“Derinleşsem bir uçurum olurdum şimdiye kadar”
d e v o n

⁂

pixel skylines

Product Placement

Kiana Khansmith
trying on a metaphor
DEAR READER
🪼

blake kathryn

oozey mess
NASA
ojovivo
h
Game of Thrones Daily
wallacepolsom
we're not kids anymore.
Sweet Seals For You, Always
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Show & Tell
i don't do bad sauce passes
seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States

seen from Singapore

seen from South Korea
seen from United States
seen from Türkiye
seen from Malaysia

seen from United Kingdom

seen from Malaysia

seen from United States

seen from Iraq
seen from France

seen from United Kingdom
seen from France

seen from Austria
seen from Malaysia
seen from Türkiye
seen from United States

seen from Canada
@alphalyravega
“Derinleşsem bir uçurum olurdum şimdiye kadar”
Mayısın ortasından beri ağzıma sigara sürmedim. Neredeyse bir ay oldu. Bağımlı olmadığımı biliyordum ama bunu kesinkes kendime kanıtlayabilmek harika bir duygu.
Ama pp’yi de değiştiresim yok nedense:(
Vincent van Gogh (Dutch 1853-1890), Cypresses, 1889, Oil on canvas - "It is good to love many things, for therein lies the true strength, and whosoever loves much performs much, and can accomplish much, and what is done in love is well done.” Vincent Van Gogh
"birçok şeyi sevmek iyidir, çünkü gerçek güç oradadır ve çok seven çok şey yapar, çok şey başarabilir ve sevgiyle yapılan her şey iyi yapılır."
bugün bu tweetim
Özellikle son birkaç yıldır hayatım böyle. Geçenlerde yakın olduğumu düşündüğüm bir arkadaşımı arayayım dedim, konuştuk ettik, ne durumda olduğumu biliyordu, haftalardır nasılsın diye bile sormadı. Hayatındaki insanlarla kavga edince bana yine onları kötüleyen en az üç dakikalık ses kaydı atar (peşinden de onlarla beraber kahveli takılmalı instagram hikayesi) ama bakalım ben ne cevap veririm.
Bugün hastanede tesadüfen ne izledim, çocukluğuma döndüm resmen kfdjkfksjdkfkf ben zaten Eren’dim 💚💚💚
Siz?
Eren
Gülçin
Cemre
Yasemin
Hepsi ne ben manifestçiyim
Şu günler de hayırlısıyla geçsin de uzun bir süre hastane koridoruyla herhangi bir ilişkim olsun istemiyorum. Özellikle iğnelerle hiç.
field trip; antelope valley, california
instagram - twitter - website
sürekli yük gibi hissetmesem nasıl biri olurdum acaba
Anneannem gerçekte de baya hasta. Rüyamda onu gördüm, yanına gitmiştik annem, teyzemler falan. Yolda giderken yırtıcı kuşlar görüyordum, öyle bir iki de değil. Nedense rüyamda bunu kötüye yoruyordum, sanki anneanneme bir şey olacak gibi. Kötü bir rüyaydı. Ama bir de eski yakın arkadaşlarımı gördüm. Onlara söylemek istediğim her şeyi söylüyordum ve rahatlıyordum. Böyle farklı kutuplarda iki rüya gördüm, hayır olsun diyelim.
Raporluyum. Evdeyim. Yükseğin son ödevini yapıyorum. Biraz sırtım ağrıdı bilgisayarın başında oturmaktan. Ama özlemişim bir şeyler yazmaya çalışanın verdiği o hafif baş ağrısını bir kahve molasıyla geçiştirmeye çalışmayı.
Siz de içi karanlıkken dışına rengarenk şeyler giyip modunu yükseltmeye çalışanlardan mısınız?
Son günler raporu:
Çok istediğim bir şeye sahip olur olmaz onu kaybettim. Sanki onunla beraber hayatımın da bir parçasını kaybettim. Toparlanmaya çalışıyorum, dışarıya pek de yansıtmıyorum, içimde sızım sızım sızlayan küçücük bir kesik gibi kaldı. İnsanın hayatta her şey başına gelebiliyormuş, her şey. Bunu öğrenmiş oldum.
O kayıp dolayısıyla yeğenimin doğum gününe de gidemedim. Bunu da çok istiyordum, aylar öncesinden almıştım biletimi. İkisinin de doğum günü okul dönemine geliyor, bir daha böyle bir fırsat yakalayamam, o yüzden mutlaka gideceğim dedim, gidemedim. Yani bu aralar hep çok istediklerimle sınanıyorum diyebiliriz. Ailemi, sevdiklerimi yakın dönemde göremedim, sevdiğim yerleri de öyle. Bunun burukluğu da cabası.
Donuk geçen günlerin peşinden, zihnim meşgul olsun, yaranın sızladığını hissetmeyeyim diye bir yandan örgüye başladım, bir yandan 1000 parçalık bir yapboza, bu sürecin başında elime aldığım ama sonrasında süründürdüğüm kitabı bitirmeye çalıştım, yeni bir kitap ekledim peşine, izlediğim dizinin bölümlerini arka arkaya sıraladım, bazı günler kendimi mutfağa kapatıp sürekli bir şeyler pişirdim, kafamız dağılsın diye yeni bir diziye başladık, evde durasımız gelmedi çıktık gittik bir yerlere. Yani anlayacağınız günlere bölebileceğiniz şeyleri bir haftanın içine sıkıştırmaya çalıştım.
Zor bir haftaydı ama yine de bu hafta bana birçok şeyi de öğretti, bazı şeyleri de yeniden hatırlamamı sağladı: insan hayatta her şeyle karşı karşıya gelebiliyormuş, sizinle sevinip sizinle üzülen insanlara sahip olmak bir lütufmuş, her şeye rağmen sizi el üstünde tutan ve verdiği değeri her an hissettiren bir eş dünyanın en güzel nimetiymiş. Bunların dışında ne kadar sabırlı bir insan olduğumu yeniden gördüm: bir örgüyü istediğim gibi olana kadar defalarca kez söküp yeniden ördüm, çok zorlandığım halde yeri geldi teker teker deneyerek o bin parçalık yapboza zaman ayırdım. Bazı hislerimin, dürtülerimin çocukluğumla bağlantılı olabileceğini fark ettim. Çok sevdiğim ama sevgisini hissedemediğim insanlara karşı eskisi gibi olmamayı öğrendim, aynı zamanda daha fazla çabalamam gereken ilişkilerimi de fark ettim.
Belki canım çok yandı ama sanırım biraz daha büyüdüm bu yaşananlarla. Her geçen gün hafifleyen bir şeyler var içimde, hafifledikçe de normalleşiyor günler. Ama bu günlerin içinde, yine de durup durup daldığım, takılı kaldığım, soluğumun beni zorladığı anlar da olmuyor değil.
Her şeye rağmen, olan biten her şeyin karşısında, yanımda en çok sevdiğim insanla, birbirimizi destekleyerek duruyoruz ve bu benim için çok anlamlı.
Elihu Vedder - Psyche and Cupid