Asıl büyüdükçe tanıyormuşum insanları, tatmadığım duyguları, daha önce hiç dinlemediğim palavraları. Daha çok yaralı kalıyormuşsun büyüdükçe, bu sefekiler küçükken dizlerimde kollarımda oluşan yaralar gibi kabuk bağlayıp bir kaç güne iyileşenlerden çok farklıydı. Kalbimde, aklımda, ruhumda oluşan daha sonrasında asla kabuk bağlamayan yaralardı. Bir ağrı saplanırdı yüreğimin tam ortasına dinmek yok, her acımda daha da artar tüm bedenimi ele geçirirdi adeta. Günlerce ağlayıp sızlanmam hiçbir şeyi değiştirmezdi. Çok ağrıtırdı insanlar, çok ağırlardı yaşattıkları tüm duygular. Keşke hep küçük kalsaydım diyorum geçip yıllarda sıkışan küçük bedenimi anımsayarak. Yine sevmeselerdi beni, ben sevilmemek nedir bilmem ki koşulsuz severdim. Yine yok saysalardı beni, küçüğüm daha ben anlamazdım yine oyunlar oynamak isterdim. Yine ağlatsalardı beni, biraz ağlar sonra kendi kedime tekrardan barışırdım. Yine çelme takıp düşürselerdi beni, tuttuğum bir elle tekrardan ayağa kalkardım. Şimdi büyüdüm işte büyüdü yıllar, büyüdü insanlar. Sevilmediğimde sevemiyor, yok sayıldığımda ise yok sayıyor, ağladığımda öylece affedemiyor, düştüğümde tutabileceğim bir eli geçtim tek bir dal bile bulamıyor, kendim kendimi tutup kaldırıyorum. Küçükken en ufak şeye bile mutlu olurdum da büyüyünce o bile zorlaşıp imkansız gibi geliyor. Büyümek büyük gayretler istiyor. Peki ben büyümeyi istiyor muydum?