Bazen birinin seni anlaması sevmesinden daha önemlidir.
Game of Thrones Daily
noise dept.
Cosmic Funnies
occasionally subtle
Color Me Curious

Origami Around

No title available
No title available
KIROKAZE

PR's Tumblrdome
No title available
hello vonnie
No title available
Claire Keane
untitled
The Bowery Presents
EXPECTATIONS
Sade Olutola
ojovivo
macklin celebrini has autism

seen from United States
seen from Saudi Arabia
seen from Brazil

seen from Türkiye

seen from Colombia
seen from Iraq

seen from Colombia
seen from United Kingdom

seen from United States
seen from South Africa

seen from Mexico
seen from Luxembourg

seen from United States
seen from United States
seen from Ukraine

seen from Bangladesh
seen from United States

seen from United States
seen from Venezuela
seen from Argentina
@yakamozzguzelii
Bazen birinin seni anlaması sevmesinden daha önemlidir.
"Boşlukta Hissetmek: İçsel Yolculukta Bir Adım"
Hepimizin zaman zaman "Bu aralar boşlukta hissediyorum" diye başlayan cümleleri olmuştur. Peki, nedir bu boşlukta hissetmek? İç dünyamızın gerçekten boşlukta olması mı, yoksa iç dünyamızın karmaşıklığı arasında kaybolmak mı?
Duygularımız, hissettiklerimiz ve durumlara olan tepkilerimiz bizim için önemlidir ve ne yazık ki biz onlara hiç "neden" sorusunu sormayız. Böylelikle, duygularını tanımayan ve neyi neden yaptığını bilemeyen insanlar haline geliriz. Bu da giderek karmaşık bir hal alır. Ve biz bu duruma "boşlukta olmak" hissi deriz.
İlk kuralımız kendini tanımak ve sonra kendine yakışır şekilde hareket etmektir. Çünkü bir insan, içsel dünyasını anlamadıkça, dış dünyada nasıl bir denge kurabileceğini de bilemez. İnsanın içsel yolculuğu, yalnızca duygularını keşfetmekle değil, aynı zamanda bu duygulara anlam yüklemekle de ilgilidir. İçsel boşluk, bir anlam arayışı, bir kimlik sorusu olabilir. Kendimize sormamız gereken ilk soru şudur: “Bu boşluk bana ne anlatıyor?”
Boşluk, aslında yalnızca bir eksiklik değil, yeni bir başlangıcın habercisi olabilir. Bazen hayatın yüküyle, dış dünyadan gelen beklentilerle kaybolmuş hissedebiliriz. Ama her kayboluş, bir yeniden doğuşun başlangıcıdır. O an hissettiğimiz boşluk, içsel keşif için bir davet olabilir. Bu anı, kendimizi yeniden tanımak ve içsel gücümüzü keşfetmek için bir fırsat olarak görebiliriz.
Sahi iyi mi geceler..
19. Yaşıma girdim ve toz pembe hayatımın rengi solmaya basladı. Mükemmel ailerim reklam filmlerinde, hayal ettiğim o kusursuz aşkın sadece masal kitaplarında olduğu gerçeği bir tokat gibi çarptı yüzüme. Kimsenin kimseyi "gerçekten" sevmediğini, her sevginin altında mantıklı bir neden olduğunu karşılıksız sevginin mümkün olmadığını ailerimizin bile bizi belirli kurallar dahilinde sevdiği gerçeğiyle yüzlestim. Bazı hayallerin bir hayal olarak kalacağını ve aslında hayal olarak kalmasının daha iyi olduğunu anladım. Pamuk şekerleri eskisi kadar sevmediğimi anladım çünkü onları güzel yapan babamın benim için alıyor olmasıydı ama artık büyüdüm ve içindeki sevgi eksikliğini pamuk şekerler vermemeye basladı. Hayat bu kadar acıyken pamuk şekelrin bu kadar pembe ve şekerli olması adil değildi artık bana sadece koca bir yalanı hatırlatıyorlar. Küçükken en büyük hayalim psikolog olup dünyaya iyiliği yayabilmekti. Ancak şuan anlıyorum ki psikologlar dünyaya iyiliği yayamazlar sadece hayatın acısına bulanmış insanların ruhlarını iyileştirmek isterler ve karşılarında oturan her bir insanda kendilerini bulurlar çünkü insan en iyi kendi yarasını tanıyabilirdi değil mi ? Anladım ki biz dünyaya yaşamak için değil ölmemek için geldik. Ben hep kocaman bir çocuktum 8 yaşindaydim ama aslında hep yirmili yaşlarındaydım çunku sevilmek için yaramaz olmamam gerekirdi meğerse sen neyden fedakarlık yaparsan yap bir küçük sevgi kırıntısına değer görülmezmişsin. İşte bu yüzden asıl şimdi gerçek manada büyüdüğümü hissediyorum ve ne tuhaf ki ben artık hiç büyümek istemiyorum küçük bir kız çocuğu olarak kalmayı diliyorum ilk defa.
Tutsak bir şairin göz pınarlarındaki hasret..
O kadar kırılgan, içimdeki çocuk sana inanan...
O kadar naif ki hâlâ, gittiğini anlayamayan..
Senin ışığını söndürüp, karanlığından şikayet edicekler..
19. Yaşıma girdim ve toz pembe hayatımın rengi solmaya basladı. Mükemmel ailerim reklam filmlerinde, hayal ettiğim o kusursuz aşkın sadece masal kitaplarında olduğu gerçeği bir tokat gibi çarptı yüzüme. Kimsenin kimseyi "gerçekten" sevmediğini, her sevginin altında mantıklı bir neden olduğunu karşılıksız sevginin mümkün olmadığını ailerimizin bile bizi belirli kurallar dahilinde sevdiği gerçeğiyle yüzlestim. Bazı hayallerin bir hayal olarak kalacağını ve aslında hayal olarak kalmasının daha iyi olduğunu anladım. Pamuk şekerleri eskisi kadar sevmediğimi anladım çünkü onları güzel yapan babamın benim için alıyor olmasıydı ama artık büyüdüm ve içindeki sevgi eksikliğini pamuk şekerler vermemeye basladı. Hayat bu kadar acıyken pamuk şekelrin bu kadar pembe ve şekerli olması adil değildi artık bana sadece koca bir yalanı hatırlatıyorlar. Küçükken en büyük hayalim psikolog olup dünyaya iyiliği yayabilmekti. Ancak şuan anlıyorum ki psikologlar dünyaya iyiliği yayamazlar sadece hayatın acısına bulanmış insanların ruhlarını iyileştirmek isterler ve karşılarında oturan her bir insanda kendilerini bulurlar çünkü insan en iyi kendi yarasını tanıyabilirdi değil mi ? Anladım ki biz dünyaya yaşamak için değil ölmemek için geldik. Ben hep kocaman bir çocuktum 8 yaşindaydim ama aslında hep yirmili yaşlarındaydım çunku sevilmek için yaramaz olmamam gerekirdi meğerse sen neyden fedakarlık yaparsan yap bir küçük sevgi kırıntısına değer görülmezmişsin. İşte bu yüzden asıl şimdi gerçek manada büyüdüğümü hissediyorum ve ne tuhaf ki ben artık hiç büyümek istemiyorum küçük bir kız çocuğu olarak kalmayı diliyorum ilk defa.
19. Yaşıma girdim ve toz pembe hayatımın rengi solmaya basladı. Mükemmel ailerim reklam filmlerinde, hayal ettiğim o kusursuz aşkın sadece masal kitaplarında olduğu gerçeği bir tokat gibi çarptı yüzüme. Kimsenin kimseyi "gerçekten" sevmediğini, her sevginin altında mantıklı bir neden olduğunu karşılıksız sevginin mümkün olmadığını ailerimizin bile bizi belirli kurallar dahilinde sevdiği gerçeğiyle yüzlestim. Bazı hayallerin bir hayal olarak kalacağını ve aslında hayal olarak kalmasının daha iyi olduğunu anladım. Pamuk şekerleri eskisi kadar sevmediğimi anladım çünkü onları güzel yapan babamın benim için alıyor olmasıydı ama artık büyüdüm ve içindeki sevgi eksikliğini pamuk şekerler vermemeye basladı. Hayat bu kadar acıyken pamuk şekelrin bu kadar pembe ve şekerli olması adil değildi artık bana sadece koca bir yalanı hatırlatıyorlar. Küçükken en büyük hayalim psikolog olup dünyaya iyiliği yayabilmekti. Ancak şuan anlıyorum ki psikologlar dünyaya iyiliği yayamazlar sadece hayatın acısına bulanmış insanların ruhlarını iyileştirmek isterler ve karşılarında oturan her bir insanda kendilerini bulurlar çünkü insan en iyi kendi yarasını tanıyabilirdi değil mi ? Anladım ki biz dünyaya yaşamak için değil ölmemek için geldik. Ben hep kocaman bir çocuktum 8 yaşindaydim ama aslında hep yirmili yaşlarındaydım çunku sevilmek için yaramaz olmamam gerekirdi meğerse sen neyden fedakarlık yaparsan yap bir küçük sevgi kırıntısına değer görülmezmişsin. İşte bu yüzden asıl şimdi gerçek manada büyüdüğümü hissediyorum ve ne tuhaf ki ben artık hiç büyümek istemiyorum küçük bir kız çocuğu olarak kalmayı diliyorum ilk defa.
Kötü bir kabusun içindeyim ve uyku beni esir aldı..
Tüm kırgınlıklarımı bir "neyse" ye sığdırdım..
Tüm kırgınlıklarımı bir "neyse" ye sığdırdım..
Yıldızların hırsızları mi var ?
Söyle buldun mu aradığın aşkı ?
Sana olan kızgınlığım belki geçer ama kırgınlığım nasıl geçicek baba ? Kaybolan çocukluğumun kalbini tamir edebilicek misin? Seni affetmeyi çok isterdim, eğer sende kendini biraz olsun affettirebilmeyi isteseydin. Çünkü ben senden gelicek bir sevgi kırıntısına bile muhtaçtım. Ama artık denizleri versen fayda etmez. Tebrikler sen kazandın.
Öyle kolaysa gel başımdan kaldır at sevdanı..
Anlasilamamak o kadar yoruyor ki... Duvarlara konuşsam onlar bile anlardı beni ama bazen bazı insanlar sağır olmayı seçiyor.