimle götürdüğüm kitaptasın sen. yeni bir hikaye yok. yalnızca altını çiziyorum.
d.
“o sabah uyandım yine sabahın beşi. soruyorum kendime. oğlum ali, kabeyi yıkan, kalbini kırmaya çekinir mi sandın. su verdiğin her toprak yeşerir mi sandın. sen bu dünyayı ne sandın.”
“o sabah uyandım yine sabahın beşi. soruyorum kendime. oğlum ali, kabeyi yıkan, kalbini kırmaya çekinir mi sandın. su verdiğin her toprak yeşerir mi sandın. sen bu dünyayı ne sandın.”
kaç dereceden bakarsan bak, senin açından kusurluydum.