senleyken aynı anda biçok yerde olabiliyorum
hatta yer yerde olabiliyorum senin yanındayken. senin yanındayken ben aynı anda milyonlarca yerde olabiliyorum aklımın içinde bi yerlerde ama yine de senle olmayı tercih ediyorum. yine de senin yanında olmak milyonlarca seçenekten milyonlarca paralel evren ihtimalinden daha güzel.
güzel kelimesini irdeledim sen uyumaya giderken, uykulu olduğun zaman bozulan türkçenle uyuman gerektiğinin sinyallerini bana ilettikten sonra ki bunu bile isteye yapmazsın tüm zamanlarını bana harcamak gibi naif ama -benim açımdan,bakış açımdan anlamsız- isteklerin mevcut,önünde saygıyla eğildiğim... Sonra güzel kelimesini anlamaya çalıştım, anlayamadım sen o kadar biliyo gibisin ve o kadar güzel çıkarıyosun ki ağzından... Bu sıfatı yaklaştırdığın her şey ve herkes birden bire çok güzel oluveriyo sanki,bazen ben bile. Ben bile.
sen bi hataysan bile, sürekli doğru yapmaya çalıştığım hayatta en güzel raydan çıkışımsın. o karambol beni hiç üzmedi,üzmezdi. Üzülsem de geçerdi çünkü dünya gözlerin kadardı, sadece gözlerin kadar. Kaşlarını çattığında savaşlar çıkardı, sen gülünceye kadar vardı sanki kış ama sadece evsizlere. Ki değilsin, yola çıktığımdan beri döndüğüm her yanlış köşenin aksine başıma gelen en güzel otoban sıcağı*
uykusuzluklarımız var senle. herhangi bir insanla ikili ilişkimde uyku denilen bedenden çıkış halinin problem yaratabileceğine inanmazdım,ama senin sözlükte karşılığı olman imkansız tek kelimedir belki “herhangi bir insan” etrafımda yokken uyumak istiyorum bedensel bişey değil çünkü bu ve aptalca biliyorum ama uyuduğum zaman ruhumun sana koştuğuna inanıyorum içten içe, insanların aptalca inançları olabiliyo işte. İtiraf kabul edersen başımın üstüne... Ve yan yanayken o kadar zor ki uyumak rafa kaldırma isteği yırtıyo bedenimi, çünkü zaten yanındayım nefesin kadar, ve korumalıyız kendimizi boşa geçen her saniyeden*
milyonlarca altın ipliğimiz var binlerce kilometre uzunlukta sanki,ben burdan bırakıyorum uzanıyo orda avuçlarına. gülüyosun ellerine alıyosun, ben sadece benim dokunduğum o ipe sen de dokundun diye gülüyorum. böyle küçük ama anlamlı mutluluklarımız var. bitek bizim için mutluluklar.
daha fazla uyuyabil diye-çünkü ben uyandırıcam seni uykundan- başka kelimeleri irdeliyorum yokluğunda. yokluğunda kelimesi de çok zor aslında çünkü o kadar her an varsın ve her an yanımdasın ki şu an uyuyosun ama yan koltukta oturuyosun sanki,bu cümlenin ağırlığı da bir tek bizi üzer çünkü zibilyon kilometre uzakta olduğunun farkındalığı bitek bizim bilincimizde. Bilincinden öperek belirtiyorum ki aslında kelimem biz,biziz. Sen varsın,ben varım hep vardık. Ben senden 4.5 ay öncesinden beri varım,bu bizi üzmez bu bana mizah malzemesi verir sadece. Ama biz, yeni doğmuş bi bebek gibi geliyo bana bazen. Büyüyoruz,konuşmayı öğreniyoruz yalnızca birbirimizin dilini, emeklerken yürümeye başlıyoruz,birbirimize koşuyoruz... Biz büyüyoruz, biçok anıyla, biçok hüzünle, biçok biçok biçok şeyle...
Sana tüm hayatımı vaad ediyorum, tüm hayatımı altın tepsiyle sunmak gibi teslim olmak gibi değil, arkandan yürümek gibi değil... Ne gibi olduğunu ,bu cümleyle ne anlattığımı bitek sen anlarsın. Hani demiştin “bizim aşkımız roman olur ama bitek biz anlarız işte...”

















