Sarmaşıklar bütün bedeni ele geçirirken koşmaya çalışmanın zorluğu, büyük bir taşın yüküyle dağa tırmanmak gibi. Siyah törpü, ruhumun kirli derilerini yere döküyor. Her şey birbirine girmeye başlıyor; jiletin kollarımda bıraktığı izler ruhumu hasta ediyor. Akan kanları peçeteyle temizliyorum. Ayıcığıma sarılıp kesik bileklerimle yavaşça uyuşuyorum. Her zaman ölümde bir özgürlük hisseden taraf olmuştum.
Benimdin... Sadece benim, değil mi? Eskiden ittiğim her şeyi geri istiyorum. Aç gözlülüğün korkulu gözüyüm. Lanetlenmiş ruhumla senin olmaya çalışıyorum. Şık bir saat aldım bugün, seni hatırlatıyor bana. Ne kadar romantiktin ona karşı; hep sizin yaşadığınız gibi bir aşkı istemiştim küçükken, henüz hiçbir şeyi anlamazken dahi. Böyle hikâyelere şahit olmak pek gelmez insanların başına. Siz birbirinizi erkenden kaybettiğinizde anlamıştım bunu. Belki de aile soyumuz lanetlenmiştir. Senin ölmen etkilemedi bu yüzden bizi, siyah saçlı kadın dışında, çünkü biliyorduk; gittiğin yerde seni bekleyen birisi vardı.
İlk saçımı saklarken koyduğun sandık parlıyor. Onu kanımla süsleyeceğim, böylece bu ayin tamamlanmış olacak. Belki de Osamu Dazai gibiydim bir başka evrende. Onunla benzerliklerimi gördükçe bir o kadar nefret ettim bu saçmalıktan. Çünkü kendi depresifliğimi görmek, beni aciz hissettirmekten başka bir işe yaramıyordu.
Umarım bir gün rastgele bana soru sormak yerine, rastgele cevaplar verirsin. Sevilmek istediğin kadar ben de sevilmek istiyorum ve sen şimdi bunu ne kadar istediğimi test ediyorsun. Bencillik yapamam ama hayatına giren diğer kızlar gibi de olmak istemiyorum. Yanlış yerde mi arıyorum cevapları, bilmiyorum. Açıkçası cevapları aradığım dahi söylenemez.
Beyaz saçlarından parmaklarımı geçirirken esen hafif rüzgâr, mırıltınla birlikte beni sakinleştiriyor. Keşke kaçmayı bırakabilsem. Kanıyorum; kalbimden, bedenimden, ruhumdan... Ölmek için değil, bulunabilmek için. Ve bulan kişinin sen olmanı istiyorum; ama sen istiyor musun?
Sarmaşıklar bedenimi sararken buradan çıkmayı isteyip istemediğimden emin değilim. Birçok şey geçerken bedenimden ruhuma, özümsüyorum her şeyi. Aynada gördüğüm çift yüz bana ait. Etrafım dönerken odaklanabildiğim tek şey yerdeki karıncalar. Midesi bulanınca dahi kusamayan bir insanın her zor durumda kaçacağı kimin aklına gelirdi?
Yaşamak istemiyorum yine aynı şeyleri. Herkesin bir sırrı vardır ve benimki de mezara gidecek. Belki bunun sebebi de lanetli olmamdır. Eğer sebep buysa,lanetlenmek,rahatlayacağım. Çünkü bu, yaşananların benim suçum olmadığı anlamına gelirdi. "Biliyorum, senin suçun değil"* demiştin; ama nasıl bundan bu kadar emin olabilirsin? Seni terk ettiğim özür diğerim. Sanırım kaçmaya o kadar alışkınım ki seninle de yüzleşmek istemedim.














