Neye ihtiyacım var bilmiyorum ama anlayış dolu bir sarılış fena olmazdı sanırım.
seen from Germany
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Germany
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Germany

seen from United States
seen from Italy
seen from United States
seen from Kazakhstan

seen from United States
seen from China

seen from Türkiye
seen from Switzerland

seen from Türkiye
seen from United States
seen from United Kingdom
Neye ihtiyacım var bilmiyorum ama anlayış dolu bir sarılış fena olmazdı sanırım.
Ben, aynı ben ama içimde bir şeylerin yeri değişti.
Saçlarına nasıl kıyabildin dedi, bilmiyor başka şeylere kıyabilme ihtimalimi.
İsmi tarafından terk edilmiş bir şehir gibi yüreğim.
Deli gibi uykum var, deli gibi ama uyuyamıyorum işte. İnsan insanı uykusundan eder mi, bu hangi vicdana sığar lan.
İnsan ait olmadığı yere mahkûm edilmemeliydi oysaki. Sahi, ait olduğum yer neresi?
Çocuk benliğine zehir gibi yayılmıştı şüphe, ta o zamanlar farkındaydın aslında şüphenin tek gerçek olduğunu. Dilinden düşmeyen, anne beni seviyor musun, lafları ve duvar diplerine sinmiş bekleyen suskun sen. Ta o zamanlar yaşatmış Tanrı sana, şüphe duyduğun her şey gerçektir. Çocuk benliğin ve sen, sevgiyi şüphe kuyularından çekip çıkarmak istercesine, sanki sen dillendirdikçe isteğin gerçekleşecekmişçesine, hiç bıkmadın çocuk. Küçük boyunla kocaman bir inat taşıyordun boynunda. Görecekler, duyacak belki, belki seveceklerdi. Kaç yıl geçti, kaç ömür biçildi o çocuğa, inadın boynunda yük oldu, boğdu seni. Elinde hüsrana uğramış bir çocukluk ve duygusuz bir kalp kaldı. Oysa ki söz vermiştin kendine, asla ama asla benzemeyecektin seni duvar diplerinde ağlatanlara. Boyumuzdan büyük laflar etmişiz çocuk, altında ezildik.
Sanırım artık kabullendim anne, teşekkür ederim.