Pencereni aç ve gökyüzüne bak..
Ayı gördüğünde yola çık ...
Kalp kırıklarından izimi sür..
Nerden biliyim senin kırıklarını deme
kalp kırıklarım senin evinin önünde başlar ...
Uzundur bu yol , vazgeçme takip et
sokağın sonunda, izler bitecek..
başını gökyüzüne kaldır şafak sökülmeye yakın..
Elini yüreğine koy , Umudun kokusunu hisset ..
Ve geldiğin yer çıkmaz sokak ....
Burayı kalp kırıklarıma rağmen umutlarımla buldun..
hiç çıkmaza çıktımı sokakların ?
hiç dedin mi bir yol daha olmalı diye ?
denedin mi en imkansızı ?
imkansızın enimi olur deme ,
Yol bitmedi gözlerini kapat...
Ağlayarak yazdığım şiiri yüreğine oku...
Kalbine dokunmak isteyen mısrayı bul ..
o mısrayı tekrarla içinde , gözlerinden yaş döküleceği anda dur ...
Derin nefesler al ve gözlerini aç gökyüzüne bak...
Kalbinin avuçlarına bırak gözlerini ...
Bir kanadı kırılmış uçmaya emek eden kuş göreceksin...
Yüreğinle yüreğine dokun...
ama bu yorulmuş daha fazla dayanamaz deme ...
Daha önce yürüyerek yollar kat ettiğini bilirim...
ama sakın nerden nereye diye sorma...
Yüreğine dokunduğun kuşun yüreğine bırak kendini...
Güç gelecek kanatlarına bir yolculuk başlayacak gökyüzünde ..
ama sakın düşmekten korkuyorum deme ...
Rüzgarlar okşayacak yanaklarını , özgürlüğü hissedeceksin ...
Ama sakın kuşun gözlerine bakma ...
ama ağlarsalar ölürler deme ..
kuşları tutsaklık öldürür ..
sana esir olduğumda öğrendim...
Ve geldiniz burası gökyüzünün en güzel yeri..
sakın gökyüzünün her yeri aynı deme ...
Kaç geceyi sabaha kavuşturdun ?
ya da kaç defa defolup gitmek istedin..
gökyüzünü en iyi ben bilirim...
yıldızların yerleri ezberimde ,
göç eden kuşları tanırım ve bilirim..
Siyahın Maviye karıştığı anda yazardım ben şiirlerimi..
geçecek derdim , geçerdi...
Yüreğine sükut etmesini söyle ,
karşındaki karanlık benim..
sokağın başından geçerken korktuğun...
gözlerini kapattığında gördüğün..
aslında sandığın kadar kötü biri değildim..
gönlüm bir kıvılcımla yandı en sonunda söndü...
görmeden bakmayı öğrendim..
sende bana bakan bi kördün..
sana söylemek istediklerim vardı...
kendime bile bazen diyemedim...
Geceler oldu sabahlar oldu
Bazen Sabahlar geceler gibi oldu ..
Bir kurşunu yüreğinde saklar gibi sakladım sustuklarımı ...
Canlı bir bedende ölümü taşımaktı bu ...
Ama Nasıl dayandın deme ...
Dayandıklarım üzerime yıkıldı....
en sonunda hepsinin üzerine çıkmayı başardım ..
Boynum eğik arşa değdim ...
Ve şimdi kaldır başına bak bana ...
Söz bu sefer neden diye sorup ,
Sana yalanlar söyletmeyeceğim ...
Bilmeni istediğim bir husus var ..
Dünyaya olan bütün kırgınlığım geçti ....
Çünkü kalbim kırıla kırıla bitti .....
Sakın hiç mi kalmadı deme ...
Yüreğim sende kaldı derim anlayamassın..
Şayet bende kalan kırıklar bir yürek etmez artık ...
Elini yüreğine koy , bendeki eksikliği hisset...
böyle yaşanılmaz deme ...
insanın içinde yeter ki Umuda çalan şükürler olsun..
yüreğine saplanmış kurşunla dahi yaşar ...
velhasıl sanada olan kırgınlığım geçti...
nerden tutarsan tut güzel bir veda cümlesiydi bu....
kendine istediğin gibi bak şayet ben baksamda artık seni görmeyeceğim...
Bu şiiri dört günde yazdım..
Hayatımda yazmış olduğum onca şiirden sadece bu şiire özel duygular besledim..
ilk defa bir şiire sarılmak istedim mesela..
İlk defa bu kadar yoruldum...
Öyle ki nerde bitireceğimi bilemedim , çünkü veda etmek gibiydi..
Sanki anlaşılacak gibi oldum ..