"yüzün bu âlemmiş de sanki, davud sana gelmiş, musa sana, isa sana."
One Nice Bug Per Day
Lint Roller? I Barely Know Her

pixel skylines
Peter Solarz
DEAR READER
Stranger Things
hello vonnie
$LAYYYTER

@theartofmadeline

No title available

❣ Chile in a Photography ❣
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Game of Thrones Daily

Origami Around
Jules of Nature

JVL

blake kathryn

izzy's playlists!
I'd rather be in outer space 🛸
Sade Olutola
seen from United States
seen from United Kingdom

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Australia
seen from Kenya
seen from United States

seen from Japan
seen from Australia

seen from Germany
seen from United States
seen from Türkiye
seen from India
seen from Switzerland
seen from Mexico

seen from United States
seen from Belgium

seen from United Kingdom
@cokuzaklar
"yüzün bu âlemmiş de sanki, davud sana gelmiş, musa sana, isa sana."
geceye bir alıntı bırakır mısın?
"birisinin hüngür hüngür ağlayarak kurduğu bir cümlenin, hiç kimsenin gönlüne değmemesi kadar canım yandı o gece. sonra, gırtlağımda yüklemi olmayan bir cümle ile eve döndüm. insan aptal olduğunu öğrenince eve döner hep."
"kapısında yıllarca beklediğim evden geriye dönerken, bir başkasının kapıyı ilk çaldığı anda eve girişini görmüş kadar canım yandı o gece. sonra bir patikada kendimi bulup, düzlükte tekrar kaybettim. Birçok kere veda ettim, gidemedim. istenmediği ilk yerden, eve dönmeli insan hep."
"ne kâbustu ama. sonra bir akşam aniden bitti. saat sekizde onu seviyordum, saat dokuz olduğunda varlığına bile dayanamıyordum; iyileşmiştim."
bir gece sabaha karşı uyanıyorsun. duvar sana bakıyor sen duvarı anlıyorsun. bir gün bir çocuk gülümsüyor, tanıyorsun. karşına bir şarkı bir şiir çıktığında gırtlağına bir şey duruyor yutkunamıyorsun. gitmekle bitiyor zannediyorsun ya bitmiyor işte.
“demem o ki oğlum mehmet, aynı otobüsteyiz belki ama yan yana koltuklarda da değiliz artık seninle”
bu yeryüzünde kavuşmak zor üstelik sen de istemiyorsun beni
sarhoş değilim ben kafası böyle bi kızım
hiç kimseye bir şey anlatmak istemiyorum. hiç kimseyi anlamak, hiç kimsenin ardından ağlamak, hiç kimseyi anladığım için ağlamak istemiyorum. duvarlara çarpa çarpa, duvar olan ben oldum artık.
balkonda otururken, uzun süredir her şeyi düzeltmeye ve iyileştirmeye çalışmaktan yorulduğumu fark ettim. karanlığa uzun uzun baktıran bir yorgunluk bu. artık ne olacaksa olsun, ben başaramadım.
sen bilmiyorsun ama ben bunlarla yaşadım. sen bilmiyorsun ama ben senin kirpiklerinin dizilişini, gözlerini kırpışını, bakışını, gözlerini devirişini, hep kıpkırmızı dudaklarını ezbere biliyorum. sen bilmiyorsun ama ben senin ellerini biliyorum, hep sol eline taktığın saatin bileğine bol geldiğini ve saati görmek için bileğini nasıl sağa sola salladığını biliyorum. sen bilmiyorsun ama ben senin kalem tutuşunu, telefon tutuşunu, bir şeylere tahammülün yokmuş gibi ellerindekini fırlatışını ezbere biliyorum. sen bilmiyorsun ama ben senin ayakta dururken birden sağ ayağını ileriye uzattığını ezbere biliyorum. sen bilmiyorsun ama ben senin elini yanağına nasıl koyduğunu bile, ezbere biliyorum.
sen bilmiyorsun ama ben senden sonra ağır aksak bile ilerleyemedim. ayakta olmak, ayağa kalkmak, iyileşmek değilmiş, seni silmek kalbimi ellerimde parçalamak gibi hissettirdi. bin kere düşündüğüm şeyi bir kere düşündün mü, bin kere aynı düzlükte düştüğüm şeye bir kez olsun tökezledin mi. bir kere olsun, var sandığım merhametin bende hiç devreye girmedi mi. yanlış anlama iyi ki böyle olmuş, sanmadığım bir adam oluşun beni kahretse de, iyi ki olduğunu sandığım bir adam olmamışsın. ama yine de çektiğim cefanın virgülüne değseydin. keşke sen ben de kapanmayacak yaralar açmış ve böyle de rahat hayatına devam etmiş olmasaydın. keşke sen biraz merhametli olsaydın. keşke sen biraz adam olsaydın.
Bir gün bana seni soracak olurlarsa, güzel bir adamdı derim. babamın yerini üstlenecek kadar güzeldi. sevgiliden fazlası olacak kadar, ölümü dilesem, bir çınar ağacı bulacak kadar güzeldi.
bu allahsız coğrafya seni bana ırak etti. bırak aramıza serilen yolları, daha bu cümleyi aşamıyorum, ali.
sana üzgün şeylerden bahsettiğim için özür dilerim. içinden hiç ateş ve kül geçmeyen cümleler kurmadan da yangınımı anlarsın sanıyordum.
"sana her şeyi söyleyemiyorum çünkü dil acıdan körelip konuşamaz olabiliyor"
“gülümsediğini görüyorum, ama üzgünsün.”
birileri tarafından farkedilmek isterken herkes tarafından bir bir terkedilmişsin. senin evinde artık hiç sabah olmuyormuş ve hep soğukmuş.
Sen önüne bakıyorsun bende sana, hiç denk gelemiyoruz.