- Ne oldu neden sustun?
- Şşş, sen de sus hadi.
- Ne oldu ama?
- Geçmişi hatırlamaya çalışıyorum
- Neden? N'apıcaksın hatırlayıp?
- Şöyle bir bakacağım, gücümü hatırlamak için.

Jar Jar Binks Fan Club
d e v o n
Not today Justin
occasionally subtle
EXPECTATIONS
$LAYYYTER
Mike Driver
The Stonewall Inn

#extradirty
he wasn't even looking at me and he found me

ellievsbear

bliss lane
★
I'd rather be in outer space 🛸

Game Changer & Make Some Noise
Interview Vampire Daily
Cosimo Galluzzi

Andulka

if i look back, i am lost

roma★
seen from United Kingdom
seen from New Zealand
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Brazil
seen from United States
seen from Bangladesh

seen from France
seen from Canada

seen from Russia
seen from Argentina

seen from Türkiye

seen from United States
seen from United Kingdom
seen from Peru
seen from Brazil
seen from United States
seen from United States
seen from United States
@acemiozgur
- Ne oldu neden sustun?
- Şşş, sen de sus hadi.
- Ne oldu ama?
- Geçmişi hatırlamaya çalışıyorum
- Neden? N'apıcaksın hatırlayıp?
- Şöyle bir bakacağım, gücümü hatırlamak için.
Denizde kulaç atmaktan yorulan Çiğdem durgun sularda sırt üstü de yatamayınca, bir adaya attı kendini. Sonra meğer ada da yokmuş ki! Saf Çiğdem yüzmeye devam etti.
durma
Hikayemin bu kadar acıklı olacağını düşünmezdim hiç.
Onun klavye tıkırtılarını duymamak için son seste açtım müziği. Parmaklarımı deli gibi vuruyorum tuşlara. İnsanlar böyle böyle dinliyor vurdulu kırdılı şarkıları.
Böyle zamanlarda öyle bir dövünme isteği oluyor. Duvarları, onu, diğerini dövemiyorsun. Kendini vursan acın son bulacak da yaşam da öyle bir şey işte sevgilin gibi. bırakıp gidemiyorsun. eski sevgili olacaktı pardon.
Alışmak lazım bu kelimelere eski,anı,geçmiş
di'li zamanlar, mış'lı gerçekler..
hepsine alışmak lazım teker teker.
hayat çevrendeki tüm o insanlar gibi toz pembe yaklaşmıyor ki sana aç gözlerini bak. o adam senin elini bırakan ve suçlayamazsın da eskimiş duyguları havaya karışan bak. bir başkası ona ellerini uzatan aç gözlerini aç ve bak belkilere, keşkelere, toz pembeliğe vurma aklını önünde sonunda olup olacağı bu kadar senin yazdığın bir harf için arkasına bir nokta daha koyuyor hayat kaderin seni mutlu etmeye gelmedi bu dünyaya aç gözlerini aç ve bak dinle, dinle o tıkırtıları gülüşmelerini dinle, uzaklaşan ayak seslerini giderken aldığın kokusunu ama son bir kez bile bakma ardına hayalini bile kurma kopart o umudunu o artık yeşilliklerini sarartan ölü bir dal çekip at gitsin son bir kez bile bakma arkana.
Birikenler (gatto) .2
Gatto konuşuyor,
- Ayrıldıktan sonra ikinci günde unutmuştum onu.
- Hala bahsediyorsun ama ondan?
- Yoo, unuttum bitti gitti... Ne yani, şimdi bunu söyleyince şey mi diyeceğimi sandın: "Aa evet ya unutamamışım!" ... Unuttum abi, bu kadar kolay işte.
-... (Bence unutmamışsın)
Bu diyaloğun hemen ardından benimle ilgili şu yazıdaki (http://acemiozgur.tumblr.com/post/82091680686/birikenler-gatto) cümleleri sıralamıştı Gatto.
Ben onunla ilgili tespitleri kendimden emin olmayarak, onunla aynı şeyleri yaşamamışken konuşmanın pek adil olmayacağını düşünerek yapmıştım. Oysa paldır küldür çarpıveriyordu cümlelerini yüzüme.
Yağmur hafif hafif attırırken birden sağanak başlayıverir ya, işin bütün keyfi kaçar, insan bir an önce sığınacak bir yer arar. Heh Gatto ile "bana dair" konuşmak böyle bir şeydi işte.
Oysa ben onun acılarını uyandırmamaya çalışacaktım. Parmak uçlarımda gireyim diyordum evine, belki yaraları vardır.
Olup olan da şu: adamın kapı girişindeki muz kabuğuna basıp kaydım.
Beni beklentileri tavan yapmış, o nereye dese ne zaman dese gidecek, gel-git zekalı (bunu ciddi ciddi söylemişti) olarak gördü, acımasızca eleştirdi, ve bunu bile öyle bir yaptı ki, oo! dünyanın en haklı adamıydı!
Bu olayları hala neden mi hazmedemiyorum? Çünkü galiba aşka bakış açım bu. Aşk, ilişki, birliktelik, oyun,.. ne deniyorsa işte..
Benim gözümden bakınca oyunda bir galip bir de mağlup var. Bir ezen bir ezilen, bir mahcup bir utanmaz, bir çocuk bir yetişkin.. Ve ben ezilen, mahcup çocuğun olduğu kefeye koyuyorum kendimi. Bu durumun Gatto ile bir ilgisi de yok biliyorum. O ne derse desin, onun dediklerini anlamak benim seçimim.
İstesem bu ortak oyunda bir kraliçe de olabilirdim.
Acısını çekmenin yanında mutlu da olabileceğim bir aşk için belki de hayatıma giren erkeklerden çok, kendimi değiştirmeliyim.
self-conversation .2
Arayıp özledim deyince totosu arşa değecek adamı ben şimdi nasıl arayayım?
Hahha! Aramayayım da burnu sürtsün, özlesin, gebersin dediğim adamı ne kadar seviyor olabilirim?
Bu adama o kadar da güvenmiyor olabilir miyim artık?
Gatto ile oyuna devam ediyoruz. Son mesajında bir soruma yanıt verirken kullandığı "Çiğdem hanım." ifadesi ile oyuna yeni bir boyut kattı arkadaş. Oyundan çıkmak istemiyorum, galiba ben hiçbir şartta oyunlardan çıkmak istemedim hiç. Birilerinden vazgeçememek unutamamak gibi alışkanlıklarım bundan olabilir.
Oyun türk dizileri gibi uzadıkça uzayabilir benim için. Bir gün sevgili oluruz, beceremezsek dost kalırız, zor anlarda sarmaşırız. O sarmazsa düşman olur; ben sarmazsam o sapık olur. Eğlenceli oluruz, "iyi böyle" oluruz, falan falan. Olur da oluruz.
Kimse bu kadar uzun süre oynamaz benimle. Doyumsuzum çünkü, o yüzden duygu değil ama adamlar değişiyor kalbimde. Falan falan.
Tespitleri bir kenara bırakalım, benim psikanalizim için okumuyorsunuz bu yazıyı.
Gatto'yu özledim. Yani bir arasam fena olmaz diyorum. Ama normal biri değil ki karşımdaki. Sarhoş megalomanın biri. En azından bana karşı. İşte soracak olursanız, bu kadar yazana kadar git ara be kardeş diyecek olursanız. Bundan aramıyorum. Ve arayamayacağım için yazıyorum. Bu son cümleyi anlayan çıkar bak.
ÖptümÇiğdem
bir adamı "kaymaklı ekmek kadayıfım" diye sevmek var!
Bazı şeyleri çok isteyince olmuyor. Az isteyince de olmuyor. Bazı şeyler galiba olmuyor.
boşuna acemi özgür demiyoruz..
Yağmur yağıyor, dışarıda hava buz..
Ve ben arabanın birinde, evimin önünde, eski sevgilime yazılıyorum. tekrar tekrar..
-Sen hiç özlemiyor musun?
-Hatalar oldu biliyorum, ama, yeniden denenebilir?
-Ben artık o insan değilim, değiştim ben!
-Aman iyi tamam be, istemiyorsan istemiyorsundur!
-Gitmesen olmaz mı ya?
-Of tamam hadi defol, öleyim de kurtul inşallah..
Geniş bir duygu yelpazem var, ne diyeyim.. Yarım saat içinde adamı ikna etmek için atmadığım takla kalmamış. Tek amacımsa yalnız uyumamak. Ölesiye korkunç bir şey çünkü yalnızlık. Darth Vader'ın oğlu olduğunu öğrenmek gibi, içindeki karanlıkta boğulmak gibi bir şey. Yalnızlık cıs.
Aradan zaman kavramını unutturacak kadar çok ay geçmiş, şimdi "çocukken oynadığım oyunlar" kategorisinde hatırlıyorum o dönemleri.
Sert olmasına sertti, ama ayrılık dedikleri ağda yaptırmak gibi, yaklaşan tehlikeyi bilirsin, ama zamanı da gelmiştir hani, koşulları ayarlayıp yüzleşmen gerekir, o sedyeye yatılacak ve belki tanıdık belki ilk defa gördüğün o acı yaşanacak. Sonradan vücudundaki kızarıklıklara bakacaksın ve belki de panik olacaksın. Özellikle ilk deneyimlerde. Ama göreceksin ve daha sonrakilerde de bileceksin ki, geçiyor. Paniğe gerek yok. Hatta zamanla geçeceğini ezberleyeceksin.
...
-Beni bi' rahat bırakır mısın?
-Hım. peki.
Olay bir barda geçiyor. Yüksek sesin, alkolün, sigaranın ve bolca "sarhoş samimiyetinin" olduğu bir yerde.
Ne diyeyim? Gideyim mi? Yüzümü çevireyim bakalım ne yapacak? Konuşmasam gelip konuşur mu? Diğerleri duymuş mudur? Öyle mi? Böyle mi?
Gatto sarhoşun teki çıktı. Ve içmesine de gerek yok aslında. Adamın damarlarında dolaşıyor alkol. Kalbi bira pompalıyor, elinde ayaklarında şaraplar dolaşıyor, iç organları tekila shot ile besleniyor.
Gatto bir çocuk gibi, hani, mahallede oyun oynarken birden ÇAT diye tokadı geçiren çocuklar olur ya, neye uğradığını şaşırırsın. Onlardan. Veya güzel güzel evcilik oynuyorsunuzdur, sonra birden evin içini tır girmiş gibi dağıtıp anlamsız cümleler sıralayarak koşup uzaklaşan, muhtemelen sokağa 'top oynamaya' çıkan çocuklardan.
Her ilişkide, "yanlış yapıyorsun" denilen bir an geliyormuş anladım.
Yanlış yapıyorsun, hadi in artık şu arabadan ve bu adamı arama bir daha.
Yanlış yapıyorsun, gitme onun evine. Bırak artık bu işin peşini.
Yanlış yapıyorsun, konuşma onunla, arkadaş kalamayacaksınız belli.
Yanlış yapıyorsun, gece yarılarına kadar gezme onunla sokaklarda.
Yanlış yapıyorsun, bir deli fişeğin peşinde harap etme kendini.
İnsanın kendisini karşısına alıp, "DUR" dediği anlar varmış ilişkilerde. Ama bunu öyle 'gurur'culuk, 'ben aramayayım önce o arasın'cılık manevralarıyla karıştırmayalım.
Bu ciddi bir an. Annenin balkondan çocuğunu çağırması gibi değil de, sokağa inip "bak üstün başın tozlanmış; hadi eve gidip üstümüzü değiştirelim" demesi gibi bir an.
Belki de öyle anları dikkate almak gerek. Belki de, uslu çocuk olduğumuzdan veya kuralcılıktan değil de, gerçekten yorulmuş olabileceğimizi görerek eve girmek gerek. Sonradan tekrar sokağa çıkabileceğimizi de bilerek ama. Bize "DUR" diyen kendimizle kavga etmeden, hatta belki "zaten akşam oldu, yarın sabah tekrar çıkarım" diyerek.
Çok fazla sıfata gerek yok, sadece o an öyle istediğimiz için. Dinlenmek için belki bazen eve girmek gerek.
Bazı şeyler tam zamanında gelir ve bazıları da tam zamanında gider.
Instantly connect to what's most important to you. Follow your friends, experts, favorite celebrities, and breaking news.
bazı anları unutmamak lazım
ben: o zaman elimin tutmanın bir amacı var mıydı?
Gatto: bir amacım olsa hala elini tutuyor olurdum değil mi?
(uzun sessizlik)
ben: bak o zaman, bir kızın kalbine gir, hayatına gir, evine gir, yatağına gir; ama nedenini bilmeden elini tutma olur mu? bazen diğerlerinin hiçbir önemi olmuyor çünkü; ama el önemli. bir daha bir kızın elini tutmadan önce iyi düşün.
Bu konuşmadan 10 gün sonra tekrar elimi tuttu salak. Sonra fark etti özür diledi. "Pardon.. Unutmuşum"
Bu sefer ben hazırlıklıydım ama, unuttuğunu biliyordum.
Sen fark etmeden olacak hepsi. En dibe vurduğun anda, ya da çıkmaya çalışırken belki. Kabustan uyanır gibi olacak. Ve evet, ben bilgisayar çağında defterlere yazı yazan bir kızım. Baharın ortasında, savaş alanında, aşkı arayanım.
Tüm bu şarkılar bir insan için değil, bir duygu için yazıldı. İnsanlar gelip geçti, duygular baki kaldı.