Alex Hirsch
Alex Hirsch'in yeni bağımsız dizi yapamamasının sebebi Netflix'in onunla yaptığı anlaşma sebebiyleymiş. En kötüsü de bu anlaşmaya rağmen Netflix'te onu aktif olarak kullanmıyor yani sadece elini kolunu bağlamış durumdalar.
DEAR READER
sheepfilms
todays bird

Andulka
art blog(derogatory)
Monterey Bay Aquarium

roma★
No title available

@theartofmadeline

★
will byers stan first human second

Discoholic 🪩
dirt enthusiast
noise dept.
d e v o n
hello vonnie
RMH
Sweet Seals For You, Always
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
taylor price

seen from United Kingdom

seen from India

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Switzerland

seen from United States

seen from China
seen from United States
seen from Mexico

seen from Malaysia

seen from United Kingdom

seen from Italy
seen from Italy
seen from Germany

seen from Singapore
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia
@akureis
Alex Hirsch
Alex Hirsch'in yeni bağımsız dizi yapamamasının sebebi Netflix'in onunla yaptığı anlaşma sebebiyleymiş. En kötüsü de bu anlaşmaya rağmen Netflix'te onu aktif olarak kullanmıyor yani sadece elini kolunu bağlamış durumdalar.
sonraki önemli fandom gelişmesine kadar Tumblr'a girmeyeceğim fanartlar hariç pek ilgimi çeken bir şey yok
Günlük yazma alışkanlığımı büyük oranda kaybettim neden bilmiyorum sadece arada bir yazmak aklıma geliyor onda da nedense yazmıyorum erteliyorum tekrar başlamam gerek
Tumblr'da hayranlarımın olması güzel ama onlara içerik sunmamanın mahçubiyetini yaşıyorum
Stanley Pines'in yasaklı olduğu eyaletler
Meksika'da yaşananlar bir hayli üzücü
hazbin hotel izlediniz mi
Hazbin Hotel değil ama Helluva Boss izlemiştim beğensem de mizahı bana biraz rahatsız edici gelmişti ama güzeldi. Hazbin Hotel'e de bakmamı söyleyen arkadaşlarım oldu bi ara izlerim diyip kenarda unutmuşum onu. Bi ara bakıcam.
BMO ve Finn.
Fionna and Cake'yi izlerken şu sahne ekrana bakıp dalmamı ve bir süre boyunca düşünmemi sağlamıştı, inanılmaz iyi bir sahne ve muhteşem bir dostluk.
Zootropolis 2
Zootropolis 2'yi izledim ve bayağı da beğendim. Ilk filmden daha başarılı olmuş diyebilirim. Son kısımlar tahmin edilebilirdi biraz daha şaşırtıcı hale getirilse fena olmazdı 8/10 Sahne Ratatuy göndermesi filmde gördüğümde hoşuma gitmişti.
Yeşil Yol Projesi, Doğu Karadeniz’de turizmi arttırmayı ve tercih edilir bir yer olmasını hedefliyor olsa dahi insanların deniz seviyesinin çok üstündeki “şehirlere” gitmeyi değil, oradaki doğal yaşamı seyretmeyi amaçladığını ıskalar vaziyette, daha çevreci bir tutum ile var olan yolların ıslahının yöre halkı için daha kabul edilebilir olmasının yanı sıra geri döndürülemez çevre felaketlerine sebep olmaması açısından daha uygun olacaktır. Projenin kamusal yarar açısından sağlıksız olduğunu düşünüyorum. Kamu yalnızca olası geliri ve elde edilecek parayı değil aynı zamanda korunması gereken ve kanun ve yasalarla koruyacağı sözünü verdiği doğayı korumak, onun dengesini gözeterek kararlar vermek zorundadır. WWF’nin “Yeşil Yol Karadeniz’i yoldan çıkaracak” başlıklı yazısındaki bu kısım çevresel açıdan değer konusunda açıklayıcı olacaktır:
“Türkiye’nin Doğu Karadeniz Bölgesi’ni de içine alan Kafkasya, WWF’in belirlediği 200 Küresel Ekolojik Bölge arasında yer alıyor. Bölge aynı zamanda, yeryüzünün en zengin biyolojik çeşitliliğine sahip, ancak tehdit altındaki 35 “sıcak nokta”sından biri. Karadeniz’in sarp coğrafyasında yüzlerce kilometre uzunluğunda ve onlarca metre genişliğinde bir yol ağı açmak, devasa kazı ve dolgularla hektarlarca orman arazisi, mera ve binlerce ağacın yok olmasına neden olacak. Rize’deki Ayder Yaylası, Trabzon’daki Uzungöl ve bölgedeki HES projeleri için açılan yollar bunun en bilinen örnekleri. Doğal yaşam alanlarının yol ağlarıyla ve turistik tesislerin başı çektiği yerleşim bölgeleriyle parçalara bölünmesi de başta büyük memeliler gibi geniş alanlara ihtiyaç duyan yaban hayvanlarının ve kuşların yaşamını tehdit edecek. Hayvanların üremeleri, doğal alanlar arasında geçiş yapmaları, beslenme ve barınma alanları bulmaları zorlaşacak, insanlarla çatışmaları artacaktır.”
Yerel halkın gelirden pay alacağı ve bölgeyi kalkındıracağı söylenen bu projenin es geçtiği noktalardan birisi ise tarım ve hayvancılığa olan zararıdır. Yaylalardaki yabani yaşamın taciz edilmesi yabani hayatın hayvancılık yapan halkın, hayvanlarına saldırmak zorunda bırakılması anlamına da gelmektedir bunun yanısıra yabani hayat insan yerleşim yerlerine de yemek bulmak için giderek daha çok inmektedir. Turizm gelirlerini arttırmak amacıyla yapılan bu proje, aynı zamanda bölgede yaylacılık faaliyetlerini bitirmekte, yaylacılık kültürünü tehdit altına atmaktadır. Daha önce basında karşımıza çıkan “Ayder yaylasında ineklere trafik cezası kesildi” gibi haberler durumun absürtlüğünü göstermek yeterli olacaktır.
Yerel halkın bu projeden gelir elde edileceği söylense de yaylaları turizme açmak aynı zamanda büyük sermaye sahiplerinin buraya gelmesine dolayısıyla da yerel halkı yutmasına sebep olacaktır ya da yaylalarda hak sahibi insanların bazısının turizm alanına kayması ve turizminde -yukarıda söylediğimiz gibi- hayvancılık kültürüne vereceği zarardan dolayı bölge halkında bir kesim zenginleşirken diğer kesim gelir kapısını kaybedecek ve fakirleşecektir. Ayder örneğinde olduğu gibi diğer yaylalarda da bunun olması aslında uzun vadede yaylaların kendisine çekme etkisi olan doğal güzellikleri kaybetmesine yol açarak, bölgeyi cazip bir yer olmaktan çıkaracaktır.
Milli parklar tarafından koruma altına olan alanlarda, kuralların sıkı olmasına rağmen adeta arkasından dolaşılarak çalışmalar yapılmış, proje ÇED raporundan kaçınılmak için 15-20kmlik etütlere bölünerek yapılmıştır. Aynı zamanda bu bölünme hukuki açıdan da hukukçuları zorluyor çünkü her bir idari işlemi ayrı ayrı dava etmek gerekiyor.
Eski DOKAP Başkanı Ekrem Yüce “Devlet ÇED raporundan kaçınmak için yasanın arkasından dolanıyor” sorusuna:
“Sorunuzla, yaptığımız iş arasında bağlantı kurmakta güçlük çekiyorum. Öyle bir hesabımız yok. Bu işi yapan devlet. Kuralı koyan da devlet. Arkasından dolaşmasının ne anlamı var?” diyerek yanıt vermişti.
Sonuç olarak, Yeşil Yol Projesi’nin çevresel açıdan problemli olduğunu, sonucunda bilirkişi raporlarında belirtildiği gibi geri döndürülemez sorunlara yol açacağı yaylaların doğal yapısını olumsuz etkileyeceği kanısındayım. Doğayı ve yeşili korumanın turizm gelirlerinden daha kıymetli olduğu açıktır.
Bir süredir yazmama gerek yok ya diye düşünmeme sebep olan 0 kişinin okuyor olması 1 (bir) kişinin yazımı okuduğunu söylemesi sebebi ile düşüncem arada bi yine bakarım olarak değişmiştir. Bu duyuruyu da 0 kişi okuyacak bu yüzden banane yani
Fionna and Cake dizisinde ilk sezon oldukça güzeldi Fionna ve Cake'nşn hikayesi ile Simon Petrikov'un hikayesi birbiri ile harmanlanmış ve dizi akıp gidiyordu fakat ikinci sezona gelince Fionna'nın ergence tavırlarının, dertlerinin, bölümün yarısını yemesinden hoşlanmıyorum. İnsanlar Huntress Wizard'ın hikayesini izlemek isterken bunu göremiyor.
Elbette ki diziyi sadece karakterler üzerine odaklanan bir hale getirelim demiyorum. (öyle bir dizi hoş olurdu) En azından beklediğim şey, iki hikaye arasında denge oluşturularak birbirinin içine yedirmek, apayrı şeyler görüyoruz. Umarım bunu ileriki bölümlerde düzeltirler.
Fionna and Cake çıktığında o kadar büyük umutlarım yoktu, Simon'a da uzandığını öğrendiğimde iyi bir dizi olacağına emin oldum. İlk bölüm biraz daha "sihirsiz dünya" anlattığı için sıkıcı gelse de sonraki bölümler adeta beni büyüledi bölümleri izlerken yoğun bir heyecan yaşadım. Seride en çok ilgi duyduğum şeyleri bu diziye toplamışlardı. Simon'un hikayesi, GOLB, Lich falan derken muhteşemliğini kanıtladı. Ancak final bölümü beni yeterince tatmin etmedi sanki bir şeyler eksikti ve çok oldu bittiye geldi. Aklımda bir kaç soru işareti de bırakmadı değil. Ne zaman çıkacak belli olmasa da 2. sezonu sabırsızlıkla bekliyorum.
İkinci sezon dün çıktı ve haftada 1 bölüm yayınlanacak sanırsam. İlk bölüm oldukça güzeldi tam beklediğim gibi sorun şu ki Türkiye'de yasal olarak izlemenin hiçbir yolu yok mecburen korsanlamak zorundasınız.
Biraz spoiler var.
Amiral Zhao'nun çektiği ceza, Ozai'nin cezasından çok daha ağırdı. Üstelik Zhao, hiç yargılanmadı bile avatarın bu konuda tamamen ruhların insafına bırakması yanlıştı. Ay ruhunu öldürmek elbette ki ufak bir suç değildir bu doğru fakat avatarın ateş ulusu lideri ve hava ulusu soykırımı sorumlusu Ozai'ye güçlerini elinden alma ve hapis cezası verildi. Zhao'ya ise ruhlar diyarında hapis cezası bu hapislerin farkı şudur ki, ruhlar diyarında zaman farklı işliyor olacak ki, Zhaoyu pek yaşlanmamış halde görüyoruz onca yılın ardından bile.
Avatar ne yapmalıydı?
Zhao'yu tamamen ruhların insafına bırakmak yerine ruh - insan dengesinin koruyucusu görevi ile onun yargılamasını yapmalıydı ve bir ceza verilecekse bile bunun insan dünyasında olmasını sağlamalıydı adalet, yalnızca böyle olabilirdi. Aynı zamanda insanlığa karşı suç işleyen ruhlarda avatar öncülüğünde ruhlar diyarında cezasını çekmelidir.
bu insanlar, neden bilmediği, izlemediği diziler hakkında bu kadar rahat konuşuyor yanlış şeyleri söylemekten hatta uydurmaktan çekinmiyor? Simon Petrikov / Betty Groff kesitine birisi "Tek istediği aşkıydı ve bu aşk onu delirtti" yazmış yani sen diziyi izledin mi, nerenle izledin bu nasıl bir saçmalık ya nasıl bu sonuca varabildin hiç mi demiyorsun ben bilmiyorum bu konuda konuşmayayım yazmayayım.
Telif hakkı diye bir şey uydurmuşlar dizi izlicem para ver diyorlar böyle saçmalık olabilir mi?
Mustafa Kemal animasyon filmi
Tamamen yapay zeka tarafından yapılmış, iğrenç bir film. Atatürk'ün adını kullanarak gişe gelir de para kazanırız mantığı ile çekilmiş, hatta çekilmiş demekte doğru olmaz yapay zekaya komut yazılmış. Gişede çakılmasını o kadar çok istiyorum ki. Filmde emeği geçenler (?) için oldukça utanç verici.