Rabbi innî limâ enzelte ileyye min hayrin fakîr.
One Nice Bug Per Day
Not today Justin
noise dept.
YOU ARE THE REASON
NASA
art blog(derogatory)
No title available
Interview Vampire Daily
Doug Jones

gracie abrams
The Stonewall Inn
The Bowery Presents
No title available

blake kathryn
Cosmic Funnies
tumblr dot com
$LAYYYTER
RMH
No title available
KIROKAZE

seen from Germany
seen from United States
seen from Argentina
seen from United Kingdom

seen from Australia

seen from Germany

seen from United States
seen from United States

seen from Germany
seen from United States
seen from China

seen from Singapore
seen from France

seen from United States
seen from Bangladesh

seen from Türkiye
seen from Slovakia
seen from United States
seen from Germany

seen from Netherlands
@aidiyetsiiz
Rabbi innî limâ enzelte ileyye min hayrin fakîr.
Bu gün, daha doğrusu son bir kaç saattir düşündüm. Hâlen düşünüyorum. Ben kimleri affettim, kimleri affetmedim veya affedebilir miyim affedemez miyim.. Düşündüm, düşünürken ilmek ilmek ördüm örgümü. Onu örerken düşüncelerimi de ördüğümü fark ettim. Va hâlen düşünüyorum, ben neyi neden affetmeliyim veya neyi neden affedemem. Düşünüyorum.
birileri tarafından farkedilmek isterken herkes tarafından bir bir terkedilmişsin. senin evinde artık hiç sabah olmuyormuş ve hep soğukmuş.
Sevgili kendim, nasılsın?
Saçları uzun kadınlara iyi bakın. Saçları kısa olan kadınlara daha iyi bakın.
İçinde koca depremler yaşanmış, sen tonlarca enkazın altında kalmışsın ama sana bakan herkes gülümsemenin güzelliğiyle karşılaşıyor.
Yaşarken anlamadım ama şimdi bakınca kendime,diyorum ki; “sen bu kadar şeye nasıl sabrettin.”
Affetmek unutmak demektir.
Fark ediyor musun baba, aynı sofraya oturmuyoruz artık. Aynı odaya sığamıyoruz. Tek kelime etmiyor, göz göze gelmiyoruz. Sanırım birbirimizde yavaş yavaş ölüyoruz.
Günün sonunda dönüş yine Mualla'ya oluyor. Sıkıntı.
Kalbimden dökülüp dilime düşecek nice cümleyi yutuyorum. Ağzımdan kan damlıyor.
Kimsenin bilmediği bir haldeyim, derdim sabrıma hayran..
Şiir yazmak istesem kendime olan güvensizliğim devreye girer ve utanırım kelimelerimden. Şiir yazmak istesem şiir okurum hep. Şiir sayılmaz bu da zaten, ben kim şiir yazmak kim. Düz yazar, eğri yaşarım. Ki yaşananlar hep yazılanlar kadar kolay da olmaz ya, neyse işte. Şair mi doğulur şair mi olunur derseniz, bunun sonradan olabileceğine pek inanmam. Bu yüzden şiir yazanların hep bir sıfır önde başladıklarını düşünürüm. Düz yazarım ben, dümdüz içimden geldiği gibi, süslü kelimelere sığınmadan. Çırılçıplak sererim tüm duyguları, bu yüzden de az yazar az konuşurum çoğu zaman. Çünkü duygularım çıplaklığıyla ortadayken pek de güvende sayılmazlar de mi? Bu gün oturdum, şiir yazmak için uğraştım. Duygu desen var, kelime desen dağarcığı geniş. Kafada çok güzel cümleler birikiyor ama konu yazmaya gelince böyle bir şey ortaya çıkıyor. Karmaşık, dağınık ve anlaşılması güç.
Yeni bir hobi edindim ama nasıl güzel.
Tumblr'da eski ve terk edilmiş hesapları incelemek kadar kafa güzelleştiren bir şey bulamadım henüz. Hele bir de geceleyin yapınca
Hafif bir rüzgar essin ve kokun uzaklardan bana gelsin. Pencerem açık, kokun odama dolsun. Hafif bir rüzgar essin, kokun burnuma dolsun ve ben bildiğim her şeyi unutayım. Gecenin bir vakti güneş vursun camlarıma. Kokun gelsin ve sen dol odama. Sen dol içime.
Kırmızı Oda'ya başlamakla iyi mi ettim kötü mü hiç bilmiyorum