your blog sucks
you should see my life

❣ Chile in a Photography ❣
occasionally subtle
No title available

Kiana Khansmith
NASA
Alisa U Zemlji Chuda
Not today Justin
i don't do bad sauce passes
almost home
Cosmic Funnies
Xuebing Du
Misplaced Lens Cap

izzy's playlists!
noise dept.
I'd rather be in outer space 🛸

blake kathryn

Product Placement
Show & Tell
No title available
Three Goblin Art
seen from United States

seen from Germany

seen from Indonesia

seen from United States
seen from India
seen from Brazil

seen from United States

seen from United States

seen from Australia

seen from United States

seen from United States
seen from Singapore
seen from Mexico
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Netherlands
seen from United States

seen from Canada

seen from Türkiye

seen from United States
@9tnstuff
your blog sucks
you should see my life
”kaç kere yaptım bu konuşmayı biliyor musun sen? kaç kere geçtim böyle karşına. sorular sordum, bir de cevaplarını verdim. senin yapman gereken kaç tane şeyi ben kendim yaptım, biliyor musun sen? teşekkür etmeye geldim sana. sağ ol. iyi ki yoktun yanımda. çok çağırdım seni. çok affettim seni. çok yalvardım sana. iyi ki yoktun yanımda o zamanlar. çok bekledim seni. dünyanın her yerinde, saçma sapan zamanlarda. şimdi gelecek, şimdi sarılacak, şimdi, şimdi.. iyi ki gelmedin. iyi ki gelmedin o zamanlar. çünkü şimdi hiçbir şey hissetmiyorum. çünkü şimdi sen, benim ailem değilsin artık. baba..”
bu konuşmayı tek başına, ramiz’e bakarken büyük bir kararlılıkla yaptı azad. ardından, arabadan çıkıp da karşısına geçtiğinde sözcükler boğazına dizildi, bir cümleyi bile tamamlayamadı hıçkırmaktan. “iyi ki yoktun” diyemeden kendisini ramiz’in kollarında buldu. baba, biraz da böyledir işte. yürek yakıcı sahneyi buraya iliştiriyorum. https://www.youtube.com/watch?v=JgsFgYFfnl8
delirdiğinizi yutkunun. yerlere tükürmek yasak.
“giderek siz oluyorsa bütün bir kalabalık
yüzünüz yüzlerine benziyorsa,
giysiniz giysilerine
ansızın bir hastanın
kendini iyi sanması gibi
gücünüz yetse de azıcık bağırsanız
bir yankı: durmadan yalnızsınız
durmadan yalnızsınız.”
tragedyalar, edip cansever
yalan olsalar yalanı seveceklerimiz ve diğerleri
büyümenin bir bedeli varsa işte bu,
yarım metre uzadım,
yirmi kilo aldım ve dünyadan vazgeçtim.
birini sevmek, onu yaratıcının kastettiği şekilde görmektir der dostoyevski.
“yasemin, ben hayatımın bir yerinde takıldım kaldım. ordan bir santim ileri gidemiyorum. sanki o noktada hayatım durdu. bir kapana kısıldım. çabaladıkça daha çok batıyorum. kendi kendime çözmeye çok çalıştım ama olmadı. hatta daha da kötü oldu. senin yardımın olmadan bununla baş edebilmem mümkün değil. bunu artık anladım. bize ne oldu yasemin? o zamanlar birlikte olamayacağımızı çok iyi anlıyorum. son konuşmamızda bana bunu çok iyi izah etmiştin. ama bekleyebilirdik. yıllarca bekleyebilirdik. kim bilir belki günün birinde birlikte olabileceğimiz bir imkan bulabilirdik. buna değmez miydi?”
6
öptü beni:”— bunlar, kainat gibi gerçek dudaklardır,” dedi. “ bu ıtır senin icâdın değil, saçlarımdan uçan bahardır,” — dedi. “ister gökyüzünde seyret, ister gözlerimde: “körler onları görmese de, yıldızlar vardır” — dedi.
''sen silahını düşmanlarına çevirip hep dostlarını vuracak bir adamsın. sen seni aile bilenleri ailesiz bırakacak bir adamsın.''