sevmeyi denedim, afalladım, afalladım. denedim, olmadı, hiç kimseye inanmadım

No title available
TVSTRANGERTHINGS
styofa doing anything

shark vs the universe

No title available
One Nice Bug Per Day
trying on a metaphor

祝日 / Permanent Vacation

Janaina Medeiros
sheepfilms

titsay
Today's Document
Sade Olutola
Cosimo Galluzzi

Product Placement
$LAYYYTER
KIROKAZE

JVL

@theartofmadeline
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

seen from Malaysia

seen from Germany

seen from United States

seen from Netherlands

seen from Türkiye

seen from Canada
seen from Italy

seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Germany
seen from United States
seen from Ireland
seen from Germany

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Germany

seen from United States
seen from United States
@yildizze
sevmeyi denedim, afalladım, afalladım. denedim, olmadı, hiç kimseye inanmadım
Bir burukluk var. hep vardı. öyle alengirli sözlerle falan anlatmak istemiyorum. bir burukluk var. hep vardı.*
yüzümdeki gülümsemeyle hatırlıyorum geçmişimizi
seni, beni, bizi
sağımda solumda hayali, içimde sızı
gülen gözlerle izliyor eski yazı
sevgi, hatırlamaktır
denk gelişler öylesine rastlantı mı ya da hayatın birbirinizden kopamazsınızı gösterme biçimi mi? yoksa denk gelin ve hiçbir şey olmayacağını görün gibi bi şey mi? sıkıştım kaldım gibi hissediyorum. tepki desen yok. hiçbir şey yapamıyorum hareket edemiyorum.
iyileşmek denilen bu illet tam olarak nasıl yapılıyor? iyileştim deyince insan neden iyileşemiyor? iyileşmek istemediği için mi yoksa iyileşirse her şeyin tamamen yok olacağının bilincinde olduğu için mi?
evet tam olarak bu. iyileşince her şey mazide bir anı olarak kalacak. an içerisinde o hisler o kişiler olmayacak. belki de artık kabullenip iyileşmemin zamanı gelmiştir. evet artık iyileşiyorum. bu adımı bu gece itibari ile tam olarak atmaya karar verdim. affediyorum. seni de affediyorum kendimi de yaşadıklarımızı da. affetmek sözcüğü kulağa kolay gelse de o kadar kolay bir şey değilmiş aslında. ama ben tüm benliğimle inanıyorum ki affettim. affettim ama yeni bir benlikle affettim kendimi ve seni. bazı şeyler kolay sineye çekilmiyor. bu geceki yalnızlığımıza bırakmamız gibi. yalnızlığı yeterince tatmışken doğru değildi benim için. onun için doğru olan senin için her zaman doğru olmazlığın kabullenişi ile bu duruma da kendi içimde saygı duyuyorum. ama bu durum bir şeyleri daha derinden de fark etmemi sağladı belki de. ben benimle birlikte varım ben olmadan biz de olmayız. ve biz kelimesinde artık o benliğe yer yok. hayat acı, tatlı her türlü duyguyu barındırıyor. ben acıdan kaçıyorum aslında. iki türlü durumunda acısını biliyorum. birlikte olduğumuzdaki acı benim için çok daha farklı bir acı. kendime bunu yapmak istemiyorum. çok ufak şeyler insanın hayatına ışık tutarmış ya bu da öyle bi şey. bu geceki ışığım bir sokak lambası. sessizlik içerisinde soğukta yalnız başına ama ayakta da duruyor o lamba.
yeni yıl yeni kararlar deriz ya her zaman bu yıl olan kararım aslında çok önceden verilmiş ancak yerine bir türlü getirilememiş bir karar. hayat insana öyle küçük noktalarla bir şeyler anlatmaya çalışıyor ki. işimize geleni anlamamakta ısrar ediyoruz. işime gelmeyeni anlamayı yavaş yavaş öğreniyorum. bu gece bu soğuk gecede bunu bir kere daha kabullendim.
özlemek her şeyi çözmüyor. çünkü özlenilen asıl şey ne? bir kişiye değer verebilirsin hatta onu sevebilirsin ama sevgi yeten bir şey değildir. sevgi aynı zamanda birbirini üzgün ya da kırgınken bırakmamak yanında durmaktır. bu durumdan yalnız düşünmeye uzaklaşmak değil. elbette insanın yalnız kalması gereken zamanlar vardır. bu zamanlar sorunların olduğu ya da yanlış anlaşılmalara müsait zamanların olduğu zamanlar kesinlikle değildir. dinlenilmesi gerekir insanın. özellikle iletişime kendini tekrar açtığı bir nokta varsa. ama o noktada da elleri boş hissediyorsa insan oradan uzaklaşmaya hakkı var demektir. bazen öyle detaylar vardır ki tüm güzel şeylerin ya üstünü örter ya da tüm kötü şeylerin üstünü karalar. kötü şeylerin üstünü iyi şeyler olunca örtebileceğimize inanıyorsak, güzel şeylerin de üstünü kötü durumlar yaşanınca örtebiliriz. kötülüğü adlandırmak insandan insana değişen bir olgudur. yaşadığın, hissettiğin durumlarla değişir. hiç kimse bir diğerinin ne yaşadığını bilemez. yorum da yapılmamalı o yüzden yapılan hareketlere. yorum yapma hakkı sadece ne olursa olsun yanında olan insanlar için geçerli olan bir hak türüdür. zaman zaman yanında olanlar için kesinlikle geçerli değildir. yanında olmak kavramı da lafla ya da fiziki olarak olmaz. tüm güzel şeylerin hatrına der insan bazen bi şeylere adım atarken. ben de şimdi yaşadığım tüm güzel şeylerin hatrına diyerek adım atıyorum hayatımda bir son ve başlangıca.
söylenecek bir sürü sözden sadece biriyim
o da gitmeliyim
durmamalıyım bu yerde
kendimi yalnız, yanlış hisettiğim bu sende
gitmeliyim, kalmamalıyım bu döngüde
denememeliyim artık olmayacakları
sevmemeliyim artık bu dışlanmışlıkları
incitmemeliyim artık çığlık çığlığa olan yangınlarımı
gitmeliyim.
-yildizze
böyle yalnız kalınmaz
dönme sakın ardına
bırak kendini rüzgarlara
götürsün seni çok uzaklara
ben gerçekten çok kötü hissettiğim bir dönemden geçiyorum aylardır, kimsenin ruhu duymadan
insanın kendisini anlamadığı anların olması çok can sıkıcı bir durum değil mi? hem istiyorum hem istemiyorum bazı şeyleri. dün istemiyorken şu an onun dizine yatıp birlikte dizi izlemek istiyorum mesela. bu ikilemler benim sonumu getirecek gibi hissediyorum. birine çok alışmak hiç iyi bi şey değil. yokluğuna alışmak bi o kadar zor oluyor çünkü.
içimdeki boşluk hissi nerden geldi ki yine? tarih tekerrürden mi ibaret gerçekten
içimdeki şeyler yine sadece benimle birlikteler
son birkaç gün beni bi zorladı sanki. her yerden bi anı bi hatıra hatta bi işaret fırlıyor gibi. neden her yerdesin ya da her yerimdesin?
her şey bittiğindeki hareketler insanın kişiliğini belirleyici noktalarmış derler ya… bi de bir şeyi bitirmeye çalışırken o yol zorluysa karşındakine benzersin derler. ben bundan korka korka bunu yaşadığımı hissettim. saygımı kaybettim. uzun bi süre çabaladım bunu kaybetmemek için ama sonunda yenik düşüp kaybettim.
ilk önce sevgi sonra da saygı kayboluyormuş. 2. sini her şeye rağmen kaybetmemeyi isterdim.
bazen hayatta eskiden istediğiniz şeyleri artık istemediğinizi fark edersiniz. bi şeyler yaşamış ve eşik noktanızı geçmişsinizdir. o noktayı geçeli aslında uzun zaman olmuştur ama fark etmek bazen oldukça zaman alabilir.
benim de tam o fark ettiğim noktayı geçeli bir süre oldu. aslında çabalarken insan kendisinden fazlasıyla şey götürüyormuş. yavaş yavaş kendisini eksiltiyormuş ama bi yandan da yerine başka şeyler katarak bir bütün halinde kalmaya devam ediyormuş. ben de farklı bir bütünüm artık. insanı o ana getiren de yaşadıkları ya da yaşayamadıkları aslında.
zamanla her şeyi daha iyi öğreniyorsun. sevmeyi, sevilmeyi, mutluluğu, hüznü… ama en çok da bunları nasıl yönetebileceğini öğreniyorsun.
önceden çok sevdiğinin birini ya da bir şeyi artık sevmeyebileceğini öğreniyormuş insan. ben bunu ilk yaşadığımda çok şaşırdım sanırım. sevdiğim şeyi hep seveceğim sanıyordum ama öyle olmuyormuş. sevmeyi de bırakabiliyormuşuz. zor oluyor yoruyor ama bitebiliyor insanın içindekiler.
karışık gibi gözüken garipli yazımın sonu :)
ne böyle senle ne de sensiz…