kendini sev, ben gibi sev...

@theartofmadeline
art blog(derogatory)

roma★

ellievsbear
YOU ARE THE REASON

Jar Jar Binks Fan Club
The Bowery Presents

blake kathryn
Cookie Run:Kingdom Official!

Game Changer & Make Some Noise
$LAYYYTER
NASA

Andulka

❣ Chile in a Photography ❣
No title available

if i look back, i am lost
Sade Olutola
KIROKAZE
almost home
🩵 avery cochrane 🩵
seen from United States
seen from United States

seen from Canada

seen from Singapore
seen from Türkiye
seen from Saudi Arabia
seen from Japan
seen from Canada
seen from Germany
seen from United Kingdom

seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States
seen from Singapore
seen from United States
seen from United States

seen from Chile
seen from Russia

seen from Venezuela
@akisinabirakaan
kendini sev, ben gibi sev...
Ne yazicagimi bilmiyorum, ama yaziyorum. Onemli olan bu.
Ne yapicagimi bilmiyorum, ama yasiyorum. Onemli olan bu.
Nasil yapacagimi bilmiyorum, ama deniyorum. Onemli olan bu.
Neler olucak bilmiyorum, ama devam ediyorum. Onemli olan bu.
Cunku biliyorum. Onemli olan bu...
Ben gibi sev, senin gibi birini...
"başkalarının yaralarını sardın ama kendi kanayan yanına hep kör kaldın"
tanisan seversin biraz daha tanirsan engellersin
kontrol edemediginiz seylerin sizi kontrol etmesine izin vermeyin
Dusundugun kadarsin... dusun, ne kadarsin?
normalde her girdigimde bisey yazarim simdi aklima da gelmiyo ilham perilerimi siyah posete koydular sanirim
(ya da uykusuzluktandir)
baskalarini gormek icin kendine kör olma, guzel gozlerinle once kendine bak...
sen, ben, insanlar, anlam, hisler ve yasam uzerine...
insanlarin ve hayatin ortak bir cok noktasi var, fakat benim ilk aklima gelen ikisininde de bulunan ve anlamadan once bilinmezligin sebep oldugu bu ortak "zorluk". yasami anlamak zor, insanlari anlamak daha da zor cunku aslinda kendimiz anlamamiz gereken seyin ne oldugunu bile anlamiyoruz fakat benimce bu onemli seyler aslinda kisinin kendi "inanclarina" bagli. dunyaya neden geldiginizi ve yasama amacinizin ne oldugunu sorgulayabilirsiniz ama asil amaciniz "yasam" kavramina kendi "inandiginiz" bi "anlam" yuklemek ve hayatinizi bunun cevresinde gelirtirdiginiz idealler cercevesinde "yasamak". insanlar konusunda ise yuklediginiz anlami ve ideallerinizi kavrayabilen, sizi anlayan ve ortak "parcalar" barindirdiginiz kisileri bulmak ve onlari kaybetmemek icin simsiki sarilmak... bu sekilde anlatiyorum ama bunlar gercekten kolay ya da bir anda olacak seyler degil, ayrica bu seylerle kafayi bozup her olay ya da kiside bu ozellik ve kavramlari ya da anlam arayisinda bulunmamalisiniz. cunku baskalarini anlamak icin aslinda kendimizi onlara benzetiriz, bir nevi bulundugumuz kabin seklini aliriz, fakat her insanin sekli alinasi degildir... farkli kaliplarda kalarak kendi seklimizi kaybedemeyiz. ki zaten bu yuzden "ortak parca" olayindan bahsediyorum, birisiyle bir elmanin yarisi olamayabilirsiniz ama ayni sekilde kirilmis 2 vazo gibi ortak parcalar bulundurabilirsiniz. iste eger bu kisilerin seklini alirsaniz o zaman kendiniz kaybetmezsiniz ve birlikte kazanirsiniz...
diger parcanizi dinleyin...
anlama konusunda supheniz varsa ise once kendinizi dinlemeyi ogrenin, ne istediginizi anlamayi, ne hissettiginizi anlamayi ogrenin ve daha sonra istediklerinizin, hissettiklerinizin pesinden gidin cunku istediginiz sey icin cabalamak ileride cabalasam ne olurdu diye dusunmekten iyidir. cabalamak size uzun vadede birsey kaybettirmez ama cabalamamak size cabalasaniz elde edebileceginiz butun ihtimalleri kaybetmenizi saglar...
hislerinizi dinleyin...
yasam konusuna donucek olursak... pisman olucaginiz seyler yapmayin, yapmazsaniz pisman olucaginiz seyleri yapin, hislerinize guvenip yaptiginiz seylerden de pisman olmayin... kendinizi akintiya kaptirmayin, cabalamayi asla birakmayin, kendinize bi amac edinin ve bunu maddi ya da elde edilmesi gereken bisey olarak belirlemeyin. ornek gerekirse benimce: iyi bi insanmiyim yoksa kotu bi insanmiyim bilmiyorum, aslinda hic bisey bilmiyorum, ama sunu biliyorum ki her gun dunden daha iyi olmak icin yasiyorum. fiziksel, zihinsel, maddi, manevi, inanc, birey farketmeksizin her anlamda. insan olarak daha iyi olmak icin yasiyorum... hisleriniz icin yasayin, diger parcaniz icin yasayin, konusmak icin yasayin, dinlemek icin yasayin, fark yaratmak icin yasayin. anlamak icin yasayin. ne kadar iyi ya da kotu olursaniz olun yasayin, bulutlarin tepesinde de, yer kabugunun derinlerinde de bulunsaniz yasayin, kendiniz icin yasayin, onun icin yasayin, sebepsizce yasayin, yasamak icin yasayin, umut icin yasayin...
yasami dinleyin...
gecmisinizi unutmayin ama bugununuzu birakmayin, geleceginizi dusunun ama bugununuzu unutmayin, bugununuzu yasayin ama geleceginizi unutmayin... gecmisinizden cekinmeyin, kendinize kizmayin. "neden oyle yaptim" diye dusunmeyin cunku o an o karar sizindi, suan ise siz o kararinsiniz cunku,
"dun seni bugune getirdi..."
kendinizi suclamayin, baskalarina yapmiycaginiz seyleri kendinize yapmayin. baskasini kendiniz, kendinizi baskasi sanmayin...
"affet kendini..."
her zaman devam edin, her zaman ilerleyin, asla geri donmeyin...
kendinizi dinleyin...
ne yasarsaniz yasayin, ne yasatirsaniz yasayin, neyle karsilasirsaniz karsilasin... hepsiyle yuzlesin, hepsini anlayin, hepsini kabullenin. dusunmekten kacmayin, icinizdekileri gommeyin, kendinizi gommeyin. korkmayin, yuzlesin...
dusuncelerinizi dinleyin...
umudunuzu kaybetmeyin, herseye ragmen hayat devam eder...
"dunya doner bir gun daha"
herseye ragmen,
"gunes yeniden dogar"
gerekirse sizde yeniden dogun, kozanizdan cikin, kendinizi saklamayin, onlara aldirmayin...
baskalarini dinlemeyin...
ve sen... "dilerim ki" unutmazsin... hislerini, hayallerini, dusuncelerini, kendini... ve yasamayi... unutma, hatirla...
Asla susmak bilmeyen, dinlenmek istemeyen bir zihnim var. Yatağa geçip uykuya dalmaya çalışmak bir insan için ancak bu kadar zor olabilir ya. Yatarken bile tükeniyorum resmen...
Basim agridigi icinmi uyuyamiyorum yoksa uyuyamadigim icinmi basim agriyo yoksa her ikisi ayni andami yoksa basim agrimiyomu anlayamiyorum
bugun uzun yazilar yok 14 saatlik dizi maratonundan sonra edebiyat yapamiyacam gece de devam etmek dilegiyle...
"Life goes on"
eskiden aci bir gercek gibi gelirdi ama suan cok guzel bir dusunce gibi geliyor, hayatin ne olursa olsun devam etmesi... insanin basina ne gelirse gelsin hayat olagan akisinda devam ediyor, insan olan kotu seylere takilip kalirsa ise akintiya karsi yuzup ilerlemeye calisan surunun gerisinde kaliyor, kendini akisa birakip nereye gittigini bilmeden oradan oraya savruluyor. fakat olanlara ragmen kimsenin kendisini beklemedigini ve kendisininde bekleyerek bisey degistiremiycegini anladiginda ise ne yasamis olursa olsun akintiya karsi yuzmeye, ilerlemeye, cirpinmaya devam ediyor ve bence bu cok guzel ve ic isitici bi durum. karsisina cikan sorunlar aslinda insanin yasama istegini test ediyor, sinavi gecersen daha guclu bi sekilde ilerliyosun ama akintinin icinde kendini kaybedersen nereye gittigini bilmeden oradan oraya savuruluyorsun... o yuzden lutfen yuzmeye devam et, yasadigin olaylara uzulebilirsin, gecmiside dusunebilirsin ama bu ilerlemene engel degil. her daim yuz, her daim ilerle. hayat denen nehirin akintisina kendini birakma cunku...
asla bitmez...
"...Affet kendini..."
"...Hayat yaşamaya değer..."
"...Güneş yeniden doğar..."
bağ kurduğu her şeyle sınanıyor insan
"it is what it is"
sanirim bu soz hayatimda en cok arkasina sigindigim soz... "it is what it is" ya da kabaca Türkçesiyle "durum bu", bu kadar kisa bi soz olmasina ragmen benimce en anlamli ve koruyucu soz. cunku bu soz akliniza geldigi anda durum ne olursa olsun olanin bu oldugunu hatirliyosunuz ve sizi bulundugunuz bosluk durumundan resmen cekip cikariyor, koskoca evrende ne kadar kucuk, gucsuz ve aciz oldugunuzu hatirliyorsunuz ve aslinda ne kadar cok seyin kontrolunuzun disinda oldugunu anliyosunuz. bu durum size kotu gelebilir ama aslinda degil. bazilarimiz istesenizde degistiremeyeceginiz seylerin farkina varinca bunu yuk olarak gorup bunun altinda ezilebilir fakat bence durum tam tersi, bu gayet "ozgurlestirici" bi durum cunku degistiremeyeceginiz seylerin farkina varinca bunu "kabullenip" enerjinizi elinizde olan seylere harcamaya basliyosunuz ve iste o zaman insan ilerleme katediyor. fakat bu sozu duyupta "olan oldu yapabilecegim hicbisey yok" seklinde yorumlayip pes etme durumuna getirilmemeli ayrica bu soz bi bahane olarak kullanilmamali cunku bu durumu tam tersine cevirir ve bu aslinda kendi dogasina aykiri. insanlari hayata baglayan bu soz hayattan kopmak icin kullanilan bir araca donusturulmemeli cunku hayatta herkesin basina kotu seyler gelebilir, insanlar sorunlar yasayabilir ama bu sorun degil... olan sorunlarimizin olmasi bile sorun degil. cunku insan yasamali, sorgulamali, anlamali ve en onemlisi anlamasa bile kabullenmeli...