Kendi halinde bir yaşam tüm istediğim. Akşamları kitap okumayı ertelemeyeceğim kadar huzurlu bir hayat. Bir bardak muzlu sütle, bir sütlü çikolatayla mutlu hissedecek kadar basit bir ödül mekanizması aradığım. Başardığım şeyler için basit bir aferin, hatalarım için içten bir "olsun, hata yaptın ama bu da tecrübe" yüreklendirmesi. Biri gelip de bana "hayat çok zor ama her şey çok güzel olacak" diye yalanlar söylesin istiyorum galiba. Hem belki inanırsak gerçekten de öyle olur. En çok dedem yapardı bunu bana. Vefat edeli 4 yıl oldu. Değiştim, değişiyorum ve değişeceğim; biliyorum. Mesela eskiden canım sıkkın olunca susup, saklanırdım. Biri beni arayıp buluncaya, yokluğumu hissedinceye dek kendi kabuğuma çekilirdim; ama artık görülmek istiyorum. Büyüdüm. Canımı acıtsa da görünür bir yerde durup, fark edilmeyi talep ediyorum. Çaba ve emek gösterilmeye değer olduğumu görmek, hissetmek istiyorum. Kendiliğinden olmayan her şey dilsiz gibi sanki. Bir şey ne kadar çok talep edilirse, o kadar zoraki hissettiriyordur belki de. Dile getirilen istekler, gösterilen çabanın içtenliğini bir katil gibi öldürüyor farkında olmadan. Ayrıca ben kendimi görüyor muyum ki? Sevdiklerimden talep ettiğim sevgiyi, çabayı, emeği, zamanı kendime vermek konusunda yeterli miyim mesela? Tüm istediğim kendi halinde bir yaşam... "Yarın bugünden daha güzel olacak" ... Dedem hayatta değil. Beni bu düşünceye ikna etmeye istekli tek kişi 4 yıl önce vefat etti ve artık kimseden bir beklentiye girmeden hayatı hep bu düşünce ile yaşamaya karar verdim bugün. Kendim için...












