wallacepolsom

Product Placement
No title available
hello vonnie

Kiana Khansmith
Three Goblin Art

ellievsbear
taylor price
Cosimo Galluzzi
No title available
Mike Driver
i don't do bad sauce passes

titsay
No title available
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
d e v o n
Alisa U Zemlji Chuda
Misplaced Lens Cap
cherry valley forever

Origami Around
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from China
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Germany
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from France

seen from United States
seen from United States

seen from Türkiye
seen from United States
seen from Sri Lanka

seen from Singapore
seen from United States

seen from Romania
@arzumimoza
çok çabaladım, gerçekten çok çabaladım bazı şeyleri rayına koyabilmek için. fedakarlık yaptım, kendimden ödün verdim. asla yapmam dediğim şeyleri yaptım sevdiğim insanlar uğruna ama karşımdaki insanlar kılını bile kıpırdatmadı. benden bu kadardı daha fazlası yok
Önceden, yapılan iyilikleri sürekli yapınca senin işin bu gibi sanan insanlar, şimdi aynı şeyleri yapmayınca sen nankörsün,üzensin diyolar güzel dostluk sevdim.
Karşınızdakini anlamaya tenezzül etmediğiniz,kendi dünyanızdan başınızı çıkarıp karşınızdakinin dünyasına bakmadığınız halde nankörce anlaşılmadığınızdan şikayet ediyorsunuz.Halbuki kendi dünyanızdan diğer dünyalara ne açık bir kapı bırakmışsınız ne de diğer dünyaların açık kapılarından içeriye bakmışsınız.Ama suçu her daim karşınıza atıvermişsiniz ve mağdur edebiyatı yapıp etrafınızı manipüle etmişsiniz.Hangi söz çıkarabilir ki sizi içine girdiğiniz o kara delikten?Üstelik siz görmek istemiyorken?
Çağımızın hastalığı maalesef nankörlük. İnsanlar hep onlalara kul olarak yaşayalım istiyorlar. Ama bilmiyorlar ki papaz her gün pilav yemez...
... genel olarak insanlarla ilgili olarak şu söylenebilir; İnsanlar nankör, değişken, içten pazarlıklı, riyakar, korkak ve çıkarcıdırlar; iyilik yaptığın sürece yanından ayrılmazlar; gerekmediğinde sana kanlarını, canlarını, mallarını, mülklerini, dahası evlatlarını bağışlarlar. Oysa gerektiğinde hepsi arkasını döner.
İnsan gönlü kırılsın istemez zaten ama sürekli gönül kırar. Bakma sen, adı çıkmış kedilerin. Çok nankör var, hiç birisi kedi değil.
soyun soy ağacını. senin soy'un yetimhane ranzalarında büyümeye yeltenen, ama kapının eşiğine koyulduğu zamandaki duyguları ile eş değer kalmış soy'dan farklı değil.
Kaç kere indim şu merdivenleri susuzluktan dilim damağımda .. rutubetli yaz gecelerinde ışığı patlak merdiven boşluğunda kaç kere heceledim ismini .. dudaklarım çatladı da bir bardak su getirenim olmadı .. Kimse görmedi ki gözyaşlarımı yudumladığımı. Nasıl görsünler ? Burda herkes aynı yönde yatardı ; sol yanına .. Yüreğimizdeki anne boşluğunu omurgamız doldursun diye .. “Anne uyan! Susadım..
Kendi evimin yetimhanesindeyim:)
Aile bağları sağlam olmayan insanların hayatlarını mahvederek değil, onların sevgisiz yaşantılarına samimiyetinizle bir parça iyi gelmeye çalışarak mutlu edin. Onları zayıf yanlarından vurup o çok okşanmış kafalarınızın içinde beyin aramamızı beklemeyin. Korkmayın sevgiye doymuş yanlarınızı acıya mahkum etmez onlar. Onlara acımak yerine geniş gönüllerinizin kapılarını açın ve unutmayın size en gerçek sevgiyi babalarının saçını hiç okşamadığı çocuklar verebilir.
Fill me up, fill me up till i cry...
Iyi insan olmanın bedelini elbette ödeyeceğiz.
"Benim babam bir kere bile benim elimden tutmadı biliyor musun, bir kere bile. Annem bir çocuk doğurdu ama babam o çocuğun elinden hiç tutmadı. Ben kötü bir çocuk değildim, gerçekten. Canım yandığında o kadar sessiz ağlardım ki ben bile ağlayıp ağlamadığımı anlamazdım. Kötü bir çocuk değilsem niye babasız bir kızdım hiç anlamazdım, babam benim elimi niye tutmuyor hiç anlamazdım. İpsiz bir uçurtmaydım ben çünkü. Bütün babasız kızlar gibi ipsiz bir uçurtma. Ağaçsız bir yaprak. Elimiz tutulmaz biz babasız kızların. Köksüz yetim yapraklarız biz. Rüzgarda uçar kayboluruz. Babam var sanırdım eskiden, benim elimi tutacak, bana kök olacak, ip olacak zannederdim. Etrafında uçar dururdum ama o kızını hiç görmezdi. Uçarken kibrine çarptım mı sinek kovalar gibi kovalardı beni. Kapanmayan bir yaram bu benim, anlasana. Ne gözyaşları bastım ben bu yaranın üstüne, hâlâ kanıyor. Seni bile bastım ben tuz niyetine, hâlâ iyileşmedi. Çünkü babasızlık hiç iyileşmez. Öyle bir kırdılar ki bizim kalbimizi, biz ya kendimizden nefret ettik ya diğerimizden. Ya kendi elimizi kırdık ya bellerimizi. Çünkü babamız yoksa biz çirkiniz, öyleyse bütün günahları hak ederiz değil mi? Ya işleriz o günahları ya da çekeriz. Öyle sahipsiziz ki biz, bütün çakallar bize dadanır. Çoğu zaman kuşlar gibi uçar kaçarız, bazen de uçamayız o yere çakılırız. Bir el ya bir el, parmaklarımızı birbirine kenetleyecek bir elin peşindeyiz biz sadece. Sekiz yıldır bilmediğimiz bir adama sekiz günde bağlanırız. Onsuz yemek yemez, onsuz rüya görmez oluruz. O kadar muhtaç oluruz biz babamıza. Onun bütün günahlarını görmezden geliriz. Ama sanma ki gücümüz yok, sabrımız az belki ama tahammülümüz babasızlığımız kadar çok. Direnmek bizim işimiz, dayanırız. Sen de kır kalbimizi ya kır, hepiniz kırın bizim kalbimizi biz alışkınız. Biz sağ elimizle sol elimizi birbirine kenetleriz hepinizin hakkından geliriz. Hepinizin hakkından geliriz."
Yanlışa giden en doğru yolduk..
“Yazarın eli titriyordu,yazamıyordu ona şiir”
"Neşesi yüzündedir, kederi kalbinde."