rework © reworkedmale
Noah Kahan
No title available
Misplaced Lens Cap
Sweet Seals For You, Always
EXPECTATIONS
we're not kids anymore.

No title available
RMH
Peter Solarz
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
Show & Tell
Cosmic Funnies
todays bird
I'd rather be in outer space 🛸

Origami Around
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

Discoholic 🪩
Mike Driver

izzy's playlists!

Kiana Khansmith

seen from United States
seen from Italy
seen from Australia
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Türkiye

seen from Brazil
seen from Iraq
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Argentina
seen from Brazil
seen from Italy

seen from Türkiye
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Malaysia

seen from United States
seen from Italy

seen from United States
@art-and-night
rework © reworkedmale
By egries_dragon
“How amazing it is to find someone who wants to hear about all the things that go on in your head.”
— Nina LaCour
Bir odanın içine sinmiş sessizlik, hiçbir kelimenin taşıyamayacağı kadar ağırdır. Sanki görünmez bir yük gibi omuzlarına çöker; adını bilmediğin bir şey seni içeriden izler. O an, gölgelerin hareket ettiğini fark edersin. Işığa değil, senin düşüncelerine bağlıdırlar. Nereye dönsen, gölgeler senden bir adım önde ya da bir adım geride.
Bir yabancının bakışı gibi gelir bazen bu his. Tanımadığın ama seni tanıyormuşçasına süzen gözler… Kapının eşiğinde durur, içeri girmeden seni rahatsız eder. Ve sen, onun kim olduğunu ararken kendi varlığından kuşkulanırsın.
Kayıplar sessizdir. Ne kapı çarpar, ne ayak sesi bırakır. Bir bakarsın, bir yüzün hatırası silinmiş; bir duygunun adı artık diline gelmiyor. Hiç fark etmeden kaybolur ve geride yalnızca açıklayamadığın bir boşluk kalır.
Aynalar, kaybın en acımasız hatırlatıcılarıdır. İçine baktığında gördüğün şey, sana ait değildir. Dudakların kıpırdamazken bile oradaki siluet hareket eder. Bir an için düşünürsün: belki sen değil, ayna daha gerçektir.
Ve sonra yol başlar. Ucu görünmez, başlangıcı hatırlanmaz. Adımların ilerlediğini söyler ama yer değişmez. Yol seni taşımaz; sen onun üzerinde dönüp duran bir izden ibaretsin.
Tüm bunların arasında sessizlik hâlâ en baskın sestir. Gölgeler kıpırdanır, yabancı bakışını sürdürür, kayıplar çoğalır, aynalar parçalanır, yol uzar… Ve sen, bütün bunların ortasında, sadece kendine yabancılaşırsın.
“Every word has consequences, every silence too.”
— Jean-Paul Sartre
I never wanted a perfect relationship. I just wanted someone who would never give up on me, no matter how tough things got.
Bir gün fark edeceksin; aslında kendini kandırdığın her şeyin yükünü senin dışında kimse taşımıyor.
O görmezden geldiğin duygular, “önemli değil” dediğin kırgınlıklar, sustuğun anlarda boğazına dizilen cümleler… Hepsi senin içinde birikirken sen hâlâ dışarıya güçlü görünmeye çalışıyorsun.
Ve işin en acı tarafı şu:
Kendine söylediğin yalanlara en çok sen inanıyorsun.
Kimseye ihtiyaç duymadığını, kontrolün sende olduğunu, zamanla geçeceğini…
Ama geçmiyor, değil mi? Yalnız kaldığında, telefonuna bakmadığında, kimsenin sesi sana ulaşmadığında — işte o sessizlikte asıl yüzünü görüyorsun.
Kendini sakladıkça aslında daha da çıplak kalıyorsun.
Unutma, insan en çok kendi gölgesinden kaçarken yorulur.
Çünkü kaçtığın şey senin tam ortanda, tam kalbinde saklıdır.
Belki de bu yüzden hep bir şey eksik. Belki de bu yüzden hiçbir yerde tam anlamıyla “evinde” hissedemiyorsun. Çünkü kendi içine hiç dönmedin, kendi acını kucaklamadın.
Şimdi sor kendine:
Gerçekten yaşadığın hayat senin mi, yoksa başkalarının gözüne uygun görünen bir sahne mi?
Eğer sahneyse… perde kapandığında sen kim oluyorsun?