Ağlamadan dillerim dolaşmadan yumruğum çözülmeden gecenin karşısında şafaktan utanmayıp utandırmadan aşkı üzerime yüreğimden başka muska takmadan konuşmak istiyorum.
——
İsmet Özel / Erbain
Monterey Bay Aquarium
Not today Justin

roma★
DEAR READER
Jules of Nature
todays bird

No title available
Show & Tell

No title available
cherry valley forever

if i look back, i am lost
we're not kids anymore.
Game of Thrones Daily
$LAYYYTER

ellievsbear

Discoholic 🪩
No title available
h

Kiana Khansmith
Sade Olutola
seen from United States
seen from Malaysia
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United Kingdom

seen from Malaysia
seen from Saudi Arabia

seen from Türkiye

seen from Türkiye

seen from United States

seen from Singapore

seen from United States

seen from United States

seen from France
seen from United States
seen from United States
seen from United Kingdom

seen from Australia
seen from United Kingdom

seen from Japan
@asimekrem
Ağlamadan dillerim dolaşmadan yumruğum çözülmeden gecenin karşısında şafaktan utanmayıp utandırmadan aşkı üzerime yüreğimden başka muska takmadan konuşmak istiyorum.
——
İsmet Özel / Erbain
Şahin Kuşunun Hazin Hikayesi
—
“Yaralı şahin kuşu, bir yaşlı kadının bahçesine kondu. Yaşlı kadın perişan görünümlü şahine acıdı, merhamet etti yanına aldı. Aç şahinin önüne çocukları için hazırladığı hamur bulamacını koydu. Şahinin, önüne konan tasa gagasını daldırması ile başını sallayarak geri çekmesi bir oldu. Çünkü şahin et yerdi, hamur bulamacını yiyemedi.
Yaşlı kadın, şahinin bu hâlini görünce üzüldü:
«-Vah!» dedi, «Gagan uzamış, kıvrım kıvrım olmuş. Yumuşacık bir hamur bulamacını bile yiyemez olmuşsun. Senin önceki sahibin hiç mi Allah’tan korkmazdı ki, şu gaganı düzeltmemiş hiç!..» dedi ve eline aldığı kör makas ile şahinin gagasını kesmeye çalıştı.
Şahin yaşlı kadının elinden kurtulmak için çırpınsa da, nâfile, kaçamadı. Yaşlı kadın şahinin gagasını kesti.
Şahin çırpınırken, yaşlı kadın, şahinin kanatlarını gördü:
«-Vah!..» dedi, «Senin eski sahibin sana hiç bakmamış, şu kanatların ne hâle gelmiş, kimi uzun, kimi kısa kalmış!..» diyerek, şahinin o güzelim kanatlarını elindeki makasla düzeltmeye başladı.Şahin acı ile kıvrandı, çırpındı… Çâresizce pençelerini kadının koluna attı ve tırnaklarını kadının koluna geçirdi.
Yaşlı kadın, şahinin kanatlarını -güya- düzeltirken koluna batan tırnakları gördü:
«-Vah vah! Önceki sahibin nasıl merhametsizmiş ki, bir kere bile tırnaklarını kesmemiş. Tırnakların ne de çirkin olmuş.» dedi ve elindeki makas ile şahinin avlanmakta kullandığı pençelerini söküp attı.
Câhil ve yaşlı bu kadının elinde rezil olan şahinin gözleri doldu. Yaşlı kadın, şahinin bu hâlini görünce hiddetlendi:
“-Kimseye iyilik yaramıyor ki!..” dedi, “Ben iyilik yapıyorum, kuş ağlıyor.” diye söylendi. Sonra da elindeki kuşu:
“-Git hadi, bildiğin yere!..” diyerek kaldırdı havaya attı.Şahin çırpındı uçmak için… Ama kanatları kesikti, uçamadı… Acı ile yere inmek istedi, tırnakları sökülmüştü yere de konamadı… Kendini yan üzeri bir kulübeciğin arkasına attı.Koca koca avları, gökyüzünde süzüle süzüle avlayan cesur şahin kuşu, câhil kadının elinde korkak bir kargaya dönüşmüştü.
“Midesine dolan nimetleri alkışlatmaktan başka irade kuvveti olmayan büyük, küçük bütün zalimlerin karşısında gerçek fatihler, hürriyeti alkışlatmışlardır.”
— Nurettin Topçu / Büyük Fetih
Şurası acı bir hakikattir ki, Milli Mücadele'de zafer kazanıldıktan, binlerce şehit vatan uğuruna, din uğuruna, hilal istiklal uğruna, kara topraklara kefensiz gömüldükten sonra, Halk Partisi tarafından bu ruha ihanet edilmiş, büyük iman cephelerinin sesi susturulmuştur. Paris sokaklarında yetişenler, hukukubeşer beyannamesini ezbere bilenler, laiklik ve inkılapçılık perdesi arkasında, Anadolu halkının imanını, vicdanını, hak ve hukukunu pervasızca çiğnediler.
Osman Yüksel Serdengeçti / Bir Nesli Nasıl Mahvettiler
Ağlamadan dillerim dolaşmadan yumruğum çözülmeden gecenin karşısında şafaktan utanmayıp utandırmadan aşkı üzerime yüreğimden başka muska takmadan konuşmak istiyorum.
——
İsmet Özel / Erbain
Çocukluğum uzaklarda Bana sanki gelsen diyor Benim şehrim çocuk kalbim Yüküm ağır çeksem diyor Gençliğim de orda saklı Ah ne var ki inanmıyor
Bir kuş olsam uçsam derdim Biraz kahrını çeksem derdim O şehirde bir vurulsam Ölsem derdim
Yok be kalbim böyle ölme İtiraf et söyle sen de Her şey eski dönmek yok Ah ne çare
O diyarlar o tepeler Bu yalnızlık bitmez diyor Fenerimi yaksan da olur Ben ölüyüm çocuk diyor Gençliğim de orda saklı Ah ne var ki inanmıyor
Nazan Öncel · Göç · Song · 1995
Mükemmeli başaramayız. Fakat yapabileceğimiz bir şey var: Daha fazla insan olmak için, her insanın daha fazla insana benzemesi için daimi olarak gayret gösterebiliriz.
Aliya İzzetbegoviç / Zindandan Notlar
Sürün atlılar, sürün! Beni alıp götürün, Bu yerde pek yalnızım. Demeyiniz bu da kim? Öyle diyor ki, içim, Candan aşinanızım…
Necip Fazıl Kısakürek / ÇİLE
… Müslümanlığı bir iki farzı; o da yarım yamalak olmak suretle eda etmekten ibaret zannediyorsunuz. Zaten bütün dünya yüzündeki Müslümanların felaketine belli başlı bir sebep varsa, o da İslamiyetin bir bütün olduğunu, yani bir çok emir ve hükümden oluştuğunu, ondan dolayı Müslüman namı altında yaşayan bir adamın “Ben Müslümanım” diyebilmesi için İslam’in ne kadar şartları, farzları varsa hepsini birden eda etmesi lazım geleceğini hiç hatırlarına getirmemeleridir.
Mehmet Akif Ersoy / Düzyazılar
İslam Alemi, asırlardan beridir, göklerin, yerlerin dilinden bir şey anlamaz oldu! Halbuki, her zerrenin kalbinde bir güneş sistemi olduğunu gören; madenlerin bile bir gelişme devresi geçirdiğini cansız cisimlerin lisanından anlayan arifleri, alimleri vardı. Kudret elinin kainat kitabında yazdığı sayfaları artık okuyamadıktan başka; gece gündüz okuduğumuz Allah tarafından indirilmiş kitap da neredeyse hiç bize söylemeyecek bir hale gelecek! Batının büyüklerinden biri: ‘’Müslümanlık iki asır içinde insanlık alemine sayısız astronomi alimi yetiştirmiş iken, kilisenin hakim olduğu on iki asır zarfında biz bir astronomi bile çıkaramadık!’’ diyor.
Mehmet Akif Ersoy / Düzyazılar
işte nüfusu üç yüz elli milyona varan İslam ümmeti gözümüzün önünde duruyor. Küçük bir cemaat iken harikalar gösteren, cihana hakim olan bu ümmet, şu çokluğuyla beraber, şimdi cihanın mahkumu bulunuyor! Bu ne musibettir! Bu ne felakettir!
Mehmet Akif Ersoy / Düzyazılar
Görenek dinimizi tahrip ettiği kadar dünyamızı da etmiştir. Zaten Müslümanlıkta dinle dünya birbirinden ayrılmaz ki. İşte tarih meydanda duruyor. İslam milleti, İslamı asıl saflığıyla muhafaza ettikçe hem dini, hem dünyası mamurmuş; o saflığı böyle bir sürü bidatla bulandırınca hüsrandan hüsrana düşmüş.
Mehmet Akif Ersoy / Düzyazılar
Din emirleri taklitle ayakta duruyor bilmenin doğurduğu bir fenalıktır ki içten içe birer ikişer bidat, üçer beşer hurafe miras ola ola bugün akidelerimiz, ibadetlerimiz, davranışlarımız adeta hurafeler toplamı, bidat yığını haline gelmiş.! Dînin aslını kolay kolay hatırlayamıyoruz bile!
Mehmet Akif Ersoy / Düzyazılar
Dini taklit, dünyası taklit, adetleri taklit, kıyafeti taklit, selamı taklit, kelamı taklit, kısacası her şeyi taklit olan bir milletin fertleri de insan taklidi demektir ki, mümkün değil, hakiki bir sosyal toplum meydana getiremez; ondan dolayı yaşayamaz.
Mehmet Akif Ersoy / Düzyazılar
Bedeninize iyi bakın ama ruhunuza daha da iyi… Beden bir gün geldiği yere geri gider, ruhunuzsa hak ettiği yere…
Viking Atasözü
Başarısızlığa giden tüm toplumlarda yükümlülüklere ve aileye duyulan saygı da kişinin etrafındaki diğer insanlara hissettiği şefkatle birlikte azalır. Bunların yerini eğlence, kafa dağıtma, yiyip içme ve oraya buraya saldırma alır.
John Taylor Gatto / Eğitim: Bir Kitle İmha Silahı
Bir sigara kâğıdını şu masaya koy, üstüne bir taş bırak, kapıları kapa ve git! Üç yüz sene sonra gel, yerinde bulursun. Belki sararmış, belki buruşmuş, fakat yine o. Bir sigara kâğıdı kadar yaşayamıyoruz. Kefenimizden evvel çürüyoruz.
— Bir Adam Yaratmak, Necip Fazıl Kısakürek